Yel yapraklarımı savurur,
Dört yanım yağmurla örtülü;
Güz vaktim gerçek ya, ne yağmur!
Kafamda hep bir uykusuzluk
Ve masamda bir düşler gülü,
Gecenin içinde, soyunuk.
Ve bir düşünce arasında
Ellerim; beyaz, boş ve bencil,
Bu gül’le gece arasında,
Kopmuş gidiyor dallarımdan...
Hayır, başımdan yana değil
Uykusuzluğum, ellerimden.
Ahmet Muhip Dıranas
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kalenderiz, sesimiz çatal, suyumuz karanlık
Karanlık ve acı mı? Acı da ne demek?
Kaderimiz bir Pazar’ın akşam saatleri
Gel Allah’ın zabıtası topla bizi
Kalenderiz, sakalsız, taraksız, cascavlak
Rabbini tüysüz bir oğlan suretinde gördü Şah
Zahit bizi tayin eyleme, ta’n eyleme, tam eyleme
Höykürür Zebur, kamburumuz Arafat
Kalenderiz, cemaat değil, dernek hiç
Etkili yakınlarımızı yaktık güne zinde başladık
Sesimiz ulaşmaz şükür koca Tanrı’dan gayrıya
Zırnık biziz, halt biziz, biziz hiç
Ahmet Murat
Tabutunuz
Pırıl pırıl çivileri ve talaş kokuyor
Demek taze ölülerdensiniz hemşehrim
Kan akıtılmadan
Kesildi damarlarınızın sıcaklığı
Söyleyin kim yokladı
Bir ateş salmaya içinizi
Şimdi doya doya seyredin gövdenizi
Kalabalıklardan eli mızraklılardan
Otomobillerden nüfus patlamasından
Ve o koca denizlerin kirlenip ağrımasından
Cahit Zarifoğlu
bilmemek bilmekten iyidir
düşünmeden yaşayalım
mâra
günü ve saatleri ne yapacaksın
senelerin bile ehemmiyeti yoktur
seni ne tanıdığım günleri hatırlarım
ne seneleri
yalnız seni hatırlarım
ki benim gibi bir insansın
tanımamak tanımaktan iyidir
seni bir kere tanıdıktan sonra
yaşamak acısını da tanıdım
bu acıyı beraber tadalım
mâra
başım omuzunda iken sayıkladığıma bakma
beni istediğin yere götür
ikimiz de ne uykudayız
ne uyanık
Asaf Hâlet Çelebi
Başın çok yükseklerde eğil selvi boylu
Eğil bir kez nasıl bir şeysin göreyim
Nasıl liman çocukları zalim
Nağra atarlar gecenin koynuna
Daha başkaları da var
Tabiatlarını mayalarını açıklayan
Ya sen selvi boylu nesisin
Ya ben neyiyim körlüğün
Eğil hakkımızla
Birlikte bağıralım içine esirliğin
Ben hırsız olayım kendi malıma ha!
Ben yakalanayım eşkiyama
Gardiyanların değişti de n`ooldu
Haydi soyun bir kez daha kırbaçlan kendi dallarına
Dağ özlemin sarı bir kanarya oldu
Ötüşsüz uçtu uçamadı kondu konamadı
Akıl ve hikmet emzirirdi mağara
Yarasa doldu.Yüz çarpılır göz kayar
Güneşin tozu yağmuru ateşleri taşları
Gelse gelse elimin vuruşma özlemini alsa