BirDem

BirDem
@BSerdar
“Her şey için tek şey diliyorum, Allahın gülleri yakamızı bırakmasın.” “Aşıklar kâr zarar gütmez kurbanım”
Bilmez Miyim Hiç
Bilmez miyim hiç bütün bu sözler ne der ona Bu sözler ve bu sözlerin içinde çırpınan uzaklıklar Dolaşıyorum bir başıma, ortalıkta kimsecikler yok Kıyılar da bomboş, kır yolları da Soluğumu duyuyorum ara sıra, bir onu duyuyorum Duymuyorum belki de, biliyorum yalnızca Ayaklarımın altında yaban naneleri, kekikler Yol kenarında bir kapı, tahta Peki, kim yitirmiş evini, ya da Hangi yitikle yok olmuş o yapı Kimbilir Vuruyorum yokuş aşağı, kıyıya Bir taşın üstüne oturuyorum Ben oturur oturmaz Çıkıyor kuytularından bütün görünümler Ve ufak bir oyun oynuyor bana doğa Alıp alıp götürüyor gözlerimi bıkmadan Kısalıp uzayan bir çift yılan balığını andıran gözlerimi Güneşin şavkından yuvarlanan çakıllara Tam o sıra bir vapur yanaşıyor iskeleye uzun sürecek bir sonbahar taslağı gibi Denize yeni sürülmüs bir tarlaya benziyor, uyanık, diri Ve işin tuhafı bense Alışıyorum gittikçe Her gün bir parça daha alışıyorum yalnızlığıma Ürperiyorum bir ara arkamdaki ayak sesinden Ve bu yüzden mi bilmem Durup bir süre çevreme bakar gibi yapıyorum Sürüyle kus havalanıyor defnelerin içinden Sürüyle, evet, hatırlıyorum birden Nicedir unutmuşum saymayı bile günleri
Şiir
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Trenler De Gecikir
İnsan sessizlikte ve asansörlerde yaşlanmıyor Bizim için cennetten yer ayırtacak diye uğurluyorsun ölüleri İnsan haksızlığı ve atların titreyişini sevmiyor Çünkü tatlı tatlı yaşlanmanın da keyfi yok Kimsenin kimseye aşkı Ortadoğu’da planları altüst etmiyor Mermisini evde unutmuş avcının şaşkınlığı Namlunun ucundaki kuşun hakikatine kader Üzülme sen en güzel yarının bir öncesisin Sen en kötü günün ta kendisisin En güzel gün gelmeden Asla şiir sevmemelisin Sen şiir seversen uçaklar hakikate düşer Sen hepimizin yağmuru olsan seni sevmezdik Kimsenin yağmuru kimsenin sevgisine göre değil zaten Annen çaya tek şeker atardı Çayın bile çığlığını öpsün diye Yüzü yere bakan dağları gösterirdi sana İncinmiş iki çirkin haydut olurduk Misafire çam kokulu ve süslü yorganlar çıkartan Taşra kadınlarını anlatmak istemek, şiirdir Sus ve en kırgın ismini sakla herkeslerden Daha büyümeye niyetlenmemişsin Tali yolları kullanıyorsun, iyi Sana suyu hıfzetmek Bana apansız, bana gücenik belalar kaldı
Şiir
Hiçbir ses yakalayamaz beni Dağlarda küskün, küçük Bir ot parçasının yankısından başka. Hiçbir ses yakalayamaz beni Nar ağaçlarının çıngıraklarından başka Duyuyorum burukluğumun tadını Kendimden uzaklığımın da Bir şarap çeşnicisi gibi Parmağını dünyaya Tedirgin bir Tanrı gibi uzatmış da. Değil ki her gün bir giysi eskitiyorum Yaşama dadanmış da iğreti suratıyla Hayır,sığ sularda kaybolmuşum ben Gösterip kıskaçlarımı nasılsa Üstümde çakıp duran bir kent boğuntusu Yüreğimde hırpalanmış bir arma Kaygılı bir yüz gibi boynunu uzatmış da. Hiçbir ses yakalayamaz beni Susuz bir gökyüzü çınlamasından başka Bir doğa çeşnicisiyim ben alışılmadık Belki böyle son defa Yudumlayaraktan öfkemi Avucunu yüreğine daldırmış da. Hiçbir ses yakalayamaz beni Dağlarda küskün, küçük Bir ot parçasının yankısından başka. Edip Cansever
Şiir
Kuş Resimleri
Gök bitti Hırkama yapıştırılmış kuş resimleri Çocukluğumu bir kitap gibi Kapatmışlar anne Akmıyor artık o nehir Ağır Ve nazenin. Çıkınımda ne kır çiçekleri var Ne de börtü böcek sesi Güneşle arama Bu kent girdiğinden beri Gülümsemek Yaprakları hışırdatmıyor Gelinciklere Ve meleklere göz kırpmıyor Güneşli çimenlerden uzak Çok uzak Asansör içinde yaşamakla Rüyaların bile Künhü kalmadı Kaf dağında giden samanyolu yandı /bir gün bu kentten kaçıp çiçeklerden elbise giyeceğim çocukluğumun
Şiir
Derin Zaman
Ben senin sınırlı gövden ile beni sonsuz sarmanı diledim. Uykum seninle kışın kolları arasında devrilerek dönerek tamamlansın, içimde kuzeyin kuşları sussun istedim. Kışı ve kışın kalbimde ağırlaşan meyvesini, çiy düşmüş, soğumuş, donmuş bir dili hatırlamak için beni büyüleyen o kimyanın boşluğunda durup yalvardım: Beni bu siyah boşluğun içine bırakma, derin bir zaman istedim senden, ama bana onu verme! Ne kışa ne yaza uygun kalbim, çatlat aramızdaki donmuş dili, yokluğunun sebebini anlatamadım kendime, yokluğun ne vakittir karlı bir tepe gibi içimde. Ayağa kalk, yaklaş, dilini döndür ağzında de ki: Ben onunla denizin dövdüğü dilsizzz taşlar üstünde sustuydum. Birhan Keskin
Şiir