Batılı eğitim, aklı aşırı derecede öne çıkarma ve kalbi görmezden gelme eğilimindedir. Temel eğitimin tamamı -okuma, yazma ve aritmetik- aklın öğrenmesiyle ilişkilidir. Müzik, sanat ve sosyal beceriler gibi kalbi geliştiren dersler, genellikle ikinci sınıf, önemsiz konular gibi görülür. Bu eğitim tarzı, çok zeki ancak yeterince becerikli olmayan yüksek eğitimli üniversite mezunları klişesini doğurdu. Buna karşın tasavvuf psikolojisi, kalbin beslenmesi ve geliştirilmesi ihtiyacını öne çıkarır. Kalbi açılmış olan, kalbi kapalı olana nazaran daha bilge, daha şefkatli ve daha anlayışlıdır.
Tanınmış bir mürşid-i kâmil, dervişlerine şöyle söyledi:” Kapıyı imanla çalmaya devam ederseniz o kapı sonunda size açılacaktır.” Kendisi de bir velî olan Rabia, o esnada oradan geçiyordu. Bu sözleri işitti ve şu yorumu ekledi:” O kapı hiç kapanmadı ki?” Bu yorumu duyan mürşid, onu hürmetle selamladı.
Şefkat ve merhamet göstermek için büyük bir zenginliğe sahip olmamız gerekmiyor. Hz İsa’nın söylediği gibi, Allah bir serçenin yere düşmesini bile görür ve önemser.
“Ey dostum! Kalbin cilalı bir aynadır. Üzerinde birikmiş toz perdesini silip temizlemelisin çünkü o ilahi sırların nurunu yansıtmak üzere yaratılmıştır” Gazâlî