BirDem

BirDem
@BSerdar
“Her şey için tek şey diliyorum, Allahın gülleri yakamızı bırakmasın.” “Aşıklar kâr zarar gütmez kurbanım”
Her aşk bulunduğu kalbin şeklini alır. Toprak kokusu değince o rüyaya Aşk çözülür... geriye menekşeler kalır. Solmuş menekşeler: derinliğin tarihi. Yenik kavimlerin tarihi. Sevmek ateştir diye seslenir biri. Yalnız o mu? Kavuşmak ateş Kalbini bıraktığın sular ateş Şarkılar ateştir: “iki mehtap arasında kaldı gönül.” İki güneş İki gökyüzü arasında. Bir buluta karşı iki güneş durduğunda Her ölüm kendi gövdesinin şeklini alır. M. Kemal Sayar
Şiir
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Beni sorarsan
Beni sorarsan, Kış işte Kalbin elem günleri geldi Dünya evlere çekildi, içlere Sarı yaseminle gül arasında Dağların mor baharıyla Sis arasında Denizle gül arasında Yanımda kediler, kuşlar Fikrinden dolaşıyor Hiçbir iktidarı sevmesem de Sobanın iktidarında Çarpışa çarpışa nasılsa Büyüyebilen kızlar Uslu, sakin, ölümü bekliyorlar Yaşlılık Dev mi oldular, başkaları Üstüne üstüne gelip korkusuz Güçlerini deniyorlar Gülten Akın
Şiir
Bir Gün Sabah Sabah
Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam, Uykudan uyandırsam seni: Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliç\'ten. Vapur düdükleri ötmededir. Etraf alacakaranlık, Köprü açıktır henüz. Bir gün sabah sabah kapıyı çalsam... Yolculuğum uzun sürmüş oldukça Gece demir köprülerden geçmiştir tren. Dağ başında beş on haneli köyler, Telgraf direkleri yollar boyunca Koşuşup durmuş bizle beraber. Şarkılar söylemişim pencereden, Uyanıp uyanıp yine dalmışım. Biletim üçüncü mevki, Fakirlik hali. Lületaşından gerdanlığa gücüm yetmemiş, Sana Sapanca\'dan bir sepet elma almışım.. Ver elini Haydarpaşa demişiz, Vapur rıhtımdadır pırıl pırıl, Hava hafiften soğuk, Deniz katran ve balık kokulu Köprüden kayıkla geçmişim karşıya, Bir nefeste çıkmışım bizim yokuşu... Bir gün sabah sabah kapıyı vursam, -Kim o ? dersin uykulu sesinle içerden.
Şiir
YÜZÜ YAĞMURA GÖMÜLÜ DÜŞÜM
Duruşun bir ayrılık resmi çiziyor Akşamın incelen sularına Susuşun yıkıyor beni en zayıf yerimden Bilmez miyim içindeki kederi Yüzü yağmura gömülü düşüm Böyle buğulu camlarda dalgın Gözlerin iklimini yitirmiş iki bulut Bulanıp durur bir uzak rüzgarla Aykırı mevsimler içinde Saçların saklar omuzlarındaki yükü Dönsen ve öpsem incitmeden Alının gücenik ülkesini Benim ömrümsün sen, onurum, geleceğim Gitmek hangi acıyı onarır ki Bilmez misin çare değil üzüntü Şükrü Erbaş
Şiir