Bilmek ve anlamak?.. Şimdi, herkes öleceğini bilir; "ölüm" deyince, orada bir köy var uzakta hesabı... Bir de, doktordan beş on güne kadar öleceğini öğrenen adamın hâlini düşün... Öyle bilmek başka, "böyle bilmek" başka... Beş on güne kadar öleceğini öğrenen adam için, hayatın bütün o "mühimlikler, olmazsa olmazlar, iş, güç, koşturmaca, telâşeler"i nasıl bir anda anlamsızlaşır... İşte o "fânilik" hissi... Varoluş gayesine uygun yaşama şuuru filân, hep o durumlarda teşekkül eder, anlatabiliyor muyum?.. "Anlamak", bilmek, böyle olunca, öyle klişe gevelemekten, ezberden, kuru taklitten sen zaten kaçarsın ardına bakmadan... Anlamaktan "anlamaya", bilmekten "bilmeye" farkı görünce...