" Ah hayır, ne bir kuyu kadar derin, ne de bir kilise kadar geniş ama yetecek, başka bir şeye ihtiyaç yok, yarın gündüz vakti beni sorun, size mezarda olduğumu söyleyecekler."
O zaman şimdi bir çocuk hayal edin. Size az önce anlattığım nadir anatomik kondisyonları olan bir çocuk. Bir yetişkinin aşmakta güçlük çekeceği çok ciddi psikolojik travmalara maruz kalan bir çocuk. Bu şartlar altındayken hiç yardım ve destek görmediğini düşünün. Bu şartlar altında tek bir bilinç oluşturmayı başaramaz hatta aksine büyük bir çoklu reaksiyon ortaya çıkar: benliğin parçaları kendi arasında ayrışır, ta ki farklı varlıklar olarak algılanana kadar.
Bir müddet, kısa bir müddet, o kadın beni her zamanki âciz, miskin halimden kurtarmış, bana erkek, daha doğrusu insan olduğumu, benim de içimde, yaşamaya müstait taraflar bulunduğunu, dünyanın zannedildiği kadar manasız olmayabileceğini öğretmişti.