Mario Mazzanti

Mario Mazzanti

8.2/10
760 Kişi
·
2.056
Okunma
·
115
Beğeni
·
6.732
Gösterim
Adı:
Mario Mazzanti
Unvan:
Yazar
Doğum:
Toskona
Tıp fakültesi mezunu olan yazar, Milano’da dünyaya gelmiştir. Edebiyat dünyasına olan ilk adımı” Şah Mat” adlı romanıyla atmıştır. Bir polisiye romanı olan bu eseriyle başarılı olup, tanınmış hale gelen yazar, ismini zirveye yazdırmayı başarmıştır.
Soğuk ve yoğun suyun beni sardığını hissediyorum,tıpkı ölümün kendisi gibi güven verici.
Genç adam,Adriana'yı izleyen başka gözler de olduğunu bilemezdi.Bunun kızı canlı olarak son görüşü olduğunu da...
Polisiye-gerilim romanlarını yeni okumaya başlamış birisi olarak bu türe ilgimin gün geçtikçe arttığını söyleyebilirim. Lisede, herkese kendi hikâyesini yazma fırsatı veren bir uygulamada seri katillerle ilgili yazıları okurdum. Anlatılanlar genelde seri katillerin toplumdan dışlanmış kişilerden çıktığını, bu kişilerin hayatındaki dönüm noktalarının bir olaya dayandığı ve bu olay yüzünden cinayet işlediği yönünde olduğuydu. Kitabı okuduğunuzda kitap ile seri katillerin ne alakası var diyebilirsiniz. Ama maalesef spoiler vermemek için bunları anlatmamak zorundayım. Bu tip kitaplar insanın içindeki merak duygusunu körükleyerek, heyecanın artmasını sağlıyorlar bana göre. Sadece sıkıldığınızda değil hayatınıza kitabı bitirene kadar soluk katmak istiyorsanız bu türü özellikle bu kitabı okuyun derim.(‘Zaten kitap okumak hayatıma soluk katıyor’ diye düşüneceğinizi biliyorum :).) Anlatım ve konunun berrak olması zihninizin ve kelimelerin akıp gitmesine, sizi konunun içine çekip sanki olayların yaşadığınız şehirde oluyormuş gibi hissedeceğinize ve sonuna doğru ‘yok artık’ diyeceğinize garanti veriyorum.

Psikiyatrist, kriminolog ve vahşi cinayetlerinin yaratıcılarının psikolojisi ve cinayet davranışları uzmanı Doktor Claps (İtalya’da tüm üniversite mezunları fakülte ayrımı olmadan “doktor” unvanıyla anılmaktadır), İtalyan polisine suçlu psikolojisini anlamalarında yardımcı olmaktadır. Cinayetin hazırlık aşamasından, işleniş şeklinden ve cinayet sonrası kurbanın üstünde bıraktığı etkiden katilin davranışlarını, ilgi alanlarını, eğilimlerini tahmin ederek kendi suçlu profilini çıkarmaktadır. Claps bu sefer adının efsane olması uğruna cinayet işleyen, güç ve duygu doyumunu sağlamak için hain planlar kuran, medyayı kendini gösterme aracı olarak kullanmak isteyen bir seri katille karşı karşıyadır. Cinayetlerini üç hamlede şah mat olacak bir satranç maçına benzeten bu katili son hamlesini oynamadan Doktor Claps ve arkadaşları durdurabilecek mi ya da şah mat olup katilin isminin korkularak anılmasını mı seyredecekler?

Yazar hakkında araştırma yapmak istedim ama fakat hayatıyla ilgili sadece tıp mezunu olduğunu öğrenebildim. Ama kitapta tıbbi terimler yerine herkesin anlayabileceği normal bir anlatım tercih etmiş. Böylece kitabın tıbbi terimler yüzünden okunamayacağı eleştirisine kapalı.

Biliyorsunuz ki psikiyatristler tıp mezunudur. Kitapta da suç psikiyatristi Doktor Claps bu alanın tüm bilgisine sahip. Claps, katili çözebilmek için kurbanı tanımanın ve anlamanın gerektiğini, kurban belirli şekilde hareket ettiği için cinayetinde belirli bir yol izlediğini, katili güdülerinin karakterize ettiğini, bu güdülerini hırsızlık yapmak, öç almak ya da bir tecavüzü örtbas etmek için kullanmadığını aksine onu küçük düşüren topluma kendi gücünü göstermek için ya da ünlü olmak için öldürdüğünü –tabi bunlar seri katiller için geçerli- kitapta daha detaylı açıklıyor.

Son olarak değinmek istediğim şey okuduğum bazı yorumlarda gazetecilerin kişi ya da kurum özelini hiçe sayarak haber için her şeyi yapabileceğini söyleyen genellemeler. Kişisel hırs ve başarı için meslek ilkelerini hiçe sayan insanların göz ardı edilerek, hayatını insanlara doğru haber ulaştırmak için tehlikeye atan gazeteciler hakkında böyle genellemeleri doğru bulmuyorum. Kitabı okurken bu ve diğer şeylere dikkat edeceğinizi umut ederek iyi okumalar diliyorum.
Muhteşem bir kurgu... Suçluyu bulmak için sizi zorlayacak olan bu eserin temposu hiç düşmeyerek, sizi son sayfayasına kadar esir alacak...
Gazetecilerin haber için neler yapabileceğini, hırsları uğruna masumların ölümlerini umursamamalarına şaşırarak tanıklık edeceksiniz...Nefes almadan okuyacağınız bir eser...
Mario Mazzanti den okudugum ikinci kitap ve bu da Şah Mat kadar iyi bir kurguya sahip. Korku gerilim doruklarda katili bulmak hiçte kolay olmuyor. Polisiye yazarlarda bu adam pek bilinmese de bena göre en iyisi.
Mario Mazzanti'yle Türkçeye çevrilen ilk kitabı Şah Mat ile tanışmıştım. Şah Mat beni fazlasıyla etkilemişti. "Öldürmek İçin Mükemmel Bir Gün" romanıyla da yazar, Şah Mat'ın ustaca yazılmış tek kitabı olmayacağını ispatlamış. Polisiye-gerilim severlerin kitabı ellerinden bırakamayacaklarına eminim. Hiç düşmeyen temposu, şaşırtıcı sonu, güzel kurgusuyla kitabın beni çok etkilediğini söyleyebilirim. Mazzanti'nin kitaplarını henüz okumadıysanız, Şah Mat'tan başlayarak okumanızı ve İtalyan yazarın gerilim yaratma sanatına kendinizi bırakmanızı tavsiye ederim.
Kasabada herkes okula giderken kaybolan Ami ve ailesini tanıyordu. Özellikle babası Elaji herkesin saygı duyduğu güvenilir ve dürüst bir adam olarak tanınıyordu. Eve dönmeyen kızı Ami'nin kaçırıldığına ilk andan itibaren inanan Elaji, polis ve tüm kasaba halkı ile kızını aramaya başlamıştı...

Komiser Sensi ise ardında hiç ipucu bırakmayan bu küçük kızı aramak için elinden geleni yapıyordu. Görgü tanıkları ile ortaya çıkan bir gelişme onu yönlendirmede ne kadar etkili olacaktı?

Komiser Sensi, arkadaşı olan ünlü kriminolog Doktor Claps'i ziyaret ettiğinde onun görüşüne başvurup yardımını istemekten çekinmeyip, ortadan kaybolan bu küçük kızların ardında katilin imzasının dışında hiç bir iz bırakmamaları, soruşturmanın çözümünü zorlaştırmak ile beraber bulunmayan cesetlerinde varlığından şüphelenmesine sebep oluyordu. Katilin imzasını ise mantıkları kabul etmekte zorlanıyordu...

Profesör Trevis ise tedavi ettiği ağır şizofren hastalarına hiç istemese de kasaba da yaşayan Cellini ailesinin kızını da dahil eder. Ağır travma altında ki bu kız ile Doktor Claps'in yolu kesiştiğinde, izlediği yolun doğru olup olmadığını tekrar sorgulamaya başlayacak...

Her sayfası gerilim dolu bu kitabı okurken, katili kendi ellerinizle öldürmek isteyeceksiniz...
Kitabı almama sebep olan tek şey satranç sevgisiydi. Ne kapağındaki vezire saplanmış bıçağa alıcı gözle baktım, ne de arka kapak yazısını okudum. Polisiye bir roman olduğunu da bilerek satın aldım. Kurgu güzeldi, bu tür kitaplarda olduğu gibi akıcı ve heyecanlandırıcı şekilde yazılmıştı. Kesinlikle iyi bir plan içeriyordu ve zekice yazıldığı açıkça ortadaydı. Eminim çoğu kişi kısa bir sürede okumuştur, bir oturuşta ortalama 100-150 sayfa okunduğuna eminim.(iyimser bakıyorum, belki de 200 de olabilir)
Beğendiğimi söyleyebilirim, duşa girdiğimde genelde soğuk suyu tercih etmeme rağmen kitabın etkisiyle üstüme sıcak suyu akıttığımı, derin nefes aldığımı kitabın bazı bölümlerini düşündüğümü ve her an banyonun kapısının açılacağını hayal ettiğimi de belirtmeliyim. Farkındaysanız her şeye rağmen bir şer koyacağım hissi yaratıyorum. Bu konuya girmeyeceğim. Tek söyleyeceğim şey eser güzel lakin okuma tercihlerimizin hep bu yönde olmaması gerekir diyorum. Bu yön derken polisiye kast etmiyorum. Kitabı tavsiye ederim.
Gerçekten adrenalin yüklü bir kitap. Katil ortaya çıktığında bile aslında tam olarak ortaya çıkmayan başından beri herkesi katil ilan edip bir tek onu söylemedigim kişi katil çıktı. Cidden çok iyi kurgulanmış. Tercih dönemi nedeniyle bu kadar geç kaldım okumak için yoksa elime aldığımda zor bırakıyorum. Tahmin edilmesi zor bir cinayet romanı. Okumaya hazır mısınız :)
Yazar tarih ve isimlerle o kadar doldurmuş ki, bir polisiye okuduğumu unuttum diyebilirim. Yazarın diğer kitapları kesinlikle daha iyi. Okuyacaklara tavsiyem; Bir polisiye kitabı olarak değil, daha çok Ortaçağı anlatan bir kitap olduğunu düşünüyorum. İyi okumalar.
Polisiye roman okumayı seven biriyseniz bilirsiniz, genelde cinayet romanları birbirine benzer ve başta cinayet işlenir, deliller araştırılır, konu üzerine kafa patlatılır ve katil bulunur. Hatta bu romanlarda yeni biri değilseniz kitabın başından katilin kim olacağını tahmin edersiniz ve yanılmazsınız. Ben de yanılmayacağımı sanıyordum, işte bu konuda yanıldım.

Şah Mat, Mario Mazzanti' nin ilk kitabı. Yazar tüm hayatı boyunca etkilendiği durumların gölgesini düşürmüş kitabına. Satranç, edebiyat, opera, sinema ve asıl mesleği cerrahlık... Hiç şüphesiz yazarın iç dünyasına hayran kaldığımı belirtmek istiyorum.

Kitap oldukça ustaca kurgulanmış, belki daha fazla ayrıntıya yer vererek okuyucuyu zorlayabilirdi fakat kesinlikle yavan değil; eksisi yok artısı var. Yazarın olayı anlatış şekli ise tam yerinde olmuş: bölümleri günlere göre ayırmış ve aynı bölümde bir çok karakterin gözünden anlatmış. Bölümlerin fazla uzun olmaması ve bir çok bölümü en heyecanlı yerinde bitirmiş olması kitaba sürükleyicilik katmış. Aynı zamanda oldukça akıcı ve bu konuda çevirmene de büyük bir pay düştüğünü söylemeden edemeyeceğim.

Bir Jean Christophe Grange hayranı olarak şunu söyleyebilirim ki, Grange' ın bir çok kitabıyla eş değer belki de daha iyi. Sanırım Şah Mat'ı yazmak , Mario Mazzanti' nin hayatında yaptığı en güzel şey.
Kolayca okunabilecek, heyecan dolu bir psikolojik gelirim romani. Yazarı'nın okuduğum ill kitap ve kesinlikle yazarı'nın bütün kitapları da okumaliyim. Ilk sayıfadan son sayfa'ya kadar gelirim vahşi dolu. Kusursuca yazılmış bir kitap. Özelikle polisye romanları okumayı seven arkadaşlarıma şiddetle tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Mario Mazzanti
Unvan:
Yazar
Doğum:
Toskona
Tıp fakültesi mezunu olan yazar, Milano’da dünyaya gelmiştir. Edebiyat dünyasına olan ilk adımı” Şah Mat” adlı romanıyla atmıştır. Bir polisiye romanı olan bu eseriyle başarılı olup, tanınmış hale gelen yazar, ismini zirveye yazdırmayı başarmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 115 okur beğendi.
  • 2.056 okur okudu.
  • 57 okur okuyor.
  • 976 okur okuyacak.
  • 45 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları