Şah Mat

8,2/10  (411 Oy) · 
1.220 okunma  · 
321 beğeni  · 
7.442 gösterim
Polisle satranç oynayan bir seri katil...

Suç psikiyatristi olarak polise destek vermekte olan Claps'in suçluların davranış profilini inceleyerek olası şüphelileri tespit etmek gibi çetin bir görevi vardır. Ancak bu sefer ortadaki cinayet hiç de basit değildir. Karşısında acımasız, kararlı, unutulmak istemeyen ve şehrin korkulu rüyası olmayı amaçlayan bir seri katil vardır. Çözüm hep avuç içinde gibidir ama bir türlü ulaşılamamaktadır, aşılan her bir basamak katilin ininin derinliklerine dalmaktan başka bir işe yaramaz.

"Mario Mazzanti ilk kitabını en lezzetli malzemeleri karıştırarak hazırlamış: Satranç, edebiyat, sinema, opera ve asıl mesleği olan cerrahlık."
Paperblog

"Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı ve gerçeğin insanın en karanlık hırslarında gizlendiği nefeslerinizi kesecek bir gerilim romanı."
La Feltrinelli
  • Baskı Tarihi:
    Haziran 2016
  • Sayfa Sayısı:
    512
  • ISBN:
    9786053844334
  • Orijinal Adı:
    Scacco alla regina
  • Çeviri:
    Güliz Akyüz Yıldırım
  • Yayınevi:
    Sonsuz Kitap
  • Kitabın Türü:
Murat Sezgin 
09 Ara 2016 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · 9/10 puan

Polisiye-gerilim romanlarını yeni okumaya başlamış birisi olarak bu türe ilgimin gün geçtikçe arttığını söyleyebilirim. Lisede, herkese kendi hikâyesini yazma fırsatı veren bir uygulamada seri katillerle ilgili yazıları okurdum. Anlatılanlar genelde seri katillerin toplumdan dışlanmış kişilerden çıktığını, bu kişilerin hayatındaki dönüm noktalarının bir olaya dayandığı ve bu olay yüzünden cinayet işlediği yönünde olduğuydu. Kitabı okuduğunuzda kitap ile seri katillerin ne alakası var diyebilirsiniz. Ama maalesef spoiler vermemek için bunları anlatmamak zorundayım. Bu tip kitaplar insanın içindeki merak duygusunu körükleyerek, heyecanın artmasını sağlıyorlar bana göre. Sadece sıkıldığınızda değil hayatınıza kitabı bitirene kadar soluk katmak istiyorsanız bu türü özellikle bu kitabı okuyun derim.(‘Zaten kitap okumak hayatıma soluk katıyor’ diye düşüneceğinizi biliyorum :).) Anlatım ve konunun berrak olması zihninizin ve kelimelerin akıp gitmesine, sizi konunun içine çekip sanki olayların yaşadığınız şehirde oluyormuş gibi hissedeceğinize ve sonuna doğru ‘yok artık’ diyeceğinize garanti veriyorum.

Psikiyatrist, kriminolog ve vahşi cinayetlerinin yaratıcılarının psikolojisi ve cinayet davranışları uzmanı Doktor Claps (İtalya’da tüm üniversite mezunları fakülte ayrımı olmadan “doktor” unvanıyla anılmaktadır), İtalyan polisine suçlu psikolojisini anlamalarında yardımcı olmaktadır. Cinayetin hazırlık aşamasından, işleniş şeklinden ve cinayet sonrası kurbanın üstünde bıraktığı etkiden katilin davranışlarını, ilgi alanlarını, eğilimlerini tahmin ederek kendi suçlu profilini çıkarmaktadır. Claps bu sefer adının efsane olması uğruna cinayet işleyen, güç ve duygu doyumunu sağlamak için hain planlar kuran, medyayı kendini gösterme aracı olarak kullanmak isteyen bir seri katille karşı karşıyadır. Cinayetlerini üç hamlede şah mat olacak bir satranç maçına benzeten bu katili son hamlesini oynamadan Doktor Claps ve arkadaşları durdurabilecek mi ya da şah mat olup katilin isminin korkularak anılmasını mı seyredecekler?

Yazar hakkında araştırma yapmak istedim ama fakat hayatıyla ilgili sadece tıp mezunu olduğunu öğrenebildim. Ama kitapta tıbbi terimler yerine herkesin anlayabileceği normal bir anlatım tercih etmiş. Böylece kitabın tıbbi terimler yüzünden okunamayacağı eleştirisine kapalı.

Biliyorsunuz ki psikiyatristler tıp mezunudur. Kitapta da suç psikiyatristi Doktor Claps bu alanın tüm bilgisine sahip. Claps, katili çözebilmek için kurbanı tanımanın ve anlamanın gerektiğini, kurban belirli şekilde hareket ettiği için cinayetinde belirli bir yol izlediğini, katili güdülerinin karakterize ettiğini, bu güdülerini hırsızlık yapmak, öç almak ya da bir tecavüzü örtbas etmek için kullanmadığını aksine onu küçük düşüren topluma kendi gücünü göstermek için ya da ünlü olmak için öldürdüğünü –tabi bunlar seri katiller için geçerli- kitapta daha detaylı açıklıyor.

Son olarak değinmek istediğim şey okuduğum bazı yorumlarda gazetecilerin kişi ya da kurum özelini hiçe sayarak haber için her şeyi yapabileceğini söyleyen genellemeler. Kişisel hırs ve başarı için meslek ilkelerini hiçe sayan insanların göz ardı edilerek, hayatını insanlara doğru haber ulaştırmak için tehlikeye atan gazeteciler hakkında böyle genellemeleri doğru bulmuyorum. Kitabı okurken bu ve diğer şeylere dikkat edeceğinizi umut ederek iyi okumalar diliyorum.