Adı:
Şah Mat
Baskı tarihi:
Haziran 2016
Sayfa sayısı:
512
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053844334
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Scacco alla regina
Çeviri:
Güliz Akyüz Yıldırım
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sonsuz Kitap
Polisle satranç oynayan bir seri katil...

Suç psikiyatristi olarak polise destek vermekte olan Claps'in suçluların davranış profilini inceleyerek olası şüphelileri tespit etmek gibi çetin bir görevi vardır. Ancak bu sefer ortadaki cinayet hiç de basit değildir. Karşısında acımasız, kararlı, unutulmak istemeyen ve şehrin korkulu rüyası olmayı amaçlayan bir seri katil vardır. Çözüm hep avuç içinde gibidir ama bir türlü ulaşılamamaktadır, aşılan her bir basamak katilin ininin derinliklerine dalmaktan başka bir işe yaramaz.

"Mario Mazzanti ilk kitabını en lezzetli malzemeleri karıştırarak hazırlamış: Satranç, edebiyat, sinema, opera ve asıl mesleği olan cerrahlık."
Paperblog

"Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı ve gerçeğin insanın en karanlık hırslarında gizlendiği nefeslerinizi kesecek bir gerilim romanı."
La Feltrinelli
Polisiye-gerilim romanlarını yeni okumaya başlamış birisi olarak bu türe ilgimin gün geçtikçe arttığını söyleyebilirim. Lisede, herkese kendi hikâyesini yazma fırsatı veren bir uygulamada seri katillerle ilgili yazıları okurdum. Anlatılanlar genelde seri katillerin toplumdan dışlanmış kişilerden çıktığını, bu kişilerin hayatındaki dönüm noktalarının bir olaya dayandığı ve bu olay yüzünden cinayet işlediği yönünde olduğuydu. Kitabı okuduğunuzda kitap ile seri katillerin ne alakası var diyebilirsiniz. Ama maalesef spoiler vermemek için bunları anlatmamak zorundayım. Bu tip kitaplar insanın içindeki merak duygusunu körükleyerek, heyecanın artmasını sağlıyorlar bana göre. Sadece sıkıldığınızda değil hayatınıza kitabı bitirene kadar soluk katmak istiyorsanız bu türü özellikle bu kitabı okuyun derim.(‘Zaten kitap okumak hayatıma soluk katıyor’ diye düşüneceğinizi biliyorum :).) Anlatım ve konunun berrak olması zihninizin ve kelimelerin akıp gitmesine, sizi konunun içine çekip sanki olayların yaşadığınız şehirde oluyormuş gibi hissedeceğinize ve sonuna doğru ‘yok artık’ diyeceğinize garanti veriyorum.

Psikiyatrist, kriminolog ve vahşi cinayetlerinin yaratıcılarının psikolojisi ve cinayet davranışları uzmanı Doktor Claps (İtalya’da tüm üniversite mezunları fakülte ayrımı olmadan “doktor” unvanıyla anılmaktadır), İtalyan polisine suçlu psikolojisini anlamalarında yardımcı olmaktadır. Cinayetin hazırlık aşamasından, işleniş şeklinden ve cinayet sonrası kurbanın üstünde bıraktığı etkiden katilin davranışlarını, ilgi alanlarını, eğilimlerini tahmin ederek kendi suçlu profilini çıkarmaktadır. Claps bu sefer adının efsane olması uğruna cinayet işleyen, güç ve duygu doyumunu sağlamak için hain planlar kuran, medyayı kendini gösterme aracı olarak kullanmak isteyen bir seri katille karşı karşıyadır. Cinayetlerini üç hamlede şah mat olacak bir satranç maçına benzeten bu katili son hamlesini oynamadan Doktor Claps ve arkadaşları durdurabilecek mi ya da şah mat olup katilin isminin korkularak anılmasını mı seyredecekler?

Yazar hakkında araştırma yapmak istedim ama fakat hayatıyla ilgili sadece tıp mezunu olduğunu öğrenebildim. Ama kitapta tıbbi terimler yerine herkesin anlayabileceği normal bir anlatım tercih etmiş. Böylece kitabın tıbbi terimler yüzünden okunamayacağı eleştirisine kapalı.

Biliyorsunuz ki psikiyatristler tıp mezunudur. Kitapta da suç psikiyatristi Doktor Claps bu alanın tüm bilgisine sahip. Claps, katili çözebilmek için kurbanı tanımanın ve anlamanın gerektiğini, kurban belirli şekilde hareket ettiği için cinayetinde belirli bir yol izlediğini, katili güdülerinin karakterize ettiğini, bu güdülerini hırsızlık yapmak, öç almak ya da bir tecavüzü örtbas etmek için kullanmadığını aksine onu küçük düşüren topluma kendi gücünü göstermek için ya da ünlü olmak için öldürdüğünü –tabi bunlar seri katiller için geçerli- kitapta daha detaylı açıklıyor.

Son olarak değinmek istediğim şey okuduğum bazı yorumlarda gazetecilerin kişi ya da kurum özelini hiçe sayarak haber için her şeyi yapabileceğini söyleyen genellemeler. Kişisel hırs ve başarı için meslek ilkelerini hiçe sayan insanların göz ardı edilerek, hayatını insanlara doğru haber ulaştırmak için tehlikeye atan gazeteciler hakkında böyle genellemeleri doğru bulmuyorum. Kitabı okurken bu ve diğer şeylere dikkat edeceğinizi umut ederek iyi okumalar diliyorum.
Check check check... checkmate!

Suçluluların davranışlarıyla ilgilenen suç psikiyatrist uzmanı Dr. Claps, bir seri katilin izini sürmektedir. Bu defa Dr. Claps'ı zor durumda düşürecek bir seri katil akıllı, temkinli, acımasız, biridir. Kurbanları hep kadınlar olmuştur, kadınların şah damarını kesip, 'vajinalarına' zarf açacağı yerleştiren bir psikopattır. Claps, her defasında katile ulaştığını düşünerek bir adım atar ama her defasında yanılır, çünkü katilimiz polisten iki adım öndedir. Seri katilin bir fantezisi daha vardır ki o da polislerle satranç oynar gibi hamleler yapmaktır. Claps bu işin üstüne gider ve bir şeyler bulur. '3' lü kombinasyon' seri katilin onlara mesaj olarak gönderdiği bir şey. Greta, bir haber sunucusudur ve üçlü kombinasyonun kraliçesidir. Dr. Claps 3'lü kombinasyonun kraliçeyi öldürmek ile son bulacağını öğrenir. Ve soluğu Greta'nın evinde alır...

Kitabın ismi son derece dikkat çekici, çünkü ismini duymanız bile kitabı alma isteğini tetikliyor. Hele ki satranç ile ilgisi olanlar... sayfa sayısına gelince, aslında fazla olması her zaman yararlıdır, sizi sıkabilir evet, ama ayrıntı açısından önemlidir. Kahramanların en ufak ayrıntısına, katilin hayat hikayesini ve psikolojik durumunun belirgin özelliklerini anlatır. Polisiye romanlarının sayfa sayısının çokluğu sizi sıkmasın, korkutmasın, çünkü her bölüm sonunda sizi meraklandırır ve kısa bir anlığına düşündürür. Acaba gözden kaçırdığım bir durum oldu mu? Hımm, sanırım elimde iki şüpheli var. Hımm, neyse bu bölümü okuduktan sonra daha net karar verebilirim... İşte bu düşünceeler yazarın sizi oyuna dahil etmek için düşünülmüş hamleler.

Kitap içinde şaşırtılacak pek bir şey yoktu. Çünkü daha önce polisiye romanları okumuş biri olarak sonu pek şaşırtmadı. Aslında yazarı tebrik etmek gerekir, çünkü bu kitap gerçek! Evet, yanlış duymadınız gerçek bir hikaye. Günümüz Brezilya, Kolombiya gibi ülkelerde reyting uğruna, aptal, salak, uyuşmuş insanların merak duygusundan yararlanarak bunlar yapılmakta. Bir cinayet işlenir ki yazar mafyadan yardım alındığını belirtmiş bu aynen günümüzde de yapılıyor, sonra bu cinayetin ayrıntılarını polisten daha fazla biliyorsunuz, kanalınızda yayınlıyor, tartışıyorsunuz sonra katili bulmaya çalışıyorsunuz. Bingo! Reytingler tavan yaptı bingo! Eh, yazar ne demişti, Televizyon halkın afyonudur...

Kitap içerisinde dikkat ettiğim birkaç tespiti yazmak istiyorum; çünkü ilgi alanım olan bir şeyi kaçırmak istemem. Size bir katilin neden bu derece ' acımasız' olarak nitelendirildiğini, aslında bunun nedeninin geçmişte yaşananlar olduğunu daha iyi idrak etmeniz için yazıyorum. Yazar tarafsız tespitinin hakkını vermiş diyebilirim. Onlar cani değil!

''Genç ve yalnız kadınları hedef alan seri katiller karşı cinse karşı baskın bir yetersizlik duygusu içindedirler, genellikle sosyal açıdan oldukça düşük bir seviyededirler ve buna dışlanma da eklenebilir; eğer bir işleri varsa yüksek sorumluluk gereken bir statüde değildirler ya da emeklerinin karşılığını alamamaktadırlar... (48)

Seri katiller kadınlara tecavüz etmezler, onları bunu yapamayacak kadar çok seveler, ama nefret duyguları türlü işkencenin önüne geçemez ve nitekim bunu uygulamaya koyulurlar, buna mecburlar. Her şey geçmişte, çocuklukta saklı!

2-''Seri katiller serseri kurşunu gibidir, günlük sıkıntıları hiçbir şiddet eğilimi içinde bulunmadan uygun bir şekilde davranarak yok etmeye çalışan milyonlarca insan varken istediğini ya da kendisinden esirgeni diğerlerinden almak için şiddet uygulayan biri hep vardır.'' (149)

3 tip seri katil vardır, sıradan, zeki ve dâhi.

Keyifli okumalar.
Muhteşem bir kurgu... Suçluyu bulmak için sizi zorlayacak olan bu eserin temposu hiç düşmeyerek, sizi son sayfayasına kadar esir alacak...
Gazetecilerin haber için neler yapabileceğini, hırsları uğruna masumların ölümlerini umursamamalarına şaşırarak tanıklık edeceksiniz...Nefes almadan okuyacağınız bir eser...
Kitabı almama sebep olan tek şey satranç sevgisiydi. Ne kapağındaki vezire saplanmış bıçağa alıcı gözle baktım, ne de arka kapak yazısını okudum. Polisiye bir roman olduğunu da bilerek satın aldım. Kurgu güzeldi, bu tür kitaplarda olduğu gibi akıcı ve heyecanlandırıcı şekilde yazılmıştı. Kesinlikle iyi bir plan içeriyordu ve zekice yazıldığı açıkça ortadaydı. Eminim çoğu kişi kısa bir sürede okumuştur, bir oturuşta ortalama 100-150 sayfa okunduğuna eminim.(iyimser bakıyorum, belki de 200 de olabilir)
Beğendiğimi söyleyebilirim, duşa girdiğimde genelde soğuk suyu tercih etmeme rağmen kitabın etkisiyle üstüme sıcak suyu akıttığımı, derin nefes aldığımı kitabın bazı bölümlerini düşündüğümü ve her an banyonun kapısının açılacağını hayal ettiğimi de belirtmeliyim. Farkındaysanız her şeye rağmen bir şer koyacağım hissi yaratıyorum. Bu konuya girmeyeceğim. Tek söyleyeceğim şey eser güzel lakin okuma tercihlerimizin hep bu yönde olmaması gerekir diyorum. Bu yön derken polisiye kast etmiyorum. Kitabı tavsiye ederim.
Gerçekten adrenalin yüklü bir kitap. Katil ortaya çıktığında bile aslında tam olarak ortaya çıkmayan başından beri herkesi katil ilan edip bir tek onu söylemedigim kişi katil çıktı. Cidden çok iyi kurgulanmış. Tercih dönemi nedeniyle bu kadar geç kaldım okumak için yoksa elime aldığımda zor bırakıyorum. Tahmin edilmesi zor bir cinayet romanı. Okumaya hazır mısınız :)
Polisiye roman okumayı seven biriyseniz bilirsiniz, genelde cinayet romanları birbirine benzer ve başta cinayet işlenir, deliller araştırılır, konu üzerine kafa patlatılır ve katil bulunur. Hatta bu romanlarda yeni biri değilseniz kitabın başından katilin kim olacağını tahmin edersiniz ve yanılmazsınız. Ben de yanılmayacağımı sanıyordum, işte bu konuda yanıldım.

Şah Mat, Mario Mazzanti' nin ilk kitabı. Yazar tüm hayatı boyunca etkilendiği durumların gölgesini düşürmüş kitabına. Satranç, edebiyat, opera, sinema ve asıl mesleği cerrahlık... Hiç şüphesiz yazarın iç dünyasına hayran kaldığımı belirtmek istiyorum.

Kitap oldukça ustaca kurgulanmış, belki daha fazla ayrıntıya yer vererek okuyucuyu zorlayabilirdi fakat kesinlikle yavan değil; eksisi yok artısı var. Yazarın olayı anlatış şekli ise tam yerinde olmuş: bölümleri günlere göre ayırmış ve aynı bölümde bir çok karakterin gözünden anlatmış. Bölümlerin fazla uzun olmaması ve bir çok bölümü en heyecanlı yerinde bitirmiş olması kitaba sürükleyicilik katmış. Aynı zamanda oldukça akıcı ve bu konuda çevirmene de büyük bir pay düştüğünü söylemeden edemeyeceğim.

Bir Jean Christophe Grange hayranı olarak şunu söyleyebilirim ki, Grange' ın bir çok kitabıyla eş değer belki de daha iyi. Sanırım Şah Mat'ı yazmak , Mario Mazzanti' nin hayatında yaptığı en güzel şey.
guzel bir kitap benim icin. Özellikle
icinde cinayet varken. Ilk basta benim hosuma gitmedi ama sonradan yavas yavas kitaba daldim ve bitirdim .....
Ilginç bir kitaptı. Ben çok okurum polisiye gerilim ama bu kitap bayağı bir ilginçti. Bazen bazı olaylar beklediğimizden daha karmaşık olabiliyor. Çok ayrıntıya yer vermişti. O yönden biraz sıkıcıydı ama her kitap gibi okunmaya değer bir kitaptı. Sanırım bu yazarın başka kitaplarında okuyacağım çok nefes kesici veya aksiyonlu bir kitap değildi orta düzeyde pek kasmayan bir polisiye-gerilim romanıydı.
Aklıma gelen ilk soru satrançla bir cinayet romanının nasıl bağlantısı olduğuydu.Mario Mazzanti bunu bize oldukça mantıklı ve iyi bir dille anlatmış . Başarılı bulduğum bir kitap.
Kitabı hiç okumadan 2-3 kişiye önerip okuttum. O derece emindim güzel bir kitap olduğuna. Onlar da okuyup beğenince listemde biraz daha öne alarak okudum kitabı. Müthişti. Hele son 150-200 sayfada, sanki kitaptaki karmaşanın içindeydiniz. Olayları siz yaşıyor. Aynı zamanda çözmeye çalışıyorsunuz gibiydi.

Konusu ise sessiz sakin bir hayat sürdüren Magessinin evinde ölü bulunması sonucu bir seri katilin varlığına işaret eden deliller...

Polisiye roman okumayan kişiler için yukarıda yazdığım kitabın konusu kısmı, ""bir klasik polisiye vakası daha"" gibi olabilir ama hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı, gayet özgün, zekice kurgulanmış, aklınızın ucundun bile geçmeyecek kurguların bulunduğu, bazen kendinizden bile şüphe duyabileceğiniz bu 3 hamlelik oyunu hala okumamış olmak, polisiye severler için bence büyük bir kayıp olur.
Övüldüğü kadar güzel olmasa da yerildiği kadar da berbat değildi.
İsimlerin benzerliği ufak bir not kağıdından yardım almanızı dahi gerektirse de kurgu ve olaylar ile bunun telafisi bence net şekilde yapılmış. Tek günde 521 sayfadan bahsediyoruz sonuçta..
Okuduğum ilk Mario Mazzanti kitabı. İlk sayfalarından soy sayfasına kadar sürekli artan; gerilim,heyecan,macera... Polisiye roman severlerin okumaları gereken ilk eserlerden biri.
Soğuk ve yoğun suyun beni sardığını hissediyorum,tıpkı ölümün kendisi gibi güven verici.
Genç adam,Adriana'yı izleyen başka gözler de olduğunu bilemezdi.Bunun kızı canlı olarak son görüşü olduğunu da...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Şah Mat
Baskı tarihi:
Haziran 2016
Sayfa sayısı:
512
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053844334
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Scacco alla regina
Çeviri:
Güliz Akyüz Yıldırım
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sonsuz Kitap
Polisle satranç oynayan bir seri katil...

Suç psikiyatristi olarak polise destek vermekte olan Claps'in suçluların davranış profilini inceleyerek olası şüphelileri tespit etmek gibi çetin bir görevi vardır. Ancak bu sefer ortadaki cinayet hiç de basit değildir. Karşısında acımasız, kararlı, unutulmak istemeyen ve şehrin korkulu rüyası olmayı amaçlayan bir seri katil vardır. Çözüm hep avuç içinde gibidir ama bir türlü ulaşılamamaktadır, aşılan her bir basamak katilin ininin derinliklerine dalmaktan başka bir işe yaramaz.

"Mario Mazzanti ilk kitabını en lezzetli malzemeleri karıştırarak hazırlamış: Satranç, edebiyat, sinema, opera ve asıl mesleği olan cerrahlık."
Paperblog

"Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı ve gerçeğin insanın en karanlık hırslarında gizlendiği nefeslerinizi kesecek bir gerilim romanı."
La Feltrinelli

Kitabı okuyanlar 1.612 okur

  • Aslı Altun
  • Ümit Kapancı
  • Tugba Basay
  • Hypatia
  • Galip Güneş
  • Mehmet Emin Polat
  • Elif Kaya
  • Derya Kızıltaş
  • Beyefendi
  • Aysu Çınar

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.5
14-17 Yaş
%7.5
18-24 Yaş
%24.9
25-34 Yaş
%24.6
35-44 Yaş
%28.1
45-54 Yaş
%9
55-64 Yaş
%0.4
65+ Yaş
%1.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%69.5
Erkek
%30.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28 (147)
9
%19 (100)
8
%26.1 (137)
7
%13.1 (69)
6
%7.2 (38)
5
%3 (16)
4
%1.1 (6)
3
%0.8 (4)
2
%0.8 (4)
1
%0.8 (4)

Kitabın sıralamaları