BerRa DURMAZ

BerRa DURMAZ
Ağaçları, kuşları adlarıyla bilmeyen bütün insanlara okkalı bir küfür savurdum içimden. Ağaç değil onun adı; zeytin, çınar, elma, kavak... Kuş değil onun adı; güvercin, serçe, karga, saka... İnsan değil bizim adımız; yalancı, katil, ikiyüzlü, rezil...
Reklam
İstiyorum ki zaman artık kendi bildiğince aksın; neyi sileceğine, neyi bırakacağına o karar versin. Ama olmuyor babaanne. Başaramıyorum. İyi olmayı da başaramıyorum zaten. Bir kurabilsem boşalmış zembereğimi, belki herkesin kötülüğünü istemem artık. Bunları söylüyorum diye kızma bana. Güzel haberler de vermek istedim sana. Ama dünya her geçen gün daha da yaşanmaz bir yer oluyor. Bir küfürden ötesini hak etmiyor hayat.
Zaman, ölülere saygısından siler mezar taşı yazılarını.
Müzeyyen. Annesinin kuzusu. Babaannesinin biriciği. Babasının... Sahi ben, babamın neyiydim?
Korkularımızla öldürüyoruz zamanı. Oysa saniye kolu, tüm cesaretiyle koşmaya devam ediyor.
Reklam