Bahar Bilgin

Bahar Bilgin
@Baaharrrr
Öğretmen
Lisans
4 Ağustos 1984
49 okur puanı
Ocak 2023 tarihinde katıldı
Puan vermedi·447 syf.··
2026 17. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 21:56
Kent ve Köpekler, askeri lise düzenini toplumun çürümüş yapısının küçük bir modeli olarak yansıtıyor. Disiplin ve başarı söylemlerinin arkasında; baskı, çıkar ilişkileri ve şiddetin nasıl normalleştiğini gösteriyor. Eğitimin özelleştirilmesi ile paraya ve yönetenin kendini önemli görme çabasını daha çok yansıtması da cabası. Eğitimin başarılı kuralları olması için devlet içinde olması gerektiğini çok güzel yansıtmış. Akran zorbalığının çağ ile değişmemesi, özellikle sessiz, çalışkan ve asosyal karakterlerin sistem içinde ezilmesiyle etkili biçimde anlatılmış. “Köle” karakterinin zorbalık sonucu ölüme sürüklenmesi, bireysel kötülükten çok sistemin çürümüşlüğünü ortaya koyuyor. Ayrıca kitap, üçüncü dünya ülkelerinin dışarıya güçlü ve düzenli görünme çabasının ardındaki yozlaşmayı da sert biçimde eleştiriyor. Ahlakın erdemden çok korku, baskı ve çıkar ilişkileri üzerinden şekillenmesi romanın en çarpıcı yanlarından biri.
Kent ve KöpeklerMario Vargas Llosa · Can Yayınları · 202124 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·147 syf.··
2026 15. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2026 23:25
Nils Vik’in Öldüğü Gün, baby boomer kuşağına ait bir baba profilini merkezine alıyor. Norveç’in köylü yaşamını oldukça gerçekçi ve sade bir şekilde yansıtırken, bir sonraki kuşak olan X kuşağının köyü terk edip şehre yerleşmesini de gözler önüne seriyor. Köyün zamanla bir yaşam alanı olmaktan çıkıp yazlık bir mekâna dönüşmesi, eski evlerin yıkılarak yerlerine modern yapılar yapılması ve üretimin tamamen sona ermesi, anlatının önemli noktalarından biri. Bu dönüşüm, sadece mekânsal değil, aynı zamanda kültürel bir kaybı da ifade ediyor. Yazar, Nils Vik’in evliliği üzerinden de kendi kuşağının duygusal sıkışmışlığını gösteriyor. Köyde kalan insanların giderek azalması, onun yalnızlığını derinleştirirken; geçmişteki insanlarla yeniden bir araya gelme isteği, karakterin en belirgin ve en hüzünlü arzusu olarak öne çıkıyor.
Nils Vik’in Öldüğü GünFrode Grytten · Metis Yayınları · 2025134 okunma
Puan vermedi·309 syf.··
2026 14. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2026 01:19
Sessiz Hasta aslında bayağı klasik bir Amerikan psikolojik gerilim formülünü takip ediyor: * travma + bastırılmış sır * güvenilmez anlatıcı * finalde “her şey tersine dönsün” Bu yüzden kitap bana “daha önce izledim/okudum bunu” hissi verdi. Bu kitap tarzının benlik olmadığını bir daha anladım. Hep aynı Amerikan aksiyon veya fantastik film tarzı gibi, aynı kitap tarzı da var. Bence çoğu yazar filmi çekilir belki diye yazıyor. Ya da bana öyle geliyor. Bilmiyorum biraz tasvir olsaydı bari dedirtti.
Sessiz HastaAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 202312,6bin okunma
8/10
·292 syf.··
2026 13. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2026 23:42
Romanda baba ile çocuk arasındaki iletişimsizliğin nedeni olarak, annenin kötülenmek istenmemesi ve geçmişte yaşananların üstünün örtülmesi gösteriliyor. Ancak bu durum, çözüm üretmek yerine daha büyük bir suskunluk yaratıyor. Annenin hâlâ aynı adamla ilişkisini sürdürüyor olması ve çocuğuna yaşanılan gerçeği hiç anlatmaması, üstüne dayıya bu konuda konuşma hakkı vermesi ( ki böyle karakterler hemen hemen her ortamda ne yazık ki bulunurlar ) hikâyedeki en rahatsız edici noktalardan biri. Bu suskunluk, aslında bir koruma değil; aksine görmezden gelme ve sorumluluktan kaçış gibi duruyor. Dayı karakteri ise baştan sona problemli bir çizgide ilerliyor. Kendi çürümüşlüğünü görmezden gelip, olayların sonunda pişkince enişteyi suçlamaya yönelmesi, onun ne kadar bencil ve tutarsız olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Üstelik geçmişteki ağır bir suçu bu kadar kolay normalleştiren birinin, sonradan “namus bekçisi” rolüne bürünmesi büyük bir çelişki yaratıyor. Bu tutum, karakteri derinleştirmek yerine daha itici ve samimiyetsiz hale getiriyor. Babanın aşırı pasif bir karakter olması da cabası. Anne karakterinin bu durumdan neredeyse hiç rahatsızlık duymaması da ayrıca sorgulanması gereken bir nokta. Kendi kardeşinin yaptığı istismarı kabullenir gibi davranması, bunun bir korumacılık mı, gereksiz bir sahiplenme mi yoksa kendi hayatındaki tercihlerin bir sonucu mu olduğu sorusunu doğuruyor. Ancak her hâlükârda bu tavır, oldukça problemli bir duruş sergiliyor. Genel olarak bakıldığında, romanda yaşanan bu ağır meselelerin daha çok erkek bakış açısıyla dramatize edilerek ele alındığı hisside ne yazık ki göze batıyor.
Kumdan YürekAbdulrazak Gurnah · İletişim Yayınları · 20212,276 okunma
7/10
·477 syf.··
2026 12. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2026 23:38
Bu kitap ile yazar birçok temaya değinmeye çalışmış. Kadınların toplum içinde nasıl sınıflandırıldığı, kendini en geniş bakış açısına sahip sanan bir erkeğin bile önyargılardan tamamen sıyrılamaması ve liberalizme dair göndermeler, metnin dikkat çeken yönleri arasında. Romanın dili ilk başta alışması zor bir yapı sunuyor. Konuşmalar ile iç düşünceler iç içe geçmiş durumda. Bu nedenle okurken karakterin konuşup konuşmadığını ya da düşündüğünü ayırt etmek zorlaşabiliyor. 70 sayfadan sonra bu anlatım tarzına alışılıyor ve metin daha akıcı hale geliyor. Eserde çizilen anne figürü ise dikkat çekici. Çocuğunun madde kullanımını fazlasıyla normalleştiren bir yaklaşım sergiliyor. Bu bana göre gereksiz bir normalleştirme gibi geldi. İkili ilişkiler açısından bakıldığında, Peter’ın Sylvia ve Naomi ile kurduğu ilişki başlangıçta çok gerçekçi görünmese de, ilerleyen bölümlerde daha inandırıcı bir zemine oturuyor. Özellikle Peter’ın Ivan’ı ilişkiler üzerinden sert bir şekilde eleştirirken aslında kendi içsel çelişkilerini yansıtması ve bunun farkında olması, karakterin derinliğini artıran bir unsur. Romanın en güçlü yönlerinden biri ise iki erkek kardeşin birbirine bakış açısının başarılı bir şekilde yansıtılması. Aynı geçmişi paylaşmalarına rağmen konum farklılığı nedeni ile olayları farklı şekillerde algılamaları ve birbirlerini tam anlamıyla anlayamamaları oldukça etkileyici. Kendi deneyimlerimle de örtüşen bu durum, özellikle bir ablanın bakış açısına sahip olmanın getirdiği duygusal karmaşıklığı daha farklı bir açıdan görmemi sağladı.
İntermezzoSally Rooney · Can Yayınları · 20244,397 okunma