Ülkü özgür değildi ki bunca sorumluluğun, beklentinin içinde gencecik bir kız çocuğu nasıl özgür olabilirdi, özgür olmayan biri nasıl ''kendini'' oluşturabilirdi?
O aslında gencecik bir kız çocuğuydu ama ne gençliğin toyluğunu ne de duyguların en güzel mevsimlerini yaşamaya hakkı olmadan, hayatın mücadelesinde kaybolmuştu.
Hayat aynı anda akıyordu, üstelik aynı mekânda ama herkes farklı yaşıyordu gerçekleri, acıları, duyguları, düşünceleri... çünkü hayat, her bedende daima farklı akıyordu.
Yoklukla savaşanlara duygular fazla gelirdi, utanç her yanı kış gibi sarar, eksiklik içinde yaşamanın zorlukları fırtınaya dönüşür, hisler buz tutar ve yargılar ağır basardı. İnsan akıllıysa, işte bu zamanlarda hep duygularından kaçardı. Çünkü o duygular hayat mücadelesinde olanlara sanki haramdı.