Biliyorum, öylesine tenhayım ki mecburum ben bu yalnızlığa. İçimdeki o kırık aynayla öylesine arkadaşım ki yine de o içimdeki tükenmiş ve iadesiz hayatlar aşkı her şeye rağmen bir an evvel yaşamak için sabırsız yapıyor beni bir küskün çocuk gibi...
İzler Kalır 2’yi genel olarak beğendim; hatta ilk kitaba kıyasla çok daha etkileyici bulduğumu söyleyebilirim. Kurgu ve olayların ilerleyişi oldukça akıcıydı. Hikâye beni içine çekti ve kitabı yüzümde bir tebessümle bitirdim.
Ancak beni rahatsız eden önemli bir nokta vardı: bağımlılığın neredeyse normal bir durum gibi yansıtılması. Özellikle ana karakter Beste’nin bu konuyu hafife alması ve zaman zaman yalnızca kendisini düşünerek hareket etmesi beni sinirlendirdi. Bu durum, hikâyeye dair bakış açımı biraz olumsuz etkiledi.
Bunun dışında olay örgüsü başarılıydı. Yine de daha fazla betimleme olsaydı, atmosferi çok daha güçlü hissedebilirdik diye düşünüyorum.
Bu kitabı okumayı düşünenlere küçük bir hatırlatma yapmak isterim: Bağımlılık asla hafife alınacak ya da normalleştirilecek bir durum değildir. Eğer böyle bir sorun yaşıyorsanız mutlaka profesyonel destek almalısınız.
Tüm eleştirilerime rağmen yazarın emeğine sağlık. Sude B.