“Ona örümcek ağını anlatmıyorum. Anne’nin değil benim olan bir şeye sahip olmak garip. Başka her şey bizim. Sanırım bedenim ve kafamdaki düşünceler benim. Ama hücrelerim onun hücrelerinden yapılma bu yüzden ben bir çeşit ona aidim. Ayrıca ne düşündüğümü söylediğim zamanlar o da bana ne düşündüğünü söylüyor, birimizin fikirleri öbürünün kafasına sıçrıyor, tıpkı sarının üstüne mavi pastel sürüp yeşil yapmak gibi.”
“Bilimde Tanrı’yı görmüyor musunuz? Nasıl oldu da onu atladınız! Yerçekimindeki ya da atom ağırlığındaki en ufak bir değişikliğin, evreni gök cisimleriyle dolu bir deniz yerine, içinde hayat olmayan bir sise çevireceğini iddia ettiğiniz halde, nasıl oluyor da bu işin içinde onun eli olduğunu anlamıyorsunuz? Milyarlarca kağıt arasından doğru kartı çektiğimize inanmak gerçekten de o kadar kolay mı? Bizden daha büyük bir güç yerine matematik imkansızlıklara inanacak kadar din inancımızı tükettik mi?”