Hepimiz her şeyin harika olmasını isteriz. Her kadın geniş etekli elbiseler giyinmiş bir halde sonsuz yeşil ve şehvetli ormanın içine atını sürmek ister. Tüm insanlar Cennet'i erkenden, henüz dünyadayken bulmak ister. Sorun şudur ki, ego kendini mükemmel hissetmek ister, ama bu şiddetli cennet arzusu safdillikle birleştiğinde, bizi doyuramamanın ötesinde, yok edicinin yiyeceği haline getirir.
İnsan acılarının çoğunun nedeni, özensiz bir yetiştirilmeye bağlanabilirse de, psişede elbette, doğuştan gelen bir contra naturam, yani "doğaya karşı" bir kuvvet vardır. Bu contra naturam boyutu, olumlu olanın karşısındadır:Gelişmeye karşıdır, uyuma ve vahşi olana karşıdır. O, içimize doğan, yıpratıcı ve öldürücü muhaliftir; en iyi olan ana baba bakımının olduğu durumlarda bile, işgalcinin biricik gayesi, bütün kavşakları çıkmaz yollara dönüştürmektir.