Tutunamayanlar, Türk Edebiyatının en önemli eserlerinden biri olarak gösteriliyor. Yazarın da ilk eseri. 1934 İnebolu doğumlu yazar bir mühendis. Yazar kitabı 1968 yılında yazmaya başlamış. 1971 yılında yayımlanmış. Yayımlanmış ama pek okunmamış, okunsa da anlaşılmamış o dönemde kitap. Kitabı Kafka’nın kitapları gibi yazıldığı dönemden bağımsız olarak düşünemeyiz. Savaş sonrası bir dönem, 1960 darbesi, 1971 muhtırası… Yani insanların sağ sol gibi kavramlarla ayrıştırıldığı, kimsenin birbirini can kulağıyla dinlemediği, edebiyat toplum içindir bakış açısının hakim olduğu bir dönem. Atay, bu hengamenin içinde kendini hiçbir tarafa ait hissetmez. Böyle bir dönemde bireyi anlatan bir kitabın okuyucu bulamaması aslında normal. 1990’lı yıllara gelindiğinde okunmaya, anlaşılmaya başlar kitap çünkü artık ülkede bazı kargaşalar durulmuştur ve insanlar aynaya bakmaya başlar, kendini anlamaya çalışır.
Okuması da anlaması da gerçekten kolay bir kitap değil bence. Ben de birçok okur gibi daha önce okumaya çalıştım ve kitabı yarım bıraktım. Şimdi tekrar okudum. Anladıklarımı paylaşayım. Mutlaka öncesinde çokça kitap okumuş olmak gerek bence yine de zorlanmadım diyemeyeceğim. Ne demek istedi ne demek istedi diyerek birçok satırı tekrar tekrar okudum. Bazen sıkıldım bıraktım tekrar başladım. Neyse ki bitti, üzülsem mi sevinsem mi bilemiyorum. Çünkü okurken bir kasvet de basmadı değil.
Kitabın konusu kısaca Turgut Özben adlı karakterin intihar eden arkadaşı Selim Işık’ın intihar sebebini merak etmesi ve bunu araştırmaya başlamasıdır. Selim’in bıraktığı günlükleri okur, onun arkadaşlık ettiği insanlarla tanışır, konuşur, kendi bilincinden geçenleri Olric adlı hayali karakter ile konuşur. Bu yolculukta tanıdığı sandığı arkadaşını yeterince tanımadığını anlar, onu