Bahar Mete

Vejetaryen
Puan vermedi·176 syf.··
2025 13. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2025 17:54
Kitap, Güney Koreli yazar Han Kang tarafından yazılmış. 2016 Uluslararası Booker Ödülü ve 2024 Nobel Edebiyat Ödülü almış. Nobel almasının sebebi olarak da yoğun şiirsel edebiyat yaptığı söylenmiş. Normal kalıpların dışında yenilikçi bir roman. Öncelikle Kore ile ilgili bence şunları bilmeliyiz; ataerkil bir toplum yapısı var. Hiyerarşik bir toplum. Ekonomik eşitsizlik çok fazla. 1900–1945 yılları arasında Japon işgaline maruz kalmış. Yani şiddetle baskılanmış bir kültür var. Kahraman da ailesinin şiddetine maruz kalıyor. Yani bizim topluma da çok benziyor. Vejetaryen birbirinin devamı niteliğinde üç ayrı anlatıdan oluşan bir kitap. İlk bölümde vejetaryen olan kadın kahramanı kocasının gözünden dinliyoruz. Koca; duyarsız, sıradan, silik bir adam. Bu bölümün adı da Vejetaryen. Kocası onunla evlenme nedeninin onun sıradanlığı olduğunu fakat et yememe işi ortaya çıkınca bu sıradanlığın bozulduğunu söylüyor. Zaten sevmediği kadını aslında artık istemiyor. Kadın sık sık çıplak olmak istiyor çünkü hisleri onu boğuyor. Sosyal ilişkilerden soyutlanır ama umrunda da değildir. Onu ailesine şikayet ediyor. Ailesinin duruma yaklaşımı oldukça geleneksel. Çocuklarının toplumdan farklı olmasını istemiyorlar. Hatta kızların durumu için damada karşı mahçup oluyorlar. Burda kadına değer verilmediğini alenen görüyoruz. Ayrıca babanın zorla et yedirmesi bir travma sebebi belki ama asıl travma çocuklukta da şiddet görmesi ve onu ısıran köpeğin etinin de ona yedirilmesi. İlk defa isyan eden Yonghe bileğini keser ve eniştesi tarafından kucaklanarak hastaneye götürülür. Olayların arasında kahramanın rüyaları da anlatılıyor. Fakat rüyalarında tam tersine et yediğini ve öldürme isteğini görüyoruz. Kitap rüyaların akışıyla Freudyen bir biçim alacak zannettim ama ikinci bölümde
Edebiyat
VejetaryenHan Kang · April Yayıncılık · 20259,8bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
miras
Puan vermedi·309 syf.··
2025 1. kitabı
·
45 günde okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2025 00:39
Sağlıklı biri olmak neye benziyordu acaba. Sağlıklı biri olmak, sakatlanmamış biri olmak nasıl bir şeydir bilmiyorum. Kendi deneyimlerimden başka bir şey yoktu elimde. Vigdis Hjorth Norveç Edebiyatında bilinen bir yazar. Çocuk edebiyatıyla başlamış yazarlığa. Miras kitabı da 2016 yılında yayımlanmış ve çok satanlar listesine girmiş. Kitap 2019 yılında İngilizceye çevrilmiş ve Amerika’da ulusal kitap ödülünün uzun listesinde yer almış. Ayrıca Norveç Eleştirmenler Ödülünü de almış. Yazar bu kitabı nasıl yazdığını anlatırken şöyle demiş; anlatacak önemli bir şeyi olan ama kimse tarafından dinlenilmeyen birinin sesi nasıldır sorusundan yola çıktım. Konu kitabın kahramanı kadının bilinç akışı yöntemiyle babası kaynaklı çocukluk travmalarını ve annesi kaynaklı kendini bir türlü sağaltamaması. Babasının ölümüyle başlıyor kitap. Aslında babası ölünce anlatabiliyor olanları çünkü çocukken ona zarar veren baba figürünün artık bir şey yapamayacağını bilse de o korkuyla yaşamaya devam ediyor. Ancak babası ölünce o korku hissinden kurtuluyor ve hafiflediğini hissediyor. Asıl konu onun yaşadığı acılardan ziyade acılarının görülmemesi. Özellikle annenin bencilliği ve kayıtsızlığı. Yazar hikayeyi anlatırken Jung ve Freud’un görüşlerine de yer veriyor. Psikolojik ve sosyolojik açıdan da hikayeyi görmemizi sağlıyor. Ayrıca kitap bitince çok gelişmiş bir ülkede de bizim yaşadıklarımıza benzer insan hikayelerinin olduğuna tanıklık etmiş oluyoruz. Yazar Miras için en politik romanım demiş. Sanırım güçlü baba karakterinin kendinden başka güçlü istememesini ( erkek çocuk zengin olunca onun üzerinde otoritesinin kalmadığını hissediyor) bazı yöneticilere, bencil ve görmezden gelen anne ve kardeşleri de kendi çıkarları için alkış tutanlara benzetmiş.
Edebiyat
MirasVigdis Hjorth · Siren Yayınları · 20216,6bin okunma
Puan vermedi·248 syf.··
2023 36. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Temmuz 2023 09:09
Sevgili Arsız Ölüm 1983 yılında yayımlanmış ve yazarın da ilk romanı. O dönemde romanda gerçeklik arayan okuyucular tarafından çokça eleştirilmiş. Buna karşılık yazar da zaten klasik romanın halkımın kendisine bakışına ve dünyayı algılayışına denk düşmediğini düşünüyorum demiş. Sevgili Arsız Ölüm, beş çocuklu bir ailenin, bireylerinin tek tek serüvenlerini konu ediniyor. Kitapta zaman, mekan, betimleme ve olay örgüsü gibi unsurlarda halk edebiyatından yararlanılmış. Zaman ve mekan tam olarak belli değil. Anlatım, küçük küçük birbirinden kopuk olaylar dizisi gibi ve bu küçük olaylar arasında nedensellik bağı yok. Modern edebiyattaki gibi kişilerin iç dünyasından, psikolojisinden, ne hissettiğinden haberdar olamıyoruz okurken. Bu nedenle de başlarına ne kadar trajik olaylar gelirse gelsin olaylara bireysel pencerelerden bakamıyoruz ve bir destan okur gibi olay okumaya devam ediyoruz. Olaylar bize köyden kente göçen bir ailenin yaşam koşullarını, inançlarını, kutsalın onlar için ne anlama geldiğini( İslamiyetten ziyade gelenekler, kulaktan dolma bilgiler, korkuya dayalı boş inanışlar) ve Dirmit’ in ideolojik bakımda aileden koparak aydınlanmasını anlatıyor. Bu aslında Dirmit’in varoluş hikayesi. Her çocuk dünyaya biraz ya da tamamen anne babasının gözünden bakar fakat bu çerçevenin dışına çıkabilen, dünyaya kendi gözünden de bakabilen insanlar gerçekten var olur bence. İşte Dirmit de bunu başarıyor aslında. (Perdeye bakışı) Kitapta bir ideolojik çatışmanın var olması( Dirmit ve ailesi arasında) ve bir kişinin bir anlamda kişisel gelişimini konu edinmesi anlatıyı halk edebiyatından farklı kılıyor. Ailenin yaşadıkları ve Latife Tekin’in yaşadıklarını karşılaştırınca romanın aslında otobiyografik özellikler de taşıdığını görüyoruz. Okuyucular
Sevgili Arsız ÖlümLatife Tekin · Can Yayınları · 202410,8bin okunma
Puan vermedi·408 syf.··
2023 11. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2023 23:37
Madam Bovary 1856 yılında yazılmaya başlanmış ve yazımı 5 yıl sürmüş. Fransız gerçekçiliğinin en iyi ve etkili örneği kabul ediliyor. Zaten gerçek hayattaki bir olaydan yola çıkılarak yazılmış. Ana olay; iyi eğitim almış bir çiftçi kızının evlenmesi ve evlilikten beklentilerini karşılayamaması üzerine yasak ilişkiler yoluyla tutkularının peşinden gitmesi, bunun sonunda da tam bir yıkım yaşamasıdır. Flaubert karakterleri, olayları, mekânları ilmek ilmek işemiş. Biçim ve sanatsallık bakımından yazarın da umduğu gibi tam bir yetenek gösterisi olmuş. Kahramanların hepsi taşra burjuvazisidir. Ancak Flaubert, burjuva kelimesini “kentte yaşayan” anlamının dışında “ yaşamın maddi yönüyle ilgilenen” anlamında kullanmıştır. Charles; ilk karısıyla maddi çıkarları için evlenmiş ancak onu hiç sevmemiştir. Sağlık memurudur. Taşrada görev yapar. Cansıkıcı, hantal, miskin, kültürsüzdür. Emma’yı sever, ona karşı anlayışlı ve bağışlayıcıdır ancak zerre kadar hırsı olmayan bir adamdır. Monoton bir evliliğin rahatlığını simgeler. Rodolp; serseri, kötü kadınlarla ilişki kuran, parasına güvenen ama ucuz, bayağı, hayvansı bir çekiciliği vardır. Emma’yı gerçekten sevmez. Amacı ondan faydalanmaktır. Leon; genç, gözü yükseklerde, Emma’nın tutkularının farkında, gerçek bir hanımefendi ile yaşadığı ilişki onu bir üst sınıfa ait hissettirir. Derinliği olmayan sığ bir kişilik. Emma; akıllı, duyarlı, iyi eğitim almış ama boş kafalıdır. Çekici, güzel, ince, hayalci, tutkulu, heyecanlıdır. Kitap okumayı sever ancak kötü bir okurdur. Kitap okurken heyecanlarına kapılır. Sığ ve çocukça bir biçimde kendini kadın roman kişilerinin yerine koyar. Manastırda okuduğu romanlar, hepsi de aşklar, sevgililer, ıssız köşklerde çile dolduran hanımlar,
Madam BovaryGustave Flaubert · Can Yayınları · 202440,9bin okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2023 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2023 15:35
1964 doğumlu Ayfer Tunç aslında siyasal bilgiler mezunu. 1983 yılından itibaren edebiyatla yakından ilgilenmeye başlamış. İyi ki başlamış. Çünkü onu hem okurken hem de dinlerken, ülkemizin gerçeklerinin ne kadar farkında ve bunu ne kadar iyi ifade ediyor diyorum her seferinde. Aziz Bey hadisesi az karakterli ve bir tek kişinin yaşamına odaklanmış uzun bir öykü. Kahramanımız Aziz Bey huysuz, kibirli, otoriter bir babanın ve kendi halinde silik karakterli bir annenin evladıdır. Bir gün babasına kızıp kapıyı çeker çıkar. Sevilmek ümidiyle aşk sandığı bir maceranın peşine düşer. Umduğunu bulamaz, uzun süre sonra geri döner gelir. Ancak gelip de görememek var. Annesi ölmüş babası ona ömrünün sonuna kadar küsmüştür. Gazinolarda tamburi olarak çalışmaya başlar. İşinde başarılı olur. Annesi gibi silik karakterli bir kızla evlenir. Bir türlü sevilmemiş Aziz, sevmeyi de başaramaz. Birgün sevilme ümidiyle yaşlanan eşi de bu dünyadan göçer. Onu sevgisiz bıraktığını anlar Aziz fakat iş işten geçmiştir. Yaşadıklarını tamburuna yansıtır. Efkarlı, kibirli, kendini beğenen biri olur çıkar. Ancak dönem de değişmiştir. İnsanlar artık daha çok kadınlı erkekli eğlenmek için gelir bu mekanlara. Aziz Beyin sanatı alıcı bulmaz ama sanatında hiçbir değişiklik yapmaz inatla. Sonunda işini de kaybeder ve aslında her şeyini kaybetmiştir. Bir adamın düşüşünün hikayesi Aziz Bey. Yazarın karakter analizi ve olaydan ziyade durum tasvirleri oldukça başarılı. Ben severek okudum tavsiye ederim arkadaşlar.
Aziz Bey HadisesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 202416,7bin okunma