Ömer yokuş aşağı koşar gibi iniyordu. Tüy gibi hafifti. İçinde köpürüp taşan bir saadet vardı. Etrafından geçen insanları kucaklamak, herkese: "Haydi,ne duruyorsunuz! Gülün,sevinin, hayat kadar tatlı bir şey var mı?"demek istiyordu.
"Fevkalade bir şey değil... Bu şeytan hepimizde vardır. Bizim sanatkâr tarafımız onun çocuğudur. Bizi gündelik hayatın dışına çıkaran,bize insanlığımızı, makine olmadığımızı idrak ettiren odur. Emin Kâmil'in söyledikleri saçma... İç başka dış başka olamaz. Bunlar bir fikrin iki görünüşünden başka bir şey değildir..."