Kutsal Kitabımız'ı zamanın ihtiyaçlarına göre, yeniden yorumlarlardı. Çünkü yasalar ve yasaklar, Kutsal Kitabımız'a dayandırılmadıkça, halk ne yasa dinliyordu ne de yasak...
Her şeyimizi borçlu olduğumuz Uluhanımız'ın, tüm vatandaşlarının iyiliğini isteyen adil bir lider olduğundan şüphemiz yoktu. Dünyaya geliş anımızdan itibaren, emdiğimiz sütten yiyip içtiğimize, eğitimimizden hayırlı evlilikler yapmamıza, hatta çocuklarımızın sayısına kadar her şeyimizle canla başla meşgul olurdu. Varımızı yoğumuzu, işimizi gücümüzü, her şeyimizi ona borçluyduk. Büyük Saray'ımız ise övünç kaynağımızdı.