Biz Müslümanlar yerküre üzerinde
insan oluşun tek gerekçesiyiz. İnsanlığın bir
parçası değiliz. İnsanlığın mihveriyiz. Kâbe
yalnızca dünyanın değil, kainatın merkezidir.
Sistem şimdiye kadar
üstünlüğünü hasmının başını yiyerek sağladı.
Çarı, Kayzeri, Sultanı yedi. Duçeyi, Führeri,
Parti Genel Sekreterini yedi. İslam
temsilciliğinin ne imparatoru ne de imparatorluğu var. Dünya sistemi yeniden "bir
gün yiyebilmek için“ temelciliğe bir önderlik
armağan edemez. Ama eğer temelcilik kendi
önderliğini doğuracak teşkilatlanma başarısı
gösterirse bunun da kimin başını yiyeceği hiç belli olmaz.
Sistem bu kez de
istediğini elde edebilecek mi? Kendi, eliyle bir
yeşil muhalefet icat edip onu ihtiyaç duyduğu
bir zamanda bertaraf etme tecrübesini
başarıyla tekrarlayabilecek mi? Bu sorunun
doğru cevabı sistemin ecelinin gelip gelmediği
bilindiği zaman verilebilir. Eceli geldiyse biz
yine Türk atasözünü konuştururuz: Eceli gelen
köpek cami duvarına siyer.
Dünya sistemi kendine İslam'ı (veya İslam
temelciliğini) ısmarlama düşman olarak seçtiği
taktirde bu tuzağından umduğu sonucu elde
edemeyecektir. Uğrayacağı başarısızlık elbet
bir çok sebebin sağlayacağı bir sonuç olacak.
Sebeblerin hangileri başlıca sebep sayılır; bunu
bilemem. Ama birinin önderlik ve öncülükle ilgili
olduğunu söyleyebilirim.