Cemal Paşa Enver Paşa’ya duygu dolu bir telgraf gönderdi:
“Eğer Kanal’a taarruz sırasında ölecek olursam bu seferi idare edebilecek sizden başka kimseyi düşünemiyorum. O zaman her halde İstanbul’dan Kudüs’e gelerek bu büyük işi sonuçlandırmanızı vasiyetim ve son emelim olarak arz ve rica ederim.”
Enver Paşa’dan şu yanıtı aldı:
“Cenab-ı Hakkın sizi bu büyük görevde başarılı kılacağına eminim. İnşallah sizi ikinci Mısır Fatih’i olarak selamlamaya gelirim.”
Asteğmen Mucip Kemalyeri’nin anı defterinden:
“ Bugün tabur komutanımız Yüzbaşı Halis Bey bölük ve takım komutanlarını topladı , kolordunun hazırladığı savunma planını açıkladı. Alay komutanımızın emrini okudu. Kendi de bazı öğütlerde bulundu. Hepimize sevgiyle bakarak ,size fazla birşey söylemeye gerek yok …’ dedi, ‘…Asker bugünkü ruhunu korusun,yeter!”
“Cevat Paşa’ya rüyasında Allah tarafından buyruldu ki :
Ey Cevat, sen Müslüman Türk topraklarının kumandanısın . Bu topraklar üzerinde yaşayan sizler ,benim kelamıma hürmet ve tazim edersiniz. Size müjdeler olsun ki yakında zafere müyesser olacaksınız. Deniz üzerine bak .” Cevat paşa dönüp denize bakar ,denizin üstü yoğun bir nurla kaplıdır. O nurlu dalgalar arasında çiçeklerle bezenmiş kef ve vav harflerini görür,uyanır .
“Tarihin en eski milletlerinden biri , ateşten geçerek,kan içinde , bir daha uyumamak,benliğini unutmamak, kandırılmamak , sömürülmemek , ezilememek ,ölmemek üzere çığlık çığlığa diriliyordu.”