Ayağının bastığı yeri, onu saran havayı, dokunduğu her şeyi, söylediği her sözü seviyorum. Her halini, her davranışını, baştan aşağı her şeyini, her şeyini seviyorum, işte bu kadar.
"Kendi ruhunuza acıyın!" diyerek kadehi elinden çekmeye çalıştım.
İnançsız adam "Dünyada acımam!" diye haykırdı. "Aksine, sırf beni yaratanı cezalandırmak için kendimi mahvetmekten, ruhumu cehenneme yollamaktan çok büyük bir haz duyacağım. Ruhumun laneti şerefine!"
Gençliğinin büyüsü yabanıl bir hayvan gibi içime girmişti; ruhunun gözlerinden yansıyan ve gözlerimi tutsak alan gücü yüreğimi sarıp sarmalamış, dudaklarımda bir şarkı olup çıkmıştı. Damarlarımda dolaşıyordu: Benimle bir olmuştu artık.