Ah, anlatamıyorum, anlatamıyorum... Kalbimin ince bir damarının koptuğunu, ruhumun bir elem, bir keder, bir hüzün perdesiyle örtüldüğünü nasıl bir lisanla anlatayım? Kime anlatayım?
Herkes çalışıyor, koşuyor. Ben ruhtan ayrılmış bir ceset, bir ölü gibiyim. Elektrik kuvvetiyle hareket eden kuklalardan farkım yok. Bir şey anlamayarak, bir şey duymayarak geziyorum, dolaşıyorum.