Bir gezgin, gezip gördüklerini satmaya başlayınca , çevresine toplanan hayran dinleyicilerin kölesi olur. Ondan sonra artık ''görmedim'' ya da ''bilmiyorum'' diyemez. Bunları söylerse küçük düşeceğinden korkar.Öyle yalanlar var ki onlardan ağızlar değil kulaklar sorumludur.
İyi olduğunu sanmıyorum. Devleti Halifelerin yönettiği süre içerisinde Müslümanlık bilgiyle, kültürle donanmıştı. Din bu Dünyanın işlerine barışla egemendi. O zamandan sonra güç egemen oldu, inançsa Sultanların elinde bir kılıçtan başka bir şey değil.
Kalenin duvarları üstünde , kentten sayıları hızla artmakta olan yangınlardan yükselen dumanlara bakıp düşünüyor, Papa Leo'nun daha ilk görüşmemizde bir öngörüyle söyledği şu cümleleri hatırlıyorum: ''Roma yeninden doğmakta fakat ölüm ona yaklaşmakta.'' Ölüm oradaydı ; gözlerimin önünde bu ölümsüz kentin gövdesini sarmaktaydı.
Yine bir Amin Maalouf kitabı yine akıp giden satırlar ve zaman. Leo'nun asıl adı Hasan ve granadalı bir bir müslüman. Hikaye İspanya'daki Endülüs Devletinin Granada kentinde başlıyor. Kitapta yine tarihi bir süreç işlendiğini söyleyebiliriz. Bunun en güzel örneği sırasıyla Sultan Bayezid, Sultan Selim ve Sultan Süleyman ile ilgili bölümler olması. Hikaye Granada , Fas , Kahire ve Roma olmak üzere 4 farklı merkezde geçiyor. Ayrıca kitapta Boabdil , imparator Şarlken , fransa kralı fransuva , Barbaros kardeşler gibi bir çok tarihi karektere de yer verilmiş. Hoş ve insanlara mutlaka bir şeyler katabilecek bir kitap. Baş kısımları biraz daha dikkatli okumanızı tavsiye ederim . Çünkü Arap isimleri birbirine karışabiliyor. Bir de kitaba başlamadan önce kısaca endülüs islam devleti tarihi okunursa kitap çok daha anlaşılır ve keyifli hale gelecektir.
Afrikalı LeoAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 200718,4bin okunma