Amin Maalouf , sanki Hasan, yani Afrikalı Leo 'nun kendi kalemiyle yazdığı bir hatırat gibi kurguluyor. Hasan, eğitimli, bilgili ve daha önce kitaplarda yazan bir yazar olarak karşımızda. Amin Maalouf'un “Oğlum” diye yürekten seslenmesi, okura “Bu benim hayat hikâyem” duygusunu güçlendiriyor. Bu sayede metin, tarih romanı olmaktan çıkıp yaşanmış bir otobiyografi havasına bürünüyor. Hasan, sürekli sürgünler, savaşlar ve sürtüşen uygarlıklar arasında gidip geliyor. Oğluna hitap ederek aslında kendi kimliğini, köklerini ve deneyimlerini geleceğe aktarıyor; yani yalnızca yaşadıklarını değil, hayatta kalmak için öğrendiklerini de miras bırakıyor. Burada ince bir edebi oyun var: Hasan anlatırken “oğlum” dese de biz, okur olarak, o koltuğa oturuyoruz. Yani Maalouf, okuru bilinçli bir şekilde hikâyenin içine alıyor. Bu da anlatıyı daha samimi ve sahici kılıyor. Doğu tasavvufundaki o “Ey oğul” diye başlayan öğütlerden son olarak da Hasan bize “Ey oğul” diyor ve öğütlerini veriyor.
Hasan daha çocukken Endülüs'ten göç etmek zorunda kalan Granadalı bir ailenin ocağında büyür. Bu köksüzlük, yitirilmiş bir yurt duygusu ve yeni topraklarda tutunma çabası onun kaderini belirler. Büyüdüğünde ise gördüklerini, yaşadıklarına tanık olduğu insanları kaleme alır. Satırlarında kimi zaman bir anı kitabının samimiyeti, kimi zaman bir seyahatnamenin dokusu vardır. Fakat aslında okuduğumuz şey, tarihin gölgesinde kurulmuş bir kurmaca dünyadır; yani hem gerçekmiş gibi, hem de edebiyatın yarattığı bir ikinci gerçekliktir.
Hikâyeyi okurken Muhammed’i, Verda’yı ve Selma’yı üçgenin içinde; bir yandan tarihî olayların gölgesinde, göç yolunun zorluklarıyla boğuşurken, diğer yandan hayatlarındaki tutkularla sürüklenirken izliyoruz. Tüm bu acıların ortasında insan, “Şimdi ne olacak, ne yapacaklar?” diye
Afrikalı LeoAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 200718,3bin okunma
Afrikalı Leo romanı, 16. yüzyılın çalkantılı döneminde Granada’dan Fas’a, oradan Kahire ve Roma’ya uzanan Hasan el-Vezzan’ın destansı yolculuğunu anlatır. Roman; aidiyet, kimlik karmaşası ve Doğu ile Batı arasındaki çekişmeleri konu alıyor. Maalouf, Leo’nun ağzından "Ben hiçbir yere ait değilim ama her yerin parçasıyım" mesajını verir.
Okurken kendinizi sık sık "Ben nereliyim?" diye sorarken bulursunuz. Leo’nun her dilden, her dinden ve her şehirden bir parça taşıyan ruhu, bana da içimdeki o saklı göçebeyi uyandırdı.
Afrikalı LeoAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 200718,3bin okunma
Afrikale Leo, gerçek bir yaşam öyküsü.
"Ben, Hasan, tartıcıbaşı Muhammet'in oğlu. Ben, Giovanni Leone de Medici.
Bir berberin sünnet ettiği, bir papanın vaftiz ettiği ben.." diye başayıp,
"Ben yolların oğluyum." diye sürdürdüğü bir yaşam öyküsü.
Oradan oraya,kimi zaman kendi tercihi,kimi zaman da onun deyimiyle,yazgının sürüklediği bir hayat..
Amin Maalouf'u okumaya benim gibi Semerkant'tan başladıysanız,beklentinizi biraz yüksek tutmuş olabilirsiniz.
Kim bilir,yazarın daha ilk kitaplarından olmasından kaynaklıdır belki de.
Gerçek zamanda yolculuk yapmak istiyorsanız okunabilecek bir kitap.
Başta sıkıcı gelebilir ama bitirmeye azmederseniz hikayenin asıl sürükleyici kısmı yarıya yakın kısımda.
Sonlarda da pes etmeyin bitecek ve sizi şaşırtacak ufak detaylar da verilecektir hikayede..
Afrikalı Leo, Lübnanlı yazar Amin Maalouf'un 1986 yılında yayımladığı ilk romanı ve en çok tanınan eserlerinden biri. Yayımlandığı yıl Fransız-Arap Dostluk Ödülü'nü kazanan roman, 15. ve 16. yüzyıllarda yaşamış, gerçek bir tarihsel figür olan Hasan el-Vezzan'ın hayatından esinlenmiş düşsel bir yaşam öyküsü.
Kitap, Bir berberin sünnet ettiği, bir Papanın vaftiz ettiği Hasan İbn el-Vezzan ez-Zeyyati namıdiğer Giovanni Leone de Medici'nin yani Afrikalı Leo'nun İspanya'da Granada'da doğmasıyla başlıyor ve onun Endülüs'ten Kuzey Afrika'ya, Mısır'a, Roma'ya ve hatta Osmanlı topraklarına uzanan sürükleyici yaşam öyküsünü ele alıyor. Yıllar içinde gerçekleştirdiği Seyahatlerle kimlik ve aidiyet arayışındaki Leo, iki kültürü birleştiren bir figür, tarih ve dinler arasında bir köprü haline geliyor. Yani aslında roman sadece bireysel bir hikâye anlatmıyor aynı zamanda Doğu ve Batı'nın, İslam ve Hristiyanlığın tarih boyunca nasıl kesiştiğini ve birbirinden nasıl etkilendiğini gösteriyor. Hasan veya Leo nasıl hitap ettiğiniz hiç önemli değil. Önemli olan tarihsel bir figürün hayatının barış içinde bir arada yaşamın mümkün olabileceğine dair verdiği mesaj.
Granada sokaklarında yürümek, Avrupa’da Rönesans, Reform ve Keşifler Çağı gibi önemli değişimlere, Martin Luther’in öncülük ettiği Protestanlığın yükselişine, Yavuz Sultan Selim’in Memlük Sultanlığını fethederek Osmanlı hâkimiyetinin Mısır ve Hicaz'daki etkilerini görmek ve Roma'nın yağmalanmasında Aziz Petrus Bazilikasından Sant'Angelo Kalesine uzanan gizli geçitte ölüm korkusuyla koşan Papa VII. Clemens’e eşlik etmek isteyen tarih ve edebiyat tutkunlarına tavsiye edilir.
“Bir toplum en güçsüz bireyini yalnız bıraktığı anda dağılmaya başlar.”
"Yazgı, bir bukalemunun derisinden bile daha değişkendir."
"Uzaklara gitmek,
Afrikalı LeoAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 200718,3bin okunma
Roman, “Ben, Hasan, tartıcıbaşı Muhammet'in oğlu, ben, Giovanni Leone de Medici; bir berberin sünnet ettiği, bir papanın vaftiz ettiği ben. Şimdi Afrikalı diye anılıyorum ama Afrikalı değilim. Avrupalı da, Arabistanlı da değilim. Bana Granadalı, Faslı, Zeyyath da derler, ama ben hiçbir ülkeden, kentten ya da boydan değilim. Ben yolların oğluyum. Ülkem kervan, yaşamımsa yolculukların en beklenmedik olanları.” diye başlar ve bizi adeta zaman makinesi gibi 1500lü yıllara götürür. Bu dönemde bir çok ülkenin yaşadığı olaylar özellikle doğu - batı, hristiyanlık- müslümanlık gibi vurgular ele alınarak romanlaştırılmış. Kitabın başları biraz sıkıcı olduğu için pes etmeyip devam ederseniz romanın sizi çekebildiğini görürsünüz. Belki de koca bir tarihi bu romanda bulabilirsiniz.
Ülkeler gezmiş, zorunlu olarak ya da isteğiyle.. Oradan oraya göçmüş, gittiği her yere bağlanmış, gittiği her yeri benimsemiş Hasan ya da Leo… Artık göçmek istediği son yeri ‘’Yaradan’ın gözünde kimsenin yabancı olmadığı ülke” olarak tanımlıyor ve kitabı bu cümleyle bitiriyor. ‘Afrikalı Leo’
Afrikalı LeoAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 200718,3bin okunma
En sevdiğim romanlardan biri. Klasik olmus bir eser. Gercekten zevk veriyor insana. Hatta ben iki kere okudum. Tavsiye etmisligim coktur. Lübnan asıllı Fransız diye geçiyor. Diğer kitaplarını okuyun.
Merhaba arkadaşlar;
Eseri beğenerek okudum. Tarih sevenler sıkılmadan okuyacağını bir eser. Eseri kitaplara bölüm bölüm bölmüş. Beni içine alarak okudum. Darısı başınıza.
Keyifli okumalar dilerim...
"Afrikalı Leo", Amin Maalouf'un ilk romanı. Sadece tarihi bir roman değil, aynı zamanda etkileyici bir kimlik arayışının da hikayesini anlatıyor.
4 bölümden oluşan eserde yaşanılan savaşları, kaosu, mezhep çatışmaları, aşkın serüvenleri yer alıyor. Kitap, 16. yüzyılda geçen tarihsel olayları da ustalıkla işlemekte. Osmanlı İmparatorluğu'nun gücünün dorukta olduğu, Avrupa'nın keşifler ve kolonileşme faaliyetlerine yoğunlaştığı bir dönemde geçer. Leo, bu dönemde çeşitli ülkeleri gezerken, bu büyük güçlerle devamlı iç içedir.
Kitap tarihi bir romandan daha fazlasını sunuyor. Afrikalı Leo'nun hayatı ve maceraları, tarihsel olaylarla etkileşim halindedir ve bu etkileşimler kitabı gerçekten ilgi çekici kılıyor. Amin Maalouf'un etkileyici anlatımı ve tarihsel zenginlikleri, okuyucuya unutulmaz bir okuma deneyimi sunuyor.
Afrikalı LeoAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 200718,3bin okunma
Amin Maalouf'un yazdığı ilk roman olan Afrikalı Leo, gerçek bir yaşam öyküsünden çıkarılmış düşsel bir yaşam öyküsü. Kitap 4 bölümden oluşuyor, her bölüm Hasan'ın diğer adıyla Leo'nun belirli tarihlerde yaşadığı 4 ülkedeki (Granada, Fas, Kahire, Roma) anılarını anlatıyor.
"Ben, Hasan, tartıcıbaşı Muhammed’in oğlu, ben, Giovanni Leone de Medici; bir berberin sünnet ettiği, bir papanın vaftiz ettiği ben. Şimdi Afrika diye anılıyorum, ama Afrikalı değilim, Avrupalı da Arabistanlı da değilim. Bana Granadalı, Faslı, Zeyyatlı da derler ama ben hiçbir ülkeden, kentten ya da boydan değilim. Yolların oğluyum ben, ülkem kervan, yaşamımsa yolculukların en beklenmedik olanı."
Kitabın giriş cümleleri olan bu alıntı aslında tamamen kitabın özeti.
Kitap, Hasan'ın doğumuyla başlıyor ve Hasan 40 yaşına gelinceye kadar yıl yıl ilerliyor. Hasan'ın hayatına önemli yeri olan, yaşadığı dönemde/ülkelerde gördüğü kültürel, siyasi, dini, ailevi... birçok yaşanmışlıklar yıllık tarzında anlatılıyor.
Kitapta en sevdiğim kısım 3. Bölüm (Kahire) kısmı oldu. Hasan'ın Osmanlı Devleti ve Türkler ile tanışması benim ilgimi biraz arttırdı. Nur Sultan, Beyazit olayı gerçekmi bilmiyorum. Bununla ilgili bilgisi olan biri varsa beni aydınlatırsa sevinirim. (Ben son bölüme kadar kitapta geçen olayları tamamen yaşanmış bir hikaye sanıyordum ama değilmiş. Kitaptaki tarihi olaylar, kişiler ne kadar gerçek bilemiyorum.)
Eleştirebileceğim kısımlar; kitap benim için bir tık fazla tarihiydi ve son bölümde (Roma) artık sıkıldım. Hasan karakterinde sanki bişeyler tuhaf, tutarsız, eksik geldi bana. Hasan Müslüman doğup hacca gidiyor ama bir anda Hristiyan oluyor, sürekli meslek değişiminde (tüccar, din adamı, elçi...), bir kadını sevdiğini söyleyip kolayca arkasında bırakabiliyor (4 eş, okurken ben yoruldum be), çocukları
Afrikalı LeoAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 200718,3bin okunma
Amin Maalouf ya da Emin Maluf (Arapça: أمين معلوف Emin Maʿluf), 25 Şubat 1949 Beyrut doğumlu, kitaplarını Fransızca yazan Lübnanlı yazar. 1976'dan beri Fransa'da yaşamaktadır. Yazar 1993 yılında Goncourt Akademisi Edebiyat Ödülüne layık görülmüştür. Kitapları 40'tan fazla dile çevrilmiş, eserleri Fransa'da ve çevrildiği birçok dilde geniş okur kitlesine ulaşmıştır.
1949'da Beyrut, Lübnan'da doğdu. Annesi Türk kökenli Mısırlı, babası Melkite Katolik cemaatindendi. Ekonomi ve toplumbilim okuduktan sonra gazeteciliğe başladı. Lübnan'da iç savaşın çıktığı 1975'e kadar Lübnan'da gazetecilik yaptı. Bu tarihte Paris'e göç etti. Yazar halen Paris'te yaşamaktadır. Çeşitli yayın organlarında yöneticilik ve köşe yazarlığı yapmış olan Maalouf, bugün vaktinin çoğunu kitaplarını yazmaya ayırmaktadır.
Yapıtlarında çok iyi bildiği Asya ve Akdeniz çevresi kültürlerinin söylencelerini başarıyla işleyen Maalouf, 1983 yılında yayımlanan ilk kitabı Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri (Les Croisades vues par les Arabes) ile tanındı. Bu kitap, çevrildiği dillerde de büyük bir başarı kazandı. 1986'da yayımlanan ve aynı yıl Fransız - Arap Dostluk Ödülü'nü kazanan ikinci kitabı ve ilk romanı Afrikalı Leo (Léon l'Africain) bugün bir "klasik" olarak kabul edilmektedir.
Maalouf'un 1988'de yayımlanan ikinci romanı Semerkant (Samarcande) da coşkuyla karşılandı ve pek çok dile çevrildi. Maalouf'un sonraki kitapları da yine roman tarzındaydı: 1991'de yayımlanan Işık Bahçeleri (Les Jardins de Lumiére) ve 1992'de yayımlanan Beatrice'den Sonra Birinci Yüzyıl (Le premier siècle après Béatrice).
Maalouf, 1993'te yayımlanan romanı Tanios Kayası (Le Rocher de Tanios) ile Goncourt Akademisi Edebiyat Ödülü'nü kazandı. 1996'da Doğunun Limanları (Les Echelles du Levant) adlı romanı ve 1998'de ise Ölümcül Kimlikler (Les Identités Meurtrières) adlı deneme kitabı piyasaya çıktı. 2000'de Yüzüncü Ad - "Baldassare'nin Yolculuğu" (Le Périple de Baldassare) adlı romanı yayımlandı.
Ayrıca 2002'de opera için yazdığı ve Finlandiyalı müzisyen Kaija Saariaho'nun bestelediği Uzaktan Aşk (L'Amour de loin) Maalouf'un ilk librettosudur. 2004'te yayımlanan Yolların Başlangıcı (Origines) adlı ailesini anlatan bir çeşit hatırat kitabından sonra, 2006 yılında Adriana Mater adlı ikinci librettosunu yayınladı.
Kitaplarında genellikle doğuya ait öğeleri çok iyi işlemektedir. Doğuya ait gelenek ve görenekleri kitaplarında mutlaka tanıtır. Birçok kitabında Osmanlı-Türkiye üzerine yorumlara da rastlanmaktadır. Afrikalı Leo kitabında Osmanlı ve Yavuz Sultan Selim'in Kahire seferinde 8000 kişiyi öldürdüğünü iddia etmiştir. Kitaplarında doğu halklarının neden geri kalmış olduğu konusunda analizler ve tespitler yapmaktadır. Kitapları roman tarzında yazılmış da olsa sosyolojik temalar kitaplarında sürekli olarak işlenir.
Kurgusal eserleri
Afrikalı Leo (1986)
Semerkant (1988)
Işık Bahçeleri (1991)
Beatrice'den Sonra Birinci Yüzyıl (1992)
Tanios Kayası (1993)
Doğunun Limanları (1996)
Yüzüncü Ad (2000)
Doğu'dan Uzakta (2012)
Empedokles'in Dostları (2021)
Opera librettoları
Uzaktan Aşk (2002)
Adriana Mater (2006)
Kurgusal olmayan eserleri
Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri (1983)
Ölümcül Kimlikler (1998)
Çivisi Çıkmış Dünya (2009)
Uygarlıkların Batışı(2019)
Hatırat
Yolların Başlangıcı (2004)