·
Okunma
·
Beğeni
·
22587
Gösterim
Adı:
Afrikalı Leo
Baskı tarihi:
1998
Sayfa sayısı:
337
Format:
Karton kapak
ISBN:
14984737
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Afrikalı Leo
Afrikalı Leo
Leon Afrikalı
Leo Africanus
Afrikalı Leo ya da Leon Lübnanlı yazar Amin Maalouf'un yazdığı ilk romandır. İlk basımı 1986 yılında Fransızca olarak yapılmıştır. Yayımlandığı yıl Fransız - Arap Dostluk Ödülü'nü kazanan roman anı, günlük şeklinde yazılmıştır. Leon, günümüzde bir "klasik" olarak kabul edilmektedir.
375 syf.
Afrikalı Leo, yazarın ilk kitabı. Arap müslümanlarının İspanyolara savaşta yenilmesini ve Endülüs ü terk edişini anlatan yaşanmış bir hikaye ve Afrikalı Leo diye bahsedilen asıl adı Hasan olan baş karakterin hayatını anlatan biyografik bir kitap. Yazarın daha önce kitaplarını okumuş arkadaşlar, kendisinin okuyucu kaybetmemek ya da kazanmak adına tarafsız olduğunu göstermeye çalışırken nasıl samimiyetsiz olduğunu fark etmişlerdir. Buna rağmen okunmaya değer güzel bir roman. Yazar göçün getirdiği zorlukları, sıkıntıları ve Afrika nın kültürünü ilgi çekici bir dille anlatmış.
375 syf.
·3 günde·Beğendi
Afrikalı leo ; İspanya, Fas, Kahire ve Roma sarmalında daha bir çok ülkenin bir çok dinin ve ırkın harmanlandığı zengin bir kurgu.

Aynı anda dünyanın hem en talihsiz hem de en talihli insanı olabilir Muhammed oğlu Hasan.

O savaşın , göçün , hastalıkların ve ölümlerin bir arada olduğu bir zamanda sevdikleriyle, yaşadıklarıyla payına düşeni alıyor.

Gençliğinin başında, yükselmekte olan sarayını izleyen bir Hasan canlanıyor gözümde.

Sonra topraklarından sürülen beş parasız bir Hasan.

İstanbul'da Yüce Türk'ün karşısında şaşkın ve korkmuş bir elçi.

Roma zindanlarında kelepçeli bir esir.

Papa'nın göz alıcı bir törenle vaftiz ettiği medici leo.

İyi bir insansanız ve talih sizden yanaysa güzel bir hikayeniz mutlaka vardır.
375 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Yazarların ilk yayınlanmış olan kitaplarının okuma sırasının birinci olmamasına genelde dikkat ediyorum. Bu, daha sonraları çok iyi yazmış olan bir yazarın o kitaplarını belki de hiç okumamamızın ya da ötelenmelerinin sebeplerinden biri olabiliyor. Örnek de vereyim: Çoğu kişi tarafından oldukça beğenilen dosto'nun insancıklar'ı bir ilk okumaydı ama ben hiç beğenmemiştim. Dünyanın en iyi romancılarından birinin yazdığı bir kitap bu olamazdı. Diğer kitaplarına da sıra çok sonraları geldi. Hala okumadığım kitapları var. Afrika'lı leo'yu okumadan maalouf'un semerkant ve doğunun limanları'nı okumuştum. bu kitapları çok keyif alarak okudum. her iki eser de ortalama bir romanseveri oldukça tatmin edebilecek seviyede kitaplar. Afrikalı leo'ya başlarken yazarın önceki okumalarımın referansında beni iyi bir romanın beklediğini biliyordum. ama bu kadarını beklemiyordum. maalouf bir ilk roman olmasına rağmen okuyucusunu yine şaşırtmıyor. kitaplarda, sinema filmlerindeki o yolculuk hikayelerini, konusu yol üzerinde ilerleyen işleri hep sevmişimdir. bu da onlardan biri. macera ispanya granada'da başlayıp italya'da son buluyor. kitapta alıntı yapılacak bir çok özdeyiş de var. Benim okuduğum Maalouf'un kitaplarının çevirmenleri de çok iyi. Çevirmenlere de ayrıca teşekkür etmek gerekiyor. Afrikalı leo çok keyif alarak okuduğum ve fırsat bulursam ileride tekrar okuyacağım romanlardan biri oldu.
374 syf.
·4 günde·6/10
Kitabın başıni ve sonunu sıkıcı buldum. Özellikle Roma ya kacirilip vaftiz edilme süreci ve sonrası çok sıkıcıydı. Bir seyyah ve gitmek zorunda kaldığı ülkeler, şehirler, denizler, nehirler. Gittikleri yerlerin ve afrika nin kültürünü zaman zaman taraflı azda olsa tarafsız yazıya dökmüş . Kitapli saatler.
374 syf.
·4 günde·7/10
'Afrikalı Leo' yazarın ilk kitabı ve okuduğum dördüncü kitabı.
Amin Maalouf deyince buram buram tarih kokusunu alıyorsunuzdur . Aslında hiç mi hiç sevmem tarihi .. Sevemedim.Sevdiremediler. :) Ama Maalouf , kitaplarıyla biraz da olsa önyargımı kırmış oldu. Biraz da tarihe yönelmem gerektiğini anladım.

Grana'dan başlayan bir hayat , Fas , Kahire ve Roma olarak dört farklı bölüm ,farklı olaylardan oluşuyor. Gezdiği yerler ,tanıştıgı kişiler , sevdiği , evlendiği kadınlar , üstesinden gelmek zorunda olduğu olaylar, yapması gereken tercihler ile Afrikalı Leo asıl adı Hasan'nın, biyografisini okuyoruz.
Bulunduğu yerlerin kültürel yapısı hakkında da bilgi veriliyor.
Böyle bir hayat yaşamak , sürekli yolculuk , tamamen alt üst olan bir yaşam..
Zenginliğin zirvesini yaşarken bir anda tüm varlığını kaybetmek , köle olarak zindana atılan oradan çıkıp , padişahın sevdiği , saygın kişi konumuna gelmek , papa tarafından vaftiz edilmek , eşini çocuklarını bırakmak zorunda olup gittiği yerde başkasıyla evlenmek ...

Diğer kitaplarını daha çok sevdiğimi söylemeliyim.Son kısımları zorlayarak okudum.Ama okumaya değer.

Keyifli okumalar .
375 syf.
Afrikalı Leo… Ama biz onu uzun bir müddet Hasan ibn Muhammed olarak tanıyacağız.

Bir süredir elimde olan ve birkaç kez yarıda bıraktığım, ama sevgili bir okur arkadaşımın bana ikinci romanını göndermesiyle kendime çekidüzen verip okumayı başarabildiğim kitap. Afrikalı Leo, Emin Maluf’un (tamam tamam Amin Maloouf) ikinci kitabı, ama ilk romanıdır.

Granada’da başlayan yolculuk sırasıyla Fas, Kahire ve Roma’da geçiyor. Tabi Hasan yerinde durmuyor pek, bu bölümler sırasında dahi birçok kez bölge değiştiriyor. Hasan’ın kimlik arayışı yok (-mu?). Ona göre her yer Tanrı’nın ülkesi. O'nun elleri çok geniştir, yüreği de çok geniştir; uzaklara gitmek, denizler, sınırlar, ülkeler, inançlar aşmak fırsatı çıktığında hiç duraksamamalı diyor. Ona göre bizlere derimizin rengini/ nasıl dua ettiğimizi soran insanlardan uzak durmalıyız. Özünde insancıl bir barış içeren ve dünyayı kimliklere bürünmeden kendi "yolculuğunda" olduğunu ifade etmeye çalışan bir gezgin. Doğu’nun Simyacısı.

Başlangıç safhası ağır ve güzel başlamışken, Fas’ta yoğunlaşmış, ama Kahire yolcuğunun devamı olan Roma bana biraz sıkıştırılmış ve hızlı bitirilmiş geldi. Bilemiyorum belki ben Fas’tan ayrılamadım. Roma'da tarihsel unsurlara biraz daha ayrıntıladığı için tarih sevmeyenleri bu kısımlar yorabilir.

Anı türüyle yazılmış bu kitabın bir klasik olması şaşırtıcı değil elbet. Tarih ile harmanlanarak yazıldığı için %100 tarafsız dememiz de mümkün değil. Biraz hayal gücü ile gidemeyeceğiniz yer olmadığını görüyorsunuz.

Levant bölgesine ilgi duyanların özellikle seveceğini düşünüyorum.

Okunmaya değer.

Merve, 2019


********************

Burası da ġayrciddī hislerimin olduğu bir fasıl olsun. Kitap bittiğinde biraz üzülmedim değil -hem bu kadar ertelediğim için hem de bittiği için- , ama daha çok kafama takılan sorulara cevap alamadığımdan.

Endülüs düşerken oradaydım… Fas’ta mücadele ederken çölün gece -20° gündüzlerinin ise 50° dereceye varan sıcaklığının üzerimdeki etkilerini taşıyordum. Kendimi Akdeniz’in, Kuzey Afrika’nın yollarına o kadar kaptırmışım ki Roma’ya geçince bir tökezlemedim desem yalan olur. Sanki hep o yerlerde yaşıyordum.

Kritiklerim ve duygularım içinde boğulurken cümleleri anlamlı kılmaya sarf ediyorum.

Realist olmaya çalışsam da öncelikle birey ve kadın kimliğimden dolayı ihtilafa düştüğüm bazı kısımlar oldu. Vatan / millet / kimlik mefhumlarını hissetmeyen bir insanla aynı düşünemezdim elbette. Ülken, insanların, akrabaların hatta ailen ölürken kaçmak… Okurken elbet kendi dünya görüşümü göz önünde bulundurmaktan kaçındım -ki birçok insan Hasan gibi düşünecektir- tartışılır da elbet ama burası yeri değil.

Hasan, bizim bildiğimiz Hasan iken mantıki olmayan şartlarda geçişini sorgulamamış olması biraz hayal kırıklığı yarattı. Eğer kendini bir kimliğe ait hissedemiyorsan, neden Roma bölümünde bazı şeyleri sualsiz içselleştirdin? Bilemeyeceğim.

Az evvel de söylediğim gibi, özellikle Granada’dan güneye geçişi ve Fas’ın kumlarını okurken zamanın nasıl geçtiğini anlamadım… (arka planımda -beynimde- çalan oryantel deephouse’ların ve çölde amarok ile hafif bir serintide gezmenin hayali de vardı sanırım.) Bu yolculuktan ben çok keyif aldım.

AMA, bir kadın olarak da kız kardeşi Meryem ve hayatında yer alan kadınlar için sarfettiği çabayı , kızları olan Servet’e ve Hayat’a da göstermesini dilerdim. (İçimden "yani iyi güzel sen geziyorsun da o kızlar ne yapıyor haberin var mı" demeden duramadım:/ ) Üstüne basa basa eleştirdiğimiz bazı gelenek-görenekler varken kitabı özellikle oğluna ithaf etmesi de beni BİRAZ üzmedi değil (feminazilikle filan alakası yok )

Emin beyle ilk başlangıcımız böyle oldu, yine aynı tema üzerinde ilerleyen diğer kitaplarını okuyunca fikirlerim biraz daha oturacaktır.

Buraya kadar da okuma zahmetinde bulunduysanız, size gelsin : https://youtu.be/ywsS4WteceM
375 syf.
Granada, Fas, Kahire, Roma da farklı kültürleri bir kişinin bakış açısıyla anlatılan sade, sıkmayan, anlaşılabilen bir dille anlatılan içerisinde tarihi olaylar da barındıran güzel bir kitap.
Medeniyet arası ilişkileri ve çatışmaları anlatan, günümüz doğu batı sorununun orta zamanlarına götürüyor yazar kitapta okuyucuyu.
Dinler ve oluşturdukları hiyerarşinin her devirde aynı şekilde işlediğini, insanların din adına yapılan savaşlarda ne kadar acı çektiğini anlamamı sağlayan bir yolculuk oldu benim için .
Son yılların da büyük sorunu olan din ayrımına ve çatışmasına verilecek en iyi yanıtı şuraya bırakmadan geçemeyeceğim :İNSAN OLMAK

Kesinlikle okunması gereken kitaplardan ama yazar ile ilk defa tanışacak olanlar seçimlerini vu kitaptan yana kullanmasınlar derim....
375 syf.
·Puan vermedi
[ ]DİPÇE:
[ ]Afrikalı Leo kitabı tıpkı içeriğindeki çok renklilikte olduğu gibi tür olarak da bir yere ait olmayan kitaplardan.Gezi notlarından yola çıkılarak oluşturulan bir seyahat yazısı, bir biyografi kitabı ve geçmişle örülmüş bir tarihsel kurgu kitabı diyebilirim.Bu bağlamda bir gezgin oluyorsunuz Hasan (Leo)ile beraber Endülüs'te, Kahire'de, Roma'da, İstanbul'da...Tarihi olaylara,savaşlara, dini ve siyasi çatışmalara bir tanık, folklorik ögelere büyüteçle bakan bir sosyolog, bir din adamı, aşık, kıskanç, çaresiz bir kadın,bir anne, bir sevgili,eş ...ve niceleri.Betimlemeler ve analizler büyüleyici.Kurgu, gezginin notlarını süsleyici ve tamamlayıcı nitelikte.Kitap dört bölümde servis ediliyor ve her bölümde kahramanımız Leo bir yönüyle çıkıyor karşımıza.İlk bölümlerde Hasan'la birlikte yola revan oluyorsunuz, sayfalar aktıkça (okuyanlardan fikrime katılan olacaktır) kahramanımızla yollarınız ayrılabilir.Zira yazgının bir yaprak misali savurduğu Leo geçmişini çabuk unutması, kolay vazgeçişleri, rüzgar nereden eserse oraya meyledişleri,bir anlamda gönlüne ve belleğine vefasızlığıyla bir adım gerinizde yol almaya başlıyor.Öte yandan yardımcı karakterler (Harun,Nur ,Hiba, Selma ....) yüklendikleri rollerde içtenliği,vefayı cesaret ve sabrı işliyor kalbinize.
Kitapta ilginize hitap edecek bir bölüm mutlaka bulacaksınız. Osmanlı'dan bir kesit, 15.yüzyıl coğrafyasında bir şölen, dinler arası ortaklık ve insanoğlunun duygu kıvrımları...
Belirtmem gereken diğer bir husus orijinali Fransızca olan kitap dilimize İngilizce'den çevrilmekle kalmamış çevirmen Sevim Raşa, dilimize henüz yerleşmemiş sözcüklerin yerine Türkçelerini kullanma mantığıyla olsa gerek arı sözcüklere yer vererek kimileyin (!) Okuyucunun sabrını zorlamıştır.Zira biz günlük hayatta acele, hamal, vicdan, zengin... sözcüklerini anlayarak kullanıyoruz (evecen, varsıl, duyunç...biraz soğuk mu kaçtı!) Fakat tüm bunlar
Afrikalı Leo'nun tavsiyeler arasında yer almasına engel mi, tabi ki hayır:))) Keyifle kalın🤗🤗
375 syf.
·Puan vermedi
Kitabı bitirdikten sonra, uzun bir süre oturup, niçin bu kadar çabuk bitti yahu diye sitem ettiğim bir kitaptır, çok akıcı ve güzel anlatımı ile, hem düşündürüp hem de bilgilendiriyor..
375 syf.
·7 günde·Puan vermedi
“Ben, Hasan, tartıcıbaşı Muhammed’in oğlu, ben, Giovanni Leone de Medici; bir berberin sünnet ettiği, bir papanın vaftiz ettiği ben. Şimdi Afrika diye anılıyorum, ama Afrikalı değilim, Avrupalı da Arabistanlı da değilim. Bana Granadalı, Faslı, Zeyyatlı da derler ama ben hiçbir ülkeden, kentten ya da boydan değilim. Yolların oğluyum ben, ülkem kervan, yaşamımsa yolculukların en beklenmedik olanı.

Amin Maalouf’un ilk romanı. Benimse yazardan okumuş olduğum ikinci eser. Kitaba başlamadan önce yapılan incelemelere bir göz attım ve çok şaşırdım. Çünkü eserle ilgili bayağı olumsuz eleştirilerde bulunulmuş; çok sıkıcı, bunaltıcı, akıcı değil vs. Halbuki yazarın ilk okuduğum eseri olan “Doğu’dan Uzakta”yı çok beğenmiş ve bayağı etkilenmiştim. Ki zaten bu kitabı da ona istinaden almıştım.

Gelgelelim bunca olumsuz yoruma rağmen kitabı okumaya karar verdim ve büyük bir zevkle bitirdim. Kişiden kişiye değişebilir belki ama ben asla söylenenlere katılmıyorum aksine daha hakkında çok şey söylenmesi gerektiğini düşünüyorum. Ara ara durup not almak isteyeceğiniz kitaplardan.


Roman aynı adla bilinen- Afrikalı Leon- tarihte gerçekten de yaşamış olan bir gezginin yarı otobiyografik bir romanı sayılmaktadır. Kitap Afrikalı Leo’nun gezmiş olduğu yerlerde tutmuş olduğu notlardan oluşmakta. Kaçmaya çalıştığı ve kınadığı her şeyle burun buruna gelecek ve yapmaktan kendini alıkoyamayacak bir Afrikalı ile buluşacaksınız kitapta.

İncelememi kitabın son satırlarıyla noktalar keyifli okumalar dilerim;

“Bir kez daha oğlum, bütün gezilerimin tanığı olan ve şimdi de seni ilk kez yabana götüren bu denizin kıyısında yeniden doğuyorum. Sen Roma’da “Afrikalı’nın oğlu”ydun; Afrika’da “Rumi’nin oğlu” olacaksın. Nereye gidersen git, birileri sana derinin rengini ve dualarını soracak. Onların itkilerini hoşnut etmekten uzak dur! Oğlum, çoğunluk önünde boyun eğmekten kaçın! İster Müslüman, ister Hristiyan, ister Yahudi olsunlar, seni olduğun gibi kabul etmeliler ya da seni yitirmeyi göze almalılar. İnsanların görüşünü dar bulduğun zaman Tanrı’nın ülkesinin çok geniş olduğunu söyle; O’nun elleri çok geniştir, O’nun yüreği de çok geniştir. Uzaklara gitmek, denizler, sınırlar, ülkeler, inançlar aşmak fırsatı çıktığı zaman hiç duraksama.”
Bedevi bir kadına bir gün en çok hangi çocuğunu sevdiğini sormuşlar. " Hasta olanı iyileşene kadar, en küçüğünü büyüyene kadar, yolda olanı da eve dönene kadar."
Binlerce aç insanın karnını doyurabilecek, binlerce yetimin yüzünü güldürecek denli çok parayı nasıl, ne zaman, hiç utanmadan, hesapsızca, yalnızca kendi hoşnutluğunuz için harcadınız? Evler, tarlalar sanki yalnızca sizinmiş gibi davranıyorsunuz.
Amin Maalouf
Sayfa 36 - YKY, e-kitap
İnsanlık, Afrikalı bir anne çocuğuna "Tabağındaki yemek bitecek!" diye bağırdığında kurtulacak.

-Morgan Freeman
Bedevi bir kadına bir gün en çok hangi çocuğunu sevdiğini sormuşlar. Kadın şöyle yanıt vermiş: Hasta olanı iyileşene kadar, en küçüğünü büyüyene kadar, yolda olanı da eve dönene kadar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Afrikalı Leo
Baskı tarihi:
1998
Sayfa sayısı:
337
Format:
Karton kapak
ISBN:
14984737
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Afrikalı Leo
Afrikalı Leo
Leon Afrikalı
Leo Africanus
Afrikalı Leo ya da Leon Lübnanlı yazar Amin Maalouf'un yazdığı ilk romandır. İlk basımı 1986 yılında Fransızca olarak yapılmıştır. Yayımlandığı yıl Fransız - Arap Dostluk Ödülü'nü kazanan roman anı, günlük şeklinde yazılmıştır. Leon, günümüzde bir "klasik" olarak kabul edilmektedir.

Kitabı okuyanlar 3.507 okur

  • SADIK AHMET GÜLLÜ
  • Seval yenice
  • Rümeysa Üstbaş
  • mualla canatan
  • Kübra Karadağ
  • SANİYE AYGİRAY
  • GG
  • Ufuk esen
  • Demet
  • İsmett Gdmn

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.2 (2)
9
%0.1 (1)
8
%0.2 (2)
7
%0
6
%0.1 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları