Leon Afrikalı

·
Okunma
·
Beğeni
·
19.985
Gösterim
Adı:
Leon Afrikalı
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
494
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789952268805
Kitabın türü:
Dil:
Azerice
Ülke:
Azerbaijan
Yayınevi:
Qanun Nəşriyyatı
Baskılar:
Afrikalı Leo
Leon Afrikalı
Hicri 894-cü il (miladi 1488-ci il dekabrın 5-i 1489-cu il noyabrın 24-ü). – əndəlusluların xoşbəxt, qayğısız əyyamı davam edir. Kimin ağlına gələrdi ki, Qərb renessansının əsasını qoyan mavr – Əndəlus mədəniyyəti məhz o əyyamda dönüşü olmayan bir iflasın astanasında imiş. Və bu iflasın nə qədər istəsəniz səbəblərini sadalaya bilərsiniz. Amma “heç bir sivilizasiyanı kənardan işğal etmək mümkün deyil, bu, yalnız həmin sivilizasiya özü-özünü daxildən məhv etdikdən sonra mümkün olur” – tanınmış filosof Uilyam Dürant belə deyirdi. Amin Maaloufun “Leon Afrikalı”sı da məhz bu fikrin bədii həllidir.

“Romada hikməti, Qahirədə ehtirası, Fəsdə kədəri yaşamış, amma hələ də Qranadanın bakirliyini və məsumluğunu arayan” Leon Afrikalının dolanbacları andıran həyatını anladan bu roman da eyni mövzudadır.

Həm fransız, həm də ərəb-məhcər ədəbiyyatlarının eyni zamanda böyük imzası olan Amin Maaloufun tarixi romanları, kimlik böhranı üzərində araşdırmaları ilə əslində həmişə gah bədii, gah da elmi yolla tədqiq elədiyi bir mövzu var – dünyanın özü qədər qədim sivilzasiyalar arası münasibətlər, Qərb-xristian dünyası ilə müsəlman Şərqinin keşməkeşli əlaqələri.
375 syf.
Afrikalı Leo, yazarın ilk kitabı. Arap müslümanlarının İspanyolara savaşta yenilmesini ve Endülüs ü terk edişini anlatan yaşanmış bir hikaye ve Afrikalı Leo diye bahsedilen asıl adı Hasan olan baş karakterin hayatını anlatan biyografik bir kitap. Yazarın daha önce kitaplarını okumuş arkadaşlar, kendisinin okuyucu kaybetmemek ya da kazanmak adına tarafsız olduğunu göstermeye çalışırken nasıl samimiyetsiz olduğunu fark etmişlerdir. Buna rağmen okunmaya değer güzel bir roman. Yazar göçün getirdiği zorlukları, sıkıntıları ve Afrika nın kültürünü ilgi çekici bir dille anlatmış.
375 syf.
·3 günde·Beğendi
Afrikalı leo ; İspanya, Fas, Kahire ve Roma sarmalında daha bir çok ülkenin bir çok dinin ve ırkın harmanlandığı zengin bir kurgu.

Aynı anda dünyanın hem en talihsiz hem de en talihli insanı olabilir Muhammed oğlu Hasan.

O savaşın , göçün , hastalıkların ve ölümlerin bir arada olduğu bir zamanda sevdikleriyle, yaşadıklarıyla payına düşeni alıyor.

Gençliğinin başında, yükselmekte olan sarayını izleyen bir Hasan canlanıyor gözümde.

Sonra topraklarından sürülen beş parasız bir Hasan.

İstanbul'da Yüce Türk'ün karşısında şaşkın ve korkmuş bir elçi.

Roma zindanlarında kelepçeli bir esir.

Papa'nın göz alıcı bir törenle vaftiz ettiği medici leo.

İyi bir insansanız ve talih sizden yanaysa güzel bir hikayeniz mutlaka vardır.
375 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Yazarların ilk yayınlanmış olan kitaplarının okuma sırasının birinci olmamasına genelde dikkat ediyorum. Bu, daha sonraları çok iyi yazmış olan bir yazarın o kitaplarını belki de hiç okumamamızın ya da ötelenmelerinin sebeplerinden biri olabiliyor. Örnek de vereyim: Çoğu kişi tarafından oldukça beğenilen dosto'nun insancıklar'ı bir ilk okumaydı ama ben hiç beğenmemiştim. Dünyanın en iyi romancılarından birinin yazdığı bir kitap bu olamazdı. Diğer kitaplarına da sıra çok sonraları geldi. Hala okumadığım kitapları var. Afrika'lı leo'yu okumadan maalouf'un semerkant ve doğunun limanları'nı okumuştum. bu kitapları çok keyif alarak okudum. her iki eser de ortalama bir romanseveri oldukça tatmin edebilecek seviyede kitaplar. Afrikalı leo'ya başlarken yazarın önceki okumalarımın referansında beni iyi bir romanın beklediğini biliyordum. ama bu kadarını beklemiyordum. maalouf bir ilk roman olmasına rağmen okuyucusunu yine şaşırtmıyor. kitaplarda, sinema filmlerindeki o yolculuk hikayelerini, konusu yol üzerinde ilerleyen işleri hep sevmişimdir. bu da onlardan biri. macera ispanya granada'da başlayıp italya'da son buluyor. kitapta alıntı yapılacak bir çok özdeyiş de var. Benim okuduğum Maalouf'un kitaplarının çevirmenleri de çok iyi. Çevirmenlere de ayrıca teşekkür etmek gerekiyor. Afrikalı leo çok keyif alarak okuduğum ve fırsat bulursam ileride tekrar okuyacağım romanlardan biri oldu.
374 syf.
·4 günde·6/10
Kitabın başıni ve sonunu sıkıcı buldum. Özellikle Roma ya kacirilip vaftiz edilme süreci ve sonrası çok sıkıcıydı. Bir seyyah ve gitmek zorunda kaldığı ülkeler, şehirler, denizler, nehirler. Gittikleri yerlerin ve afrika nin kültürünü zaman zaman taraflı azda olsa tarafsız yazıya dökmüş . Kitapli saatler.
374 syf.
·4 günde·7/10
'Afrikalı Leo' yazarın ilk kitabı ve okuduğum dördüncü kitabı.
Amin Maalouf deyince buram buram tarih kokusunu alıyorsunuzdur . Aslında hiç mi hiç sevmem tarihi .. Sevemedim.Sevdiremediler. :) Ama Maalouf , kitaplarıyla biraz da olsa önyargımı kırmış oldu. Biraz da tarihe yönelmem gerektiğini anladım.

Grana'dan başlayan bir hayat , Fas , Kahire ve Roma olarak dört farklı bölüm ,farklı olaylardan oluşuyor. Gezdiği yerler ,tanıştıgı kişiler , sevdiği , evlendiği kadınlar , üstesinden gelmek zorunda olduğu olaylar, yapması gereken tercihler ile Afrikalı Leo asıl adı Hasan'nın, biyografisini okuyoruz.
Bulunduğu yerlerin kültürel yapısı hakkında da bilgi veriliyor.
Böyle bir hayat yaşamak , sürekli yolculuk , tamamen alt üst olan bir yaşam..
Zenginliğin zirvesini yaşarken bir anda tüm varlığını kaybetmek , köle olarak zindana atılan oradan çıkıp , padişahın sevdiği , saygın kişi konumuna gelmek , papa tarafından vaftiz edilmek , eşini çocuklarını bırakmak zorunda olup gittiği yerde başkasıyla evlenmek ...

Diğer kitaplarını daha çok sevdiğimi söylemeliyim.Son kısımları zorlayarak okudum.Ama okumaya değer.

Keyifli okumalar .
375 syf.
Afrikalı Leo… Ama biz onu uzun bir müddet Hasan ibn Muhammed olarak tanıyacağız.

Bir süredir elimde olan ve birkaç kez yarıda bıraktığım, ama sevgili bir okur arkadaşımın bana ikinci romanını göndermesiyle kendime çekidüzen verip okumayı başarabildiğim kitap. Afrikalı Leo, Emin Maluf’un (tamam tamam Amin Maloouf) ikinci kitabı, ama ilk romanıdır.

Granada’da başlayan yolculuk sırasıyla Fas, Kahire ve Roma’da geçiyor. Tabi Hasan yerinde durmuyor pek, bu bölümler sırasında dahi birçok kez bölge değiştiriyor. Hasan’ın kimlik arayışı yok (-mu?). Ona göre her yer Tanrı’nın ülkesi. O'nun elleri çok geniştir, yüreği de çok geniştir; uzaklara gitmek, denizler, sınırlar, ülkeler, inançlar aşmak fırsatı çıktığında hiç duraksamamalı diyor. Ona göre bizlere derimizin rengini/ nasıl dua ettiğimizi soran insanlardan uzak durmalıyız. Özünde insancıl bir barış içeren ve dünyayı kimliklere bürünmeden kendi "yolculuğunda" olduğunu ifade etmeye çalışan bir gezgin. Doğu’nun Simyacısı.

Başlangıç safhası ağır ve güzel başlamışken, Fas’ta yoğunlaşmış, ama Kahire yolcuğunun devamı olan Roma bana biraz sıkıştırılmış ve hızlı bitirilmiş geldi. Bilemiyorum belki ben Fas’tan ayrılamadım. Roma'da tarihsel unsurlara biraz daha ayrıntıladığı için tarih sevmeyenleri bu kısımlar yorabilir.

Anı türüyle yazılmış bu kitabın bir klasik olması şaşırtıcı değil elbet. Tarih ile harmanlanarak yazıldığı için %100 tarafsız dememiz de mümkün değil. Biraz hayal gücü ile gidemeyeceğiniz yer olmadığını görüyorsunuz.

Levant bölgesine ilgi duyanların özellikle seveceğini düşünüyorum.

Okunmaya değer.

Merve, 2019


********************

Burası da ġayrciddī hislerimin olduğu bir fasıl olsun. Kitap bittiğinde biraz üzülmedim değil -hem bu kadar ertelediğim için hem de bittiği için- , ama daha çok kafama takılan sorulara cevap alamadığımdan.

Endülüs düşerken oradaydım… Fas’ta mücadele ederken çölün gece -20° gündüzlerinin ise 50° dereceye varan sıcaklığının üzerimdeki etkilerini taşıyordum. Kendimi Akdeniz’in, Kuzey Afrika’nın yollarına o kadar kaptırmışım ki Roma’ya geçince bir tökezlemedim desem yalan olur. Sanki hep o yerlerde yaşıyordum.

Kritiklerim ve duygularım içinde boğulurken cümleleri anlamlı kılmaya sarf ediyorum.

Realist olmaya çalışsam da öncelikle birey ve kadın kimliğimden dolayı ihtilafa düştüğüm bazı kısımlar oldu. Vatan / millet / kimlik mefhumlarını hissetmeyen bir insanla aynı düşünemezdim elbette. Ülken, insanların, akrabaların hatta ailen ölürken kaçmak… Okurken elbet kendi dünya görüşümü göz önünde bulundurmaktan kaçındım -ki birçok insan Hasan gibi düşünecektir- tartışılır da elbet ama burası yeri değil.

Hasan, bizim bildiğimiz Hasan iken mantıki olmayan şartlarda geçişini sorgulamamış olması biraz hayal kırıklığı yarattı. Eğer kendini bir kimliğe ait hissedemiyorsan, neden Roma bölümünde bazı şeyleri sualsiz içselleştirdin? Bilemeyeceğim.

Az evvel de söylediğim gibi, özellikle Granada’dan güneye geçişi ve Fas’ın kumlarını okurken zamanın nasıl geçtiğini anlamadım… (arka planımda -beynimde- çalan oryantel deephouse’ların ve çölde amarok ile hafif bir serintide gezmenin hayali de vardı sanırım.) Bu yolculuktan ben çok keyif aldım.

AMA, bir kadın olarak da kız kardeşi Meryem ve hayatında yer alan kadınlar için sarfettiği çabayı , kızları olan Servet’e ve Hayat’a da göstermesini dilerdim. (İçimden "yani iyi güzel sen geziyorsun da o kızlar ne yapıyor haberin var mı" demeden duramadım:/ ) Üstüne basa basa eleştirdiğimiz bazı gelenek-görenekler varken kitabı özellikle oğluna ithaf etmesi de beni BİRAZ üzmedi değil (feminazilikle filan alakası yok )

Emin beyle ilk başlangıcımız böyle oldu, yine aynı tema üzerinde ilerleyen diğer kitaplarını okuyunca fikirlerim biraz daha oturacaktır.

Buraya kadar da okuma zahmetinde bulunduysanız, size gelsin : https://youtu.be/ywsS4WteceM
375 syf.
Granada, Fas, Kahire, Roma da farklı kültürleri bir kişinin bakış açısıyla anlatılan sade, sıkmayan, anlaşılabilen bir dille anlatılan içerisinde tarihi olaylar da barındıran güzel bir kitap.
Medeniyet arası ilişkileri ve çatışmaları anlatan, günümüz doğu batı sorununun orta zamanlarına götürüyor yazar kitapta okuyucuyu.
Dinler ve oluşturdukları hiyerarşinin her devirde aynı şekilde işlediğini, insanların din adına yapılan savaşlarda ne kadar acı çektiğini anlamamı sağlayan bir yolculuk oldu benim için .
Son yılların da büyük sorunu olan din ayrımına ve çatışmasına verilecek en iyi yanıtı şuraya bırakmadan geçemeyeceğim :İNSAN OLMAK

Kesinlikle okunması gereken kitaplardan ama yazar ile ilk defa tanışacak olanlar seçimlerini vu kitaptan yana kullanmasınlar derim....
375 syf.
·Puan vermedi
[ ]DİPÇE:
[ ]Afrikalı Leo kitabı tıpkı içeriğindeki çok renklilikte olduğu gibi tür olarak da bir yere ait olmayan kitaplardan.Gezi notlarından yola çıkılarak oluşturulan bir seyahat yazısı, bir biyografi kitabı ve geçmişle örülmüş bir tarihsel kurgu kitabı diyebilirim.Bu bağlamda bir gezgin oluyorsunuz Hasan (Leo)ile beraber Endülüs'te, Kahire'de, Roma'da, İstanbul'da...Tarihi olaylara,savaşlara, dini ve siyasi çatışmalara bir tanık, folklorik ögelere büyüteçle bakan bir sosyolog, bir din adamı, aşık, kıskanç, çaresiz bir kadın,bir anne, bir sevgili,eş ...ve niceleri.Betimlemeler ve analizler büyüleyici.Kurgu, gezginin notlarını süsleyici ve tamamlayıcı nitelikte.Kitap dört bölümde servis ediliyor ve her bölümde kahramanımız Leo bir yönüyle çıkıyor karşımıza.İlk bölümlerde Hasan'la birlikte yola revan oluyorsunuz, sayfalar aktıkça (okuyanlardan fikrime katılan olacaktır) kahramanımızla yollarınız ayrılabilir.Zira yazgının bir yaprak misali savurduğu Leo geçmişini çabuk unutması, kolay vazgeçişleri, rüzgar nereden eserse oraya meyledişleri,bir anlamda gönlüne ve belleğine vefasızlığıyla bir adım gerinizde yol almaya başlıyor.Öte yandan yardımcı karakterler (Harun,Nur ,Hiba, Selma ....) yüklendikleri rollerde içtenliği,vefayı cesaret ve sabrı işliyor kalbinize.
Kitapta ilginize hitap edecek bir bölüm mutlaka bulacaksınız. Osmanlı'dan bir kesit, 15.yüzyıl coğrafyasında bir şölen, dinler arası ortaklık ve insanoğlunun duygu kıvrımları...
Belirtmem gereken diğer bir husus orijinali Fransızca olan kitap dilimize İngilizce'den çevrilmekle kalmamış çevirmen Sevim Raşa, dilimize henüz yerleşmemiş sözcüklerin yerine Türkçelerini kullanma mantığıyla olsa gerek arı sözcüklere yer vererek kimileyin (!) Okuyucunun sabrını zorlamıştır.Zira biz günlük hayatta acele, hamal, vicdan, zengin... sözcüklerini anlayarak kullanıyoruz (evecen, varsıl, duyunç...biraz soğuk mu kaçtı!) Fakat tüm bunlar
Afrikalı Leo'nun tavsiyeler arasında yer almasına engel mi, tabi ki hayır:))) Keyifle kalın🤗🤗
375 syf.
·Puan vermedi
Kitabı bitirdikten sonra, uzun bir süre oturup, niçin bu kadar çabuk bitti yahu diye sitem ettiğim bir kitaptır, çok akıcı ve güzel anlatımı ile, hem düşündürüp hem de bilgilendiriyor..
375 syf.
·Beğendi·10/10·
Gazetecilerin yazdığı kitaplar ayŕı bir zevkle okunuyor. Çevirisinde kulak tırmalayan bazı kelimeler olsa da tarihi roman sevenlerin sıkılmadan okuyabileceği bir kitap.
375 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Çılgınlar gibi Amin Maalouf okuduğum dönemde okuduğum bir diğer kitap.Amin Maalouf'un yazdığı ikinci kitap.Hasan Tartıcıbaşı Muhammed'in oğlu olarak başladığı hayata Giovanni Leone de Medici olarak devam eden Afrikalı Leo'nun öyküsü. Granada'da başlayıp Fas,Kahire, Roma'ya doğru giden gerçek bir hayat hikayesi.
Bedevi bir kadına bir gün en çok hangi çocuğunu sevdiğini sormuşlar. " Hasta olanı iyileşene kadar, en küçüğünü büyüyene kadar, yolda olanı da eve dönene kadar."
Binlerce aç insanın karnını doyurabilecek, binlerce yetimin yüzünü güldürecek denli çok parayı nasıl, ne zaman, hiç utanmadan, hesapsızca, yalnızca kendi hoşnutluğunuz için harcadınız? Evler, tarlalar sanki yalnızca sizinmiş gibi davranıyorsunuz.
Amin Maalouf
Sayfa 36 - YKY, e-kitap
İnsanlık, Afrikalı bir anne çocuğuna "Tabağındaki yemek bitecek!" diye bağırdığında kurtulacak.

-Morgan Freeman
Bedevi bir kadına bir gün en çok hangi çocuğunu sevdiğini sormuşlar. Kadın şöyle yanıt vermiş: Hasta olanı iyileşene kadar, en küçüğünü büyüyene kadar, yolda olanı da eve dönene kadar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Leon Afrikalı
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
494
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789952268805
Kitabın türü:
Dil:
Azerice
Ülke:
Azerbaijan
Yayınevi:
Qanun Nəşriyyatı
Baskılar:
Afrikalı Leo
Leon Afrikalı
Hicri 894-cü il (miladi 1488-ci il dekabrın 5-i 1489-cu il noyabrın 24-ü). – əndəlusluların xoşbəxt, qayğısız əyyamı davam edir. Kimin ağlına gələrdi ki, Qərb renessansının əsasını qoyan mavr – Əndəlus mədəniyyəti məhz o əyyamda dönüşü olmayan bir iflasın astanasında imiş. Və bu iflasın nə qədər istəsəniz səbəblərini sadalaya bilərsiniz. Amma “heç bir sivilizasiyanı kənardan işğal etmək mümkün deyil, bu, yalnız həmin sivilizasiya özü-özünü daxildən məhv etdikdən sonra mümkün olur” – tanınmış filosof Uilyam Dürant belə deyirdi. Amin Maaloufun “Leon Afrikalı”sı da məhz bu fikrin bədii həllidir.

“Romada hikməti, Qahirədə ehtirası, Fəsdə kədəri yaşamış, amma hələ də Qranadanın bakirliyini və məsumluğunu arayan” Leon Afrikalının dolanbacları andıran həyatını anladan bu roman da eyni mövzudadır.

Həm fransız, həm də ərəb-məhcər ədəbiyyatlarının eyni zamanda böyük imzası olan Amin Maaloufun tarixi romanları, kimlik böhranı üzərində araşdırmaları ilə əslində həmişə gah bədii, gah da elmi yolla tədqiq elədiyi bir mövzu var – dünyanın özü qədər qədim sivilzasiyalar arası münasibətlər, Qərb-xristian dünyası ilə müsəlman Şərqinin keşməkeşli əlaqələri.

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

  • 16 defa gösterildi.

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları