Yeşim G.

Yeşim G.
@Balmumuy
Zaten kalem dediğin elde fener aydınlığı. Murathan Mungan - Hamamname

Yeşim G.

, bir kitap okudu
Puan vermedi·213 syf.·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Aralık 2025 23:22
·
2025 73. kitabı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Michael Roth'a göre, unutmanın en güçlü formu öykülemeci bellektir (narrative memory) (1995, s. 100). Öykülemeci bellek, geçmişte olanın hatırlanması eylemi değildir, geçmişe bir tepki olarak anıyı değiştirmektir. Bu bellek asimile eder, filtreler, yeniden şekillendirir. Tarihsel temsilin çekirdeğindeki öykülemeci bellek hem kağıtta hem de pelikülde geçmişi alıkoyabilmek için geçmişi dönüştürür. Hiroşima Sevgilim bu dönüşümün ve unutmanın bedelini sorgular. Film aynı zamanda, Margalit'in (2002), toplumsal belleğin etik yönünü dikkate alan "hatırlama görevi" kavramını da düşündürür.
Sayfa 72 - Deki Yayıncılık·Kitabı okudu
Dijital teknolojiyle birlikte günümüzde yaygınlaşan yazılı veya görsel arşivleme uğraşıyla aslında bir hipermnezi (aşırı hafıza aktivitesi) içine yaşadığımızı söyler (Connerton, 201 1, s. 1 39). Unutmaya pan zehir olarak her türlü kayıt biçiminin yaygınlaştığı, yitirme korkusuna karşılık kimliğini sabitleme ya da kimliğini bulma ihtiyacının öne çıktığı tartışmasızdır. Bellek yitimi kültürüne dair Alacakaranlık Anıları'nda Andrea Huyysen, kitaba adını veren "alacakaranlık zamanını" şöyle tanımlar: "Alacakaranlık günün, unutuş gecesini önceleyen, buna karşın zamanın kendisini yavaşlatır görünen anıdır. Günün son ışıklarının son görkemli gösterilerini ortaya koyabileceği bir ara durumdur. Belleğin ayrıcalıklı zamanıdır"(1999, s.14). Alacakaranlığı "tarih ve tarih bilincinin tartışmasız günbatımıyla" ilişkilendiren Huyysen, "bellek patlamasını" alacakaranlık anında ortaya çıkan günün son ışıkları olarak görür; ama bu son ışıklar aynı zamanda sağlıklı bir mücadelenin de işaretidir (1999, s. 21 ).
Sayfa 58 - Deki Yayıncılık·Kitabı okudu
David Harvey, "zaman-mekan sıkışması", yani globalleşme sonucunda, zamanın hızlanması ve mekanın sıkışmasının dünyada kendimizi konumlandırışımız üzerinde etkili olduğunu belirtir. Harvey, toplumsal ilerlemenin, mekanın fethini, bütün mekansal engellerin yıkılmasını ve nihai olarak "mekanın zaman aracılığıyla yok edilmesini içereceğini" belirtmektedir(1999, s. 232). Bu bağlamda belleğe yönelerek bir çeşit direnç alanı oluştururuz. Bir bakıma bellek, tarihin kaybettiği özgünlüğü sunmaktadır. Buna karşın belleğe dönüş kendi içinde bir çöküştür. Bellek ne zamanki gücünü kaybetmeye başlarsa o zaman bireysel ve toplumsal hayatta öne çıkmaya başlar; ritüeller ve kayıtlarla kendini inşa etmeye çalışır; "geleneğin" gözden geçirilmesi ve yeniden keşfedilmesi yoluyla varlığını ortaya koyar(Graves ve Rechniewski, 2010, s. 2).
Sayfa 58 - Deki Yayıncılık·Kitabı okudu
Carlo Ginsburg, rastlantısal olarak seçilmiş bir yaşamın, pekala dünyayı ve kavramlarını birleştirebileceğini belirterek Proust'tan (Kayıp Zamanın İzinde) bir alıntı yapar: "İnsanlar, toplumsal olayların geniş genellemelerinin insan ruhunun derinine inmek için mükemmel bir olanak sunduğunu sanırlar; oysa aksine, bu olayları ancak tek bir kişiliğin derinliğine dalarak anlayabileceklerini fark etmek zorundalar.
Sayfa 17 - Deki Yayıncılık·Kitabı okudu