Borges ABD’de yayımlanan bir mülakatta, uykusuz gecelerinde (belki de Adrogue’deki üzüm bağında yapış yapış terlediği bir yaz gecesinde) Funes’i nasıl tasavvur ettiğine dair daha fazla ayrıntı verir:Uykusuzluk çektiğimde, kendimi unutmaya, bedenimi unutmaya, bedenimin duruşunu, yatağı, mobilyaları, otelin üç bahçesini, okaliptüs ağacını, raftaki kitapları, köyün sokaklarını, istasyonu, çiftlik evlerini unutmaya çalışıyordum. Ama unutamadığımdan, bilincim açık kalıyor, ben de uyuyamıyordum. Sonra kendi kendime, algıladığı hiçbir şeyi unutmayan bir adamın olduğunu varsayalım dedim; tek bir gün içinde, binlerce şeyin meydana geldiği bir günde Ulysses’i ortaya çıkarabilen James Joyce’un da başına aynısının geldiği malumdur. Bu olayları unutamayan ve sonunda sınırsız belleği yüzünden ölüp giden birini düşündüm. Tek kelimeyle, yarım yamalak tasvir ettiğim bu serseri benim; yahut edebi amaçlarla aşırdığım, ama uykusuzluğuma tekabül eden bir imgedir.