Yeşim G.

Yeşim G.
@Balmumuy
Zaten kalem dediğin elde fener aydınlığı. Murathan Mungan - Hamamname
İnanılmaz, ama S.’nin sorunu nasıl hatırlayacağı değil, nasıl unutacağıydı. Profesyonel bir mnemonist olarak çalışmaya başlayınca bu çok daha zor hale gelmişti. Dinleyiciler S.’ye gecede birkaç kez hatırlayacağı uzun diziler soruyorlardı ve bunlar belleğinde hummalı bir hızla birikmeye başlıyordu. Tek tek her ayrıntıyı hatırlayabilen ve sonunda kendisini karanlık bir odaya kilitlemek zorunda kalan Funes gibi, S. de artık ilintili olmayan şeyleri unutamıyordu ve bu anılar bir eziyet haline geliyordu.
Sayfa 49 - Boğaziçi üniversitesi Yayınları·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Luria, S.’nin uzun kelime silsilelerini nasıl ezberleyebildiğini de araştırmıştı. Numara basitti. Her kelime zihninde uydurduğu bir yolda dağılacak bir imgeyi tetikliyordu. Bu teknik “lokus yöntemi” olarak bilinmektedir (“locus” Latincede “yer” anlamına gelmektedir). Simonides (MÖ 556-468) tarafından dramatik bir olay sonucunda geliştirilmişti: Bir ziyafette çatı çökmüş ve bir ulakla görüşmek için az önce dışan çıkmış olan Simonides haricinde herkes ölmüştü. Kurbanların cesetleri öyle dağılmıştı ki, ancak kimin nerede oturduğunu hatırlayan Simonides sayesinde teşhis edilebilmişlerdi. Böylece Simonides olgulan bellekte tutmak için bunları düzenlemenin önemini fark etmiş ve mnemotekniyi (bellek geliştirme yöntemi) bulmuştu. Lokus yöntemi gibi teknikler hatiplerin (siyasetçi, filozof ya da sanatçı) konuşmalarını tamamen akıldan yaptıkları o dönemde çok önemliydi.
Sayfa 48 - Boğaziçi üniversitesi Yayınları·Kitabı okudu
Mili ve James’in izinden giden Borges, genellemenin, kategorilere ayırmanın ve kavramlar üretmenin önemi konusunda hayalî bir argüman ortaya atar. Fikirler ya da dil kullanımında soyutlama yapma yetisi (Funes’te eksik olan bir özellik) gerçekten de düşünme yetisinin temel bir bileşenidir. Borges “John Wilkins’in Çözümsel Dili”nde (Otras inquisiciones, 1952) -elbette, uydurma- Çin ansiklopedisi İyilikçi Bilgilerin Göksel Kenti’nden alıntı yaparak anlamsız kategorileştirmenin kısırlığına dair eğlendirici bir tasvir sunar: Ansiklopedinin son sayfalarına doğru hayvanlar şöyle sınıflandırılıyor: (a) İmparatora ait olanlar, (b) mumyalanmışlar, (c) terbiye edilmişler, (d) meme emen domuzlar, e) denizkızları, (f) masal yaratıkları, (g) başıboş köpekler, (h) bu sınıflandırmaya girenler, (i) deli gibi çırpınanlar, (j)sayılamayacak kadar çok olanlar, (k) deve kılından ince bir fırçayla resmedilenler, (1) ötekiler, (m) biraz önce bir sürahiyi kıranlar, (n) uzaktan sinek gibi görünenler...
Sayfa 40 - Boğaziçi üniversitesi Yayınları·Kitabı okudu
James, Theodule Ribot’dan şu alıntıyı yapar: Şimdiki zaman geçmişe sızdığı oranda, bilinç durumumuz kaybolur ve silinir. Birkaç gün ara verilip değerlendirildiğinde, bunlardan geriye hiçbir şey kalmaz ya da çok az şey kalır: Bunların çoğu asla kurtulamayacakları büyük varolmazlık durumunda enkaza dönmüştür ve beraberlerinde varlıklarına içkin olan süre niceliğini de götürmüşlerdir.
Sayfa 39 - Boğaziçi üniversitesi Yayınları·Kitabı okudu
Spiller anıların sayısını hesaplama yöntemine örnek olarak (parantez içinde gösterilmiştir), Torquay’dan Totnes’e yaptığı bir ziyareti ele alır: Torquay’dan (1) Tottness’e [metinde öyle] (2) trenle gittim; (3) varışım ve (4) yürüyüşümün diğer bir kısmı; (5) rıhtımı görüyorum; (6) sandalla Dart’ta gidiyoruz; (7) nehir daralmaya başlıyor; (8) şimdi tepeleri görüyorum; (9) nehir sık sık daralıyor; (10) kendi kendime (11) bir çiftliğin göründüğünü söyledim. Yazar sayfa 187’de bu hatıraları derleme zamanını da tasvir eder: Dolayısıyla biraz bohem bir hayat yarım günde yaşanacaklarla sayısal olarak özetlenebilir. Başka bir deyişle, başıma gelenlerin 10 binde birini yeniden geliştirebiliyorum, ama nicel bir bildirimin tamamen tatminkâr olmadığını da belirtmeliyim. Ayrıca ilk dokuz yılın yeniden geliştirilen sistemleri bir dakikalık faaliyetin uzamından daha fazla tutmaz ve bu kısa aralıkta yeniden geliştirilebilir; ayrıca uyanık yaşamın on saatini bir güne paylaştırırsak, yukarıda bahsi geçen kısımda başımdan geçenlerin 250 binde birini bile anlatmamışım demektir. Bu ifadenin Funes’le ilişkisi çarpıcıdır; Borges, Funes hakkında şöyle yazar: Bütün rüyalarını, yan-rüyalarını yeniden canlandırabiliyordu. İki ya da üç kere bütün bir günü yeniden canlandırmıştı; her bir yeniden canlandırma, hiç kesintisiz, tüm bir gün sürmüştü, (s. 101)
Sayfa 38 - Boğaziçi üniversitesi Yayınları·Kitabı okudu