Kendimizi başka insanlarda tanıyoruz, kim olursa olsun, üstelik bu insanların her birine, var olduğumuz sürece hükümlüyüz. Bütün hayatların, yaşayan herkesin bir toplamıyız, kendimizi aramaya devam ediyoruz ve ne kadar ısrarla çabalasak da bulamıyoruz...
İnsanlar nasılsalar öyleler, değiştirilemezler; tıpkı insanların yaptığı, yapmakta olduğu ve yapacakları nesneler gibi. Doğa değer farkı tanımaz. Yalnızca tüm zayıflıklarıyla, bedensel ve ruhsal pislikleriyle insanı bilir...
Her zaman kendimizden bir adım öndeyiz ve alkışlayalım mı yoksa alkışlamayalım mı, bilmiyoruz. Ruh halimiz tahmin edilemiyor. Her şeyiz ve hiçiz. Hiç şüphe yok ki er ya da geç, tam orta yerde mahvolacağız. Bunun dışındaki her şey akılsızca iddialardır. Kelimenin tam anlamıyla, tiyatrodan yola çıktık. Doğanın kendisi gerçek bir tiyatro. İnsanlar ise, bizatihi tiyatro olan doğanın içindeki, kendilerinden artık pek bir şey beklenmeyen oyuncular...