Avuçiçimden öptü, yanık izim iyileşti. Gözlerimin içine baktı, ailem olabileceğine inandım. Yürüdü, yollarda bıraktığı adım izlerini takip etttim. Sırtını döndü, izlerinden çektiği acıları hissettim. Güldü, bir mahkum için umutlandım, üzüldü, merhameti ellerimden tuttu. Bütün bunların ortasında ise tekrar tekrar yere düştüm ama sarsılmaz bir şekilde Tugay'a güvenmekten hiçbir zaman vazgeçmedim, ona güvenmek benim gücümdü.
Çok acıydı ama o özgür olduktan sonra yalnızca bir kez sarılabilmiştim. Ben Tugay'ı doyasıya öpememiştim, ben Tugay'ın elinden de istediğim kadar tutamamıştım, şımarık bir kız çocuğu gibi yanağından öpüp utana sıkıla gözlerimi bile kaçıramamıştım. Biz hiçbir şey yaşamadan, birbirimize doğru düzgün dokunamadan yitip gitmiştik.
Ekilen bütün çiçekler bugün hissedilenlerle ölürdü, kağıttan bütün laleler sararırdı fakat çizimler, biz izin vermediğimiz sürece silinmez, solup sararıp gözyaşına dönüşmezler. Duvara iki dalı olan orkide çiz, bu kez sol tarafı canlı bırak, sağ tarafını cansız çünkü aşk her zaman sol tarafını seçmek demektir.
TDÇ