"Kasımpatı topluyorum gelişigüzel örülü çitin altında.
Sakince güney dağlarını izliyorum."
İki dizenin arkasında da rutubetli dünyayı unutmuş bir manzara yer alıyor. Örneğin çitlerin karşısında durup sizi dikizleyen bir kız yok veya yakın arkadaşınız güney dağlarında çalışmıyor. Böylece okurken dünyayla ilişkini koparabiliyor, manevî bir kar zarar savaşı vermeyi kesebiliyorsun.
Dağ patikasını tırmanırken şöyle düşündüm: Sadece aklın istikametinde hareket edersen insanlardan uzaklaşırsın.
Duygularınla hareket edersen sürüklenirsin. Ruhunu açarsan ve dilediğin gibi yaşamazsan sıkışırsın. Nasıl bakarsan bak, insanlarla yaşamak zordur.
Ruhları oyalayan bu deniz efkâra akar. Her durak bir başkentin varoşlarında zulüm. Zulüm ki, geceyi damarlara sürükler. Uyuyan, kaybettiğim yarınlarımdır, mahzun ve yapayalnız dünlerimi bekler..