Oraya girer girmez, kendimi dünyadan fersahlarca uzak, öteki alemde bir yerde hissettim. Sessiz, kimsesiz, derin ve bomboş bir daire. Ne bir dağ başında, ne geceleyin ormanlarda, hiçbir yerde eşine rastlanmayan bir sessizlik.. Hiçbir şey kımıldamıyor.
Yalnız bir şey anlamıştım ki, ben çok mutsuzdum. O gece de yatakta bunu kuvvetle hissettim. Gözlerim doluyordu. Meçhul ümitlere inanmadığım an, beni kurtaracak şeyin ne olduğunu bilmek istiyordum. Ümit etmek bile az. Emin olmak ihtiyacı.
Ben ondan evvel, ruhen çocukluktan çıktım, daha evvel ciddileştim. O hâlâ çocuktu. (Fakat bu da benim hoşuma gidiyordu.) Kendimde keybettiğim şeyleri onda buluyordum.