İnsanlar duygularını farklı şekillerde anlatabilir. Kimi kızarak kimi susarak kimi de severek… Duyguların dışa vurumu sanatı, edebiyatı doğurmuştur. Fiilen anlatılamayanlar sanatla anlatılmaya çalışılmış; duygulara umut aşılanmıştır. Tıpkı Cemal Süreya gibi…
Git’ diyorsun da olmuyor işte git demekle, her şeye rağmen gidemiyor insan.
Ben de sana ‘sev’ diyorum mesela, sevebiliyor musun?
Cemal Süreya
-Ben böyleyim işte! dedi. Ben garip bir kadınım... Benimle ahbaplık etmek isterseniz birçok şeylere tahammüle mecbur kalacaksınız... Çok manasız kaprislerim, birbirine uymaz saatlerim vardır... Hülasa arkadaş olduğum kimseler için pek müziç ve anlaşılmaz bir mahlukum...
Kapının önünde derin bir nefes alarak etrafıma bakındım. Tepemdeki Atlantik yazısı sönmüş, deniz dalgaları görünmez olmuştu. Gökyüzü açıktı ve garpta, ufka yaklaşmış bulunan ince bir hilal vardı.