Milyarlarca dolarlık servetin ve o şaşaalı unvanların, bir gram edep ve vizyon satın alamadığının en net kanıtıdır bu olay. Hastane açılışı gibi ciddi bir ortamda, buram buram cinsiyetçilik ve ayrımcılık kokan o pespaye sözleri "fıkra" diye fütursuzca kusmak, tam anlamıyla kibir ve yaşlı bunaklıktır.
Tepkiler çığ gibi büyüyünce PR şirketlerine yazdırılan o ruhsuz "yanlış anlaşıldım" özrü de bu çirkinliği aklamaya yetmez. Paranın verdiği küstah özgüvenle insanların onuruna saldırmak ve o salonda buna kıkırdayarak sessiz kalmak tek kelimeyle kepazelik.
Sen hiç ücretinin yükselmesi için yeterli beceriye sahip olduğun halde işten atılıp yerine bir başkasının konduğu bir yerde çalıştın mı? Hiç şirkete bağlılıktan söz edilip aslında bu bağlılığın insanların birbirini ispiyonlaması anlamına geldiği bir yerde bulundun mu? Canı cehenneme, kaybedecek hiçbir şeyim yok.
Roman,kapitalist üretim ilişkilerinin ve feodal kalıntıların işçi sınıfı üzerindeki sosyo-ekonomik sömürüsünü gerçekçi bir dille ortaya koyan güçlü bir sistem eleştirisidir. Eser, erken dönem sanayileşme sürecindeki Adana pamuk fabrikalarında, emeğin gasp edilişini ve sermaye sahiplerinin doymak bilmeyen kâr hırsını sınıfsal bir perspektifle somutlaştırır. Romanın merkezindeki Cemile karakteri maruz kaldığı ağır yoksulluk, toplumsal cinsiyet baskısı ve fabrika disiplinine rağmen egemen düzene boyun eğmeyerek proleter bir direniş ve haysiyet sembolüne dönüşüyor.Sonuç olarak eser, statükonun ürettiği modern kölelik düzenine karşı çıkan, emek ve sınıf bilincini merkezine alan ideolojik bir başkaldırı romanıdır!