Baran Çınar

Baran Çınar
@Barancnr
Türkiye’nin kimlik krizi
Bunu ben Ermeni arkadaşlarla konuşurken sık sık dile getiririm. Ermenilerin isyanı, Ermenilere yapılan zulüm lafları edilir. Hep onlara sorduğum bir soru vardır; Ermenilerle Osmanlılar, hatta bundan daha evvel, Anadolu Selçukluları ve diğerleri beraber yaşadılar, bu beraber yaşamalar boyu siz Ermeni isyanı hatırlıyor musunuz? Yoktur. Ermenilerin isyan hareketleri tıpkı Sırpların, Bulgarların, Rumların isyan hareketleri gibi 19. yüzyılda başlamıştır. Bunun nedeni çok basittir; çünkü 19. asrın sonlarından itibaren, 20. asrın başlarında Batılı kapitalizm, emperyalizm aşamasına gelmiştir. Parçalamaya karar verdiği ülkelerin başında da Osmanlı İmparatorluğu gelmektedir. Bunu parçalamak için buldukları çare de, Osmanlı İmparatorluğu içindeki çeşitli etnik grupları tahrik ederek, gerek dini açıdan gerek milli açıdan onlara bir kimlik yakıştırıp o imparatorluğu dağıtmaktır. Bunu yalnız bizde yapmıyorlardı, Rusya'da da yapıyorlardı, Çin'de de, İran'da da yapıyorlardı. Yâni bizim bu topraklarda yaşayan insanların kimlik sorunlarının tartışılmaya başlanması, emperyalizmin bu ülkeyi dağıtmak istemesinden doğmuştur. Ondan evvel hiç kimse böyle bir teşebbüste bulunmuyordu. Kendi hayatlarını yaşıyorlardı. Zaten dinlerine de müdahale edilmiyordu, dillerine de. Eğer biz onlara baskı yapsaydık, biz çekildikten sonra, onları serbest bıraktıktan sonra, dinleri, dilleri, kültürleri ile olduğu gibi çıkamazlardı. Halbuki çıktılar. Buna mukabil, İngiltere veya Fransa İmparatorluğunun topraklarından çıkanlar hâlâ İngilizce ve Fransızca konuşuyorlardı. Kültürlerini kaybetmişlerdi.
Sayfa 369·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Türkiye'den her zaman umut kesebilirsin ama her zaman da bazı olaylar çıkar, umudu diriltir. Bizim hayatlarımız hep böyledir. "Buradan hiçbir şey olmaz!" dersin; birden dipdiri bir umut yeşerir. "Bu öğretmenler ne olacak böyle?" diye sorarken olmadık fedakârlıklar yapan öğretmenlerle tanışabilirsiniz. Keza az önce işini hakkıyla yapan doktorlardan, sağlık personelinden bahsettik. Onlara bakınca umutlu olmamak mümkün mü?
Sayfa 261·Kitabı okudu
"Bizi iktisadi hayatımızı geliştirme, böylece refaha ulaşma amacına varmaktan alıkoyan iki kuvvet vardır; biri dış düşmanlardır. Bunlar bizi, bir sömürge haline koymak için ilerlememizi istemeyenlerdir. Fakat bizim için bunlardan daha zararlı, daha öldürücü bir sınıf daha vardır; o da içimizden çıkması muhtemel olan hainlerdir." MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Sayfa 209·Kitabı okudu
Tarih şu gerçeği ortaya koymaktadır: Şovenizme, saldırganlığa, ırkçılığa dayalı milliyetçilikler asla refah ortamında değil, aksine büyük acı ve sıkıntıların yaşandığı dönemlerde gelişmektedir.
Sayfa 201·Kitabı okudu
Atatürk'ün Türkiye'nin çıkarlarını her şeyin üstünde tutan, sınırları belli olmayan Turancılık gibi ham hayalleri reddeden, akılcı gerçekçi, bilimsel politikalar üretmesi gerçeğine tipik bir örnek olarak Gagauzlara (Gökoğuzlara) yaklaşımını gösterebiliriz. Ama önce Atatürk'ün genel anlamda dış Türkler için oluşturduğu strateji çerçevesindeki diğer uygulamalarını ana başlıklar halinde ortaya koymak gerekir. Atatürk'e göre Türkiye dışındaki Türklerin, Türkiye'ye topyekün göçü asla çözüm değildir. Dış Türkler bulundukları ülkelerde ulusal kimliklerini koruyarak mevcudiyetlerini sürdürmelidirler. Bu temel politikanın en somut örneklerine Lozan Barış Konferansı tutanaklarında rastlamak mümkündür. Bir şekilde yurtdışından gelen Türk asıllı göçmenleri, "kaybedilmiş ülkelerimizin milli hatıraları" kapsamında değerlendiren ve gereken önemi veren Atatürk, diğer taraftan antlaşmaya ek "Mübadele Protokolü'nde de görüleceği üzere İstanbul'daki Rumlara karşılık yaklaşık üç kat daha fazla nüfusa sahip Batı Trakya'daki Türklerin yerlerinde kalmalarını, bir başka ifadeyle mübadele kapsamına alınmamaları için kararlılık göstermiştir." Atatürk'e göre, Türkiye dışındaki Türklerin kültürel yapılarını koruyup geliştirecek; onları bulundukları ülkelerde eşit ve rahat yaşamalarını olanaklı kılacak politikaların üretilmesi şarttır. Bu açıdan Türkiye ile iyi ilişkiler kurmak isteyen özellikle komşu ülkelerin, içlerindeki Türk azınlığa karşı duyarlı ve saygılı olma zorunluluğunu hissetmesi sağlanmalıdır. İşte, Lozan Barış Antlaşması başta olmak üzere, komşu ülkelerle yapılan ikili anlaşmalarda Türk azınlıkların korunmasına ilişkin hükümlerin yer alması, bu politikanın bir tezahürüdür. Hatta Atatürk bu antlaşmalarda Türkiye sınırları dışında yaşayan Türklerin temel insan haklarının güvence altına
Sayfa 95·Kitabı okudu