Baran Murat Bayar

Baran Murat Bayar
@Baranmurat
Mütercim tercüman
Üniversite
İzmir
İzmir karşıyaka, 24 Eylül 1999
15 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
10/10
·238 syf.··
2021 2. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2021 12:45
1. Yazarın üslubunu ve kitabın kurgusunu beğendim. Daha ilk sayfalarda yazarın ustalığı belli oluyordu zaten. 2. Kitap tarihi bir roman gibi yapılandırılsa da fantastik bir roman imgesi oluşmuş. Dikkatle okunursa yazarın kendisi diyor ki romanında, bu bir düştü, sen benim düşümdesin, sen ben zihnimin ürünüsün...gibi ifadelerle yazdığı eserin tamamen fantastik bir kurgu olduğuna işaret ediyor ve rüyalara çokça gönderme de bulunuyor. 3. Yazar çok başarılı, kitabı okurken bir yandan hep düşündüm olayları nereye bağlayacak diye. Olayların bağlanma şekli ve yerleri kusursuzdu bana göre. 4. Yazarın yazdığı eserin içine dahil olup UZUN İHSAN EFENDİ ve kendi zihninde yazdığı karakterlerle sohbet etmesi (BÜNYAMİN) eseri güçlü kılmış. Ayrıca kitabın başında Haliç'e bir yenilmez dev edasıyla giren Arap İhsan'dan hiç bahsedilmiyor. Ben şahsen okurken ana karakterin o olduğunu sanmıştım. 5. Dikkatimi çeken diğer nokta da Karakterlerin psikolojilerine neredeyse hiç yer vermemesi. Edebi perspektif açısından eksiklik olarak gördüm. "gelgelelim" ve "gel gör ki" kelimelerinin sık sık kullanılması anlatımı biraz bozmuş gibi geldi bana. 6. İhsan Oktay Anar, Osmanlıca kelimeleri çok fazla kullanmış. Kitapta olay örgüsü çok akıcı şekilde yazılmış fakat kitapta kullanılan birçok kelimenin otantik ve kolay anlaşılamaz olması bir negatiftir benim açımdan. Yani olay örgüsü yalın, cümle türleri ve kelime seçimleri kompleks bir yapıda harmanlanmış. Ancak kendi açımdan değerlendirmem gerekirse, kelimeler bilinmese bile cümlenin içeriğinden anlamlar çıkarabildim. 7. Kitap bence felsefe anlamında oldukça zayıf buldum. Fakat düş içinde düş örgüsü, yazarın zihninde kendi yazdıklarına göndermelerde bulunması, rüyalar aracılığıyla varoluş sorgulaması yapılması çok hoşuma gitti ve beni kitapta tuttu. 8.
1000Kitap
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,7bin okunma
Reklam
10/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2021 3. kitabı
- Kitap aslında bakarsanız, baskıcı devlet rejiminin bilimsel teknikleri ve teknolojilerini kullanarak bireyciliğe ve özgür seçimlere sahip bireyler yerine, mevcut sistemin istediği gibi yaşayan ve belli normlar çerçevesinde yaşayıp düşünen insanların yaratılmasını eleştiriyor. - Kitap beni "İyi olan ne?" ve "İyilik yolunda her şey mübah mı?" gibi soruları sormaya itti şahsen. Yazar kitapta genel olarak ahlaki sınırları sorgulamış. “Mekanizasyon” belki de kitaptaki en öne çıkan bir başka tema. Yazar bizden ahlak kavramına bir de bu açıdan bakmamızı istemiş bence ve bu arada İnsanlara iyiliğin insanlara empoze edebileceğimiz bir kavram olup olmadığını sorgulatmış. 1-) Kitapta suç, şiddet, tecavüz, hırsızlık ve zorbalığın kol gezdiği bir distopya kurulmuş. Kimsenin can ve mal güvenliği yok. Kitabın ilk bölümü kısaca Alex’in ve çetesinin yediği haltları anlatıyor. 2-) İkinci bölümde, Alex'in yakalanarak hapse atılması ve orada devletin suçluları ıslah etme amacıyla oluşturduğu deneysel bir tedaviye katılması anlatılmış. 3-) Üçüncü ve son kısımda ise, tedaviden sonra yeniden topluma salınması ve başına gelenlerden bahsediliyor. - Benim, bu kitapta en dikkatimi çeken şey, suçluların ıslahında “bilinçaltısal çağrışım” denilen bilimsel deneylerin kullanılması ve bu deneyin sonucunda insanların iyiliği seçmek zorunda kalıp, hür iradelerini şiddet için kullanamamaları. Ben şahsen aklı selim her insanın fikri hür vicdanı hür olmasını isterim. Okurken kendi kendime “Acaba böyle bir şey olmalı mı? Ya da hiç olmaması daha mı iyi?” diye kendi kendime sormadım değil. 4-) Şimdi, böyle insanların yaşadığı bir toplumu yönettiğini düşün. Bir yanda masum ve zulüm gören insanlar var, bir yanda da engelleyemediğin suçlar ve ıslah edemediğin suçlular var. Sen ne yapardın? Ya da neleri
1000Kitap
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,1bin okunma
Bazı insanlar boş zamanlarında seninle konuşurlar, bazıları ise seninle konuşmak için zaman ayırırlar.
Edebiyat
Çünkü sen, sadece okuman gerektiğini düşündüğün şeyleri okuyorsun. Sadece sana öğretilmiş sorulara cevap arıyor, sadece sana verilen cevaplara iktifa ediyorsun. Sana böyle öğretilmiş; bunun dışına çıkmak aklına bile gelmiyor. Birilerinin, bir şeyleri her zaman senden daha iyi bildiğine eminsin. O birileri bir şeyler söylese de bir kanaat oluştursam diye adeta ağızlarının içine bakıyorsun. Onlar bir şey söylemeden sana bir soru sorulacak diye ödün kopuyor bazen, suspus oluyorsun. Ama birisinin daha önce verdiği cevap elinde hazırsa onu verebileceğin her soruya balıklama atlıyor, cansiperane savunuyorsun dağarcığındakileri.
Edebiyat
Ne kadar çok anladıysam O kadar derinlere battım, Sıkıştım kaldım...
Edebiyat
Reklam