Kitap ilginç bir gerçeklikle başlıyor. Ölüm habercisi adında bir organizasyon var. İnsanlara ölmeden önce telefonla ulaşıp 24 saat içinde ölecekleri söyleniyor. İlk karakterimiz Mateo hayatı boyunca bu aramadan korkup hayatını güvenli alanı olan evinde geçiriyor ve gerekmedikçe dışarı da çıkmıyor. Rufus ise 4 ay öncesinde ailesini, ölüm habercisinden aldıkları telefon ile kaybediyor ve koruyucu aileye veriliyor. İkisine de ölüm habercisinden telefon gelince “Son Arkadaşım” adlı uygulamadan birbirlerini buluyorlar. Hayatları son günlerinde değişiyor ve bir çok ilki birlikte yaşıyorlar.
Kitap başlarda biraz yavaş başlasa da ortalara doğru çok güzel ve akıcı ilerlemeye başladı. Romanı iki kişi tarafından okumak çok güzeldi. Devam kitabının olduğunu bildiğim için sanki ölmeyecekler gibi okudum ve sonlarında biraz şaşırdım. Sonu baya duygulandırdı.
“24 saat içinde öleceğinizi bilseydiniz ne yapardınız?” Hayata dair düşünmeye iten bir kitap. Anı yaşamayı, yeni anlar yaratmayı, korkmamayı ve keşke dememeyi öğretiyor.