Barkın Can Topcu

NİETZSCHE’Yİ TERSTEN OKUMAK İnsanlar oluşun dağlarını tırmanırken, Varlık’ın kendi-sine egemen olmayı arzularken hiçbir şey olmayı başaran tek varlıktır. Çünkü amaçları ve aklıyla çelişki için-dedir. Amaçlarını gerçekleştirmek isterken aklına, aklına uygun yaşamak isterken amaçlarına ihanet etmektedir… Ben Nietzsche'yi tersten okuyorum. Ondandır Nietzsche'yi yazıp, durmadan Nietzsche ile kavgaya tutuşmam. Nietzsche dilimi zenginleştiriyor, Nietzsche kavramlara bakış açımı değiştiriyor. Ama aynı Nietzsche yarattığı üst insan prototipi ile zayıf olanın mezarını kazarken ben kesintisiz oluşlar içinde Varlık’ı ait olduğu yerde, dünyada, toplumsal ilişkiler içinde arıyorum. Zayıfın kinini, kıskançlığını, menfaatini değil; özgürleş-me arzusunu, hakka olan inancını temel alıyorum ve özgürlüğün toplumsal bir değişim olmadan gerçekleşemeyeceğini biliyorum. Oysa Nietzsche toplumsal olanın üzerinde durmuyor, dünyaya egemen olan adaletsizlik, eşitsizlik onu rahatsız etmiyor. Hristiyanlığın Tanrısı ile sosyalizmin değer yargıları arasındaki güçlü tarihsel antagonizmayı görmüyor, bunun yerine pozitivizm de dâhil olmak üzere hepsini aynı kefeye koyuyor. Her neyse... Bu yapıt boyunca yürüyeceğim. Bunları konuşacak çok vaktimiz olacak. Yine de sizden bir şey rica ediyorum. Beni ne salt mantıkla ne de salt imgelerin dünyası ile okuyun. Ta ki nefesimin tükendiği zamana gelene kadar. Aşkı da konuşacağız. Aşkı da yaşayacağız. Ama asla onu aşamayacağız. (Barkın Can Topcu)
Reklam
İŞGAL EDİLEN ANLAMLAR DÜNYASINDA BİR DONKİŞOT’UN MÜCADELESİ Peşimi bırakın, anlamlar dünyasının da... Cahilsiniz, evlenmeyi çoluk çocuğa karışmayı, parayı, gücü, aptallığı ve amaçsızlığı, hiçbir şey bilmeyip deneyimlere sığınmayı bir halt sanıyorsunuz. Oysa sizin deneyimlerinizin hiçbir karşılığı yok. İktidarlarınızın tarihi kan ve cehalet kokuyor. İşte bu yüzden buradayım, hiçbir zaman burada olamadığım yerde, yolculuğun kendisinde... İşte bu yüzden bu yapıtın yazarı olarak Ben hem Benim hem de hiç kimse.... Anlamlar dünyasının doğasıyla oynuyorsunuz, onu kendi yanılgılarınıza ortak kılmayı arzuluyorsunuz ve var olan gerçeklik sizde hiçbir kaygı uyandırmıyor. Sizi küçümsemiyorum çünkü esaretinizin kaynağını iyi tanıdığımı düşünüyorum. Ben sizi değil, iktidarınız eleştiriyorum ve biliyorum ki sürekli olarak olumsuzlamadan, daimi bir yıkıcı gücün eşiğinden geçirmeden yasalarınızı, her şey aynının cehenneminde işlemediği suçun cezasını çekmeye devam edecek. Tam da bu nedenle, özgürlük bilincinizin gelişmesini bekleyecek zamanı yok bu yerkürenin çünkü yaşam bir yangının içinde feryat diken kurtuluşu bekliyor. Tanrı’nın dahi yaratmak önce yıkması gerekmez mi? Yaptığım iş bir Donkişotçuluktan fazlası olmayacak belki ama kafamdaki doğrularla yaşayamıyorum. Zira bir insanın doğrularını hayata geçirememesi, hep bir Tanrı’nın gelip olayların akışını değiştirmesini beklemesi bir cehalet öyküsü değil de nedir? İnsanın yıkıp yeniden yaratması adına bekleyeceği tek şey içindeki kuvvenin olgunlaşmasıdır.(Topcu, B.C)
VARLIK VE HİÇLİK DÜELLOSUNDA YALNIZLIĞA ÖVGÜ Ben buradayım ve yazıyorum. Hepsi bu. Yazmasaydım delirmeyecek, bizzat yok olacaktım. Zira, kendini ifade etmeden yaşamak dünyanın en büyük işkencelerinden biri değil de nedir! Hayır, rahatlamıyorum; var oluyorum, varlığı tadıyorum hepsi bu! Söylememem gereken şeylerle yargılanıyorum. Yarattığım olumsuz izlenimlerle. Oysa tüm bu şeylerin dışındayım ben, ortak değilim yalandan dünyalarınıza... Sizin, aklınız, muhakeme yetinize ihtiyacım yok, gölge etmeyin yeter! Hiçlikle varlık arasında dövüşen biri olarak elbette sizin mantığınıza ortak olmayacağım, hatta bununla övünebildiğimi söyleyebilirim. Sizin dünyanıza ortak olamam, burası kesin. Beni, varlıkla hiçlik arasındaki bu düellodan kurtarabilecek birinin olduğunu hayal dahi edemiyorum çünkü burası benim dünyam. Size kendi dünyalarınızda mutluluklar dilerim! Çok isterdim, sizi kendi düelloma ortak etmeyi ama tarihinize baktığımda kan ve gözyaşından başka bir şey göremiyorum. Üstelik siz kanı ve gözyaşını Tanrılarınız ilan ettiniz, dünya tarihinin büyük sayfalarının böyle yazılacağına inandınız. Oysa, ben sizin tarihinizde yalnızca bir şeyi seviyorum, aşkı!(Topcu, B.C)
İnsanın en büyük zaafı, gelecek adına şimdinin imhasını hayatını bir cehenneme çevirmek pahasına da olsa hiç çekinmeden gerçekleştirmesidir.
İdeoloji, dünyayı kendi pornografisiyle süslediğinde yaşam artık benliğin parçalanmış nü resmidir.
Reklam