Ölüm kavramının insan doğası üzerindeki yeri göz önünde arındırılmadan tarihsel çözümleme yapılamaz. Tarih, ölümün tezahürüdür. Tarih insanın ölüme başkaldırışıdır. Ve en nihayetinde zorunlu olarak paradoksal bir sürecin dışa vurumudur.
Hakikatin bir kavram olarak töz olup olmadığı, nesnel bir görüyle hareket edildiğinde salt dilsel bir problemden fazlası değildir. Çünkü hakikat her zaman bir öznenin hakikatidir. Teolojik hakikatse insanın çocukluk dönemine ait bir imgelemdir. İnsan hakikat budur dediğinde artık kendisini kendisi içinde dondurmaktadır.
Kökleri 13.yüzyılda Bacon’a kadar uzanan pozitivist felsefenin amacı Aristotelesci metafiziği insan bilgisinden dışlamak ve bilimsel deneyin gücünü artırmaktı.
Aydınlanma, bilimi de nesnel ile öznelin kesin sınırlarla birbirinden ayrılması ve nesnelin üstünlüğü temelinde tanımlamıştır. Bilim ayrıca mantığın duyguya egemen olması ve aklın bedeni incelemesidir.