Bu tespitlerin ardından feminist iktisatçılar, iktisadın bu eril yapısından kurtarılarak nasıl geliştirilebileceği sorusunun yanıtını aramaya koyulduklarında. aslında yanılın tespitlerinin içerimlerinde yattığının farkına vardıklarını; bu bağlamda da çözümün, modernist bilim anlayışının tanımladığı sınırlara hapsolunan iktisadın, öncelikle bu sınırlarından kurtarılmasıyla mümkün olabileceğini keşfettiklerini ifade ediyorlar. Bu nedenle de feminist iktisadın yukarıdaki soruya yanın, daha önceki yöntemlerin reddedilerek yerine yenilerinin konulması biçiminde değil, yöntem (bilim)sel sınırların kaldırılması şeklinde oluyor.
Öncelikle amaç, ‘ekonomide kadın’ı değil, ‘kadın bakış açısını da içerecek bir biçimde’ ‘ekonomi’yi incelemektir. Şöyle ki, iktisat yazının daki mevcut yaklaşımlar ve özellikle de egemenliğini ‘anaakım’ nitelemesiyle ilan etmiş olan, bu bağlamda da iktisat disiplininin adeta sınırlarını tanımlayan neoklasik iktisat, eril toplumsal cinsiyetçi bir bakışla kadını ve kadın deneyimlerini disiplinin sınırları, marjları dışına itmektedir, tşte fe minist iktisadın hedefi, bu sınırların ardındaki ideolojiyi (yapısızlaştırarak) açığa çıkarmak ve iktisadı bu sınırlarından kurtararak marj dışındakiler-marj içindekiler ayrımını anlamsız kılmaktır.
Metafizikle sanatı bir araya getirmek, bilimsel temeli inkar etmek, sırrı yüceltmek ve bunların hepsini ruhun ihtiyacına bağlayarak haklı çıkarmak, sonra da tümünü hakim sınıfın ve onun devletinin hizmetine koşmak.