Barış Turhan

Barış Turhan
@Baristurhan
9/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 09:01
Kitap, terapi odasında geçen insan hikâyeleri üzerinden ölüm, kaygı, yalnızlık, pişmanlık ve hayatı anlamlandırma çabasını çok sade ama derin bir yerden anlatıyor.Her hikâyede insanın kendine dokunan bir yer bulması mümkün. Çünkü aslında anlatılan sadece danışanların hikâyesi değil; hepimizin bir şekilde ertelediği, bastırdığı, yüzleşmekten kaçtığı şeyler. Psikolojiye, insan ilişkilerine ve varoluşsal sorgulamalara ilgi duyan herkese tavsiye ederim.
Günübirlik HayatlarIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 201616,2bin okunma
Reklam
Puan vermedi·256 syf.··
2026 16. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 16:58
İlişkiler üzerine sade, anlaşılır ve yer yer insanın kendine dönüp bakmasını sağlayan bir kitap. Büyük iddiaları yok kitabın. Tamamen sohbet havasında, bir söyleşi zaten. Okuması son sayfayasına kadar keyifliydi. Evli olsun olmasın, ilişkisi olsun olmasın herkesin ilişkilere, iletişime ve kendisinin ve karşısındakinin duygusal ihtiyaçlarına biraz daha dikkatli bakmasını sağlayabilecek bir kitap.
Bu İlişkiyi KonuşmalıyızGülcan Özer · Kronik Kitap · 2025810 okunma
2/10
·208 syf.··
2026 15. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 16:26
Uzun zamandır bu kadar abartıldığını düşündüğüm bir kitap okumamıştım. Bahçıvan ve Ölüm, yazarın babasının kaybı üzerinden şekillenen; ölüm, yas, hatıra, baba-oğul ilişkisi ve hayatın kaçınılmaz sonu üzerine kurulu bir metin. Kitabın hakkını teslim etmek gereken yerler var elbette. Gospodinov, babasının ölümü üzerinden ucuz bir acıtasyon kurmuyor. Okura “bakın ne kadar acı çekiyorum” diye bağıran, duygusal pornoya yaslanan bir metin yazmamış. Bu açıdan ölçülü, sakin ve hatta zaman zaman zarif bir tarafı var. Bahçıvanlık temasının da güzel bir metafor olarak kullanıldığını söyleyebilirim. Bahçe, toprak, ekmek, biçmek, hasat, ürün yetiştirmek… Bunların hepsi yaşamı temsil ederken; ölüm de bütün bu döngünün kaçınılmaz son durağı olarak tasvir ediliyor. Hayatın büyüyen, serpilen, sonra solan bir şey olduğu fikri kitabın ana damarlarından biri. Bu sembolizm kötü değil; hatta yer yer oldukça anlamlı. Ama bütün bunlara rağmen kitap bana geçmedi. Ne duygusal olarak içine girebildim ne de anlatının ritmine tutunabildim. Metin bana fazla kopuk geldi. Bir roman değil, tam anlamıyla anı değil, günlük hiç değil. Biyografiyle otobiyografi arasında duran, parçalı bir yas defteri gibi ilerliyor. Bu yapı bazı okurlar için etkileyici olabilir ama bende tam tersi bir etki yarattı. Okurken sürekli dışarıda kaldım. Sanki birinin çok kişisel bir acısını okuyordum ama o acı bana edebi olarak ulaşmıyordu bir türlü. Ölüm elbette hepimizin kapısına gelecek olan büyük gerçek. Sevdiklerimizin kapısına da.. Bu anlamda kitabın meselesi çok güçlü. Baba kaybı, ölüm korkusu, hatıraların elde kalışı, insanın geçmişle vedalaşamaması… Bunlar çok derin konular. Fakat mesele güçlü diye kitap da otomatik olarak güçlü olmuyor. Benim için burada sorun tam da buydu. Kitabın derdi büyük ama anlatımı o
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,3bin okunma
4/10
·168 syf.··
2026 14. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 14:12
Bu kitabı büyük bir beklentiyle okumaya başladım. 2019 senesinde bir psiklog tanıdığım önermişti. Çok zaman sonra okumam kısmet oldu. Hakkında çok fazla övgü duymuştum; insanın acı, hayatta kalma, anlam ve varoluş üzerine derin bir metinle karşılaşacağını düşünüyordum. Fakat ne yazık ki kitap beni beklediğim kadar içine alamadı. İlk bölümde Viktor Frankl’ın toplama kampı deneyimleri anlatılıyor. Elbette anlatılanların tarihsel ve insani ağırlığı tartışılmaz. Böyle bir yaşanmışlığın karşısında mesafeli cümle kurmak bile zor. Ancak okuma deneyimi açısından baktığımda, bu bölümün beni duygusal olarak içine çektiğini söyleyemem. Anlatılanların korkunçluğu ile metnin bende bıraktığı etki arasında garip bir mesafe kaldı. Belki beklentim çok yüksekti, belki de yazarın anlatımındaki gözlemci ve psikolojik mesafe benim metinle bağ kurmamı zorlaştırdı. İkinci bölümde Frankl’ın kendi geliştirdiği logoterapi yaklaşımı anlatılıyor. Burada kitap daha çok psikoloji ve terapi eksenine kayıyor. İnsanın temel motivasyonunun haz ya da güç değil, anlam arayışı olduğu fikri değerli. Bu düşünce elbette üzerine durulmayı hak ediyor. Fakat bu bölüm de benim için yer yer teorik ve kopuk ilerledi. Kitabın ilk bölümündeki kamp anlatısından sonra daha güçlü, daha sarsıcı bir bağ kurulmasını beklerdim; fakat logoterapi kısmı bende beklediğim açıklığı ve etkiyi yaratmadı. Üçüncü bölümde ise dolaylı biçimde Freud’a ve klasik psikanalize yönelik eleştiriler seziliyor. Ancak burada da metnin neyi tam olarak merkeze aldığını kavramakta zorlandım. Bazı fikirler ilginçti ama bütün olarak bakınca kitabın son kısmı benim için biraz dağınık kaldı. Şunu da söylemek gerekir: Kitabı beğenmemiş olmam, kitabın değersiz olduğu anlamına gelmiyor. Aksine, anlattığı mesele çok kıymetli: insanın en ağır
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,3bin okunma
6/10
·209 syf.··
2026 7. kitabı
Bu kitap okunurken gözle değil, kulakla ilerliyor gibi :) Zira beyhan budağın sesiyle okudum satırları. Sanırım çoğu kişide aynı etki olmuştur. Konuşma dilinde yazılmış olması bende tam oturmadı. Akıcılık var ama odak kaybı yaşadım nedense sürekli. Sanki bir videoyu metne dökmüşsün ritim kaybolmuş. Bundan dolayı da geç bitirebildim. Anlattıkları faydalı şeyler, hatta yer yer iyi hatırlatmalar var. Ama çoğu şey zaten tanıdık denebilir. Daha önce duyduğun, bildiğin, hatta belki yaşadığın şeyler. Kitap yeni kapılar açmıyor, var olan kapıları tekrar gösteriyor. Yine de okunmalı. Çünkü bazen insanın yeni bilgiye değil, doğru zamanda gelen bir hatırlatmaya ihtiyacı olur.
Kendine İyi Davran Güzel İnsanBeyhan Budak · Kronik Kitap · 202512,9bin okunma
Reklam