Hikmet Hükğmenoğlu ‘nun okuduğum ilk kitabı idi.
Kitap 3-4 gün önce beni aldı, İstanbul'da Körburun diye bir adaya götürdü sabah vapuruyla. Narlıtepe diye güzel bir tepeye çıkardı beni pikniğe. Adada 1960'lardan 1980'lere kadar 20 yıldan beri kimler yaşadı, nasıl insanlardı, onları gece uyutmayan dertleri neydi, kime aşıklardı, ne hayalleri vardı da yarım kaldı, hayatları nasıl sonlandı, yarım kalan aşkları oldu mu, ayrılıklar hüzünlü müydü, ne kavga gürültüler koptu.. hepsini teeek tek anlattı. Sözünü kesmeden dinledim, kesmek hiç istemedim.
Hiç yormadan yorulmadan, başından beri sürdürdüğü merak ve keşif tadıyla çok keyifliydi okuması.
Kitaptaki akış, bölümler arası geçiş, kurgu enfesti.
Kişilerin ruhsal tahlilleri, aklından geçenlerin yansıtılmasını gerçekçi ve çok yerinde buldum. Kısaltılmamış, kesilmemiş uzun uzun yer verilmiş, kişileri okudukça artık tanıyormuşsunuz hissine kapılıyorsunuz.
Bir süredir roman açlığı yaşıyordum bu kitapla tadı damağımda kaldı diyebilirm :)
Uzun zamandır çok keyif alarak okuduğum nefis bir romandı.