Aklımızın devre dışı, sadece kalbimizin olduğu yıllar, bilirsin. Kalp git diyor gidiyoruz, sev diyor seviyoruz. Teneffüs zilinin çalması yetiyor sırtımızın ürpermesine. Koridorda iki saniye de olsa yan yana durup bir çift laf etme ihtimali varya o kızla ya da o çocukla. Elini tutmak, hafta sonu Kadıköy' de bir kafede buluşmak, sinemanın karanlığına saklanmak falan işin o kısmına öyle uzağız ki.
Bakmıyor bile bize o kızla o çocuk. Şikayetçi değiliz ama. Yoksunuluğumuzu allayıp pulluyoruz aklımızın içinde, minik kağıtlara yazıyoruz kargacık burgacık, iyi geliyor. Gizliden gizliye seviyoruz üzülmeyi. Yeni mektuplar yazacak malzemeyi sağlıyor bize üzülmek. Genç Werther görse acır halimize. Öyle şelale duygularımız. Hormonlar damarlarımızda kötü köpük dolaşırken, Sema Süreya'yı keşfetmişiz bir de. Sevda Sözleri. İnsanın ergenlikte kendine hiç acıması yok.