"Diğer ülkelerde ölünmeye devam ediliyor ve bu, ille de o ülke insanlarının daha mutsuz oldukları anlamına gelmiyor. Doğal olarak ilk günlrede bir miktar kıskançlık hissedilmiş, bazı komplolar düzenlenmiş, ölümsüzlüğün nasıl temi edildiğini anlamaya yönelik bilimsel casusluk girişimleri olmuştu, ancak o günden bu yana yaşadığımız zorluklar göz önünde tutulduğunda, bu ülkelerdeki genel kanının, Ucuz kurtulduk, cümlesi ile özetlenebileceğini düşünüyoruz."
"Sen sözcüklerin nesnelere iliştirilen etiketler olduklarını bilmiyorsun galiba, sözcükler nesne değildirler, nesnelerin gerçekte nasıl olduklarını, hatta gerçekte nasıl adlandırıldıklarını bile hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz, çünkü onlara verdiğimiz isimler, adı üstünde onlara verdiğimiz isimlerdir yalnızca."
"Ölüm tüm canlılar için bir miydi acaba, insan da dahil olmak üzere, hayvanları öldüren ölümle, yerdeki ottan yüz metre yüksekliğinde bir sequoiandendron giganteum ağacı da dahil olmak üzere bitkileri öldüren ölüm ya da öleceğini bilen bir adamla, bir gün öleceğinin farkında bile olmayan bir atı öldüren ölümler aynı mıydı aacaba? Peki kendisini kozasına hapseden ve kapıyı ören ipekböceğinin ölüm anı hangisiydi, bir ölümden yeni bir yaşamın doğması nasıl olabiliyordu acaba, kelebeğin yaşamı böceğin ölümünden mi doğmuştu, yoksa kelebekte yaşadığına göre ipekböceği hiç ölmemiş miydi?"
"Ülke hiç olmadığı kadar karışmıştı, güç odakları karmaşa içindeydi, otorite sarsılmıştı, değerler hızla altüst olmuş, vatandaşlık bilincinin kaybı tüm çevrelerde hissedilir olmuştu ve büyük bir ihtimalle tanrı bile işlerin nereye doğru gittiğini bilmiyordu."