Batuhan Hasar

Batuhan Hasar
@Batuhanhsr
Her insanın içinde sayısız teller var ve herkeste başka başka. Bazen iki kişide aynı teller titreşebiliyor, o zaman "Birbirimizi bulduk!" diyorlar. Fakat yalnız bu teller titreşmeye devam ettiği müddetçe... Benim içimdeki tellerde acayip bir sihir var: Herkesin teliyle uyumlu titreşebiliyor. Ben herkesi anlıyorum. Fakat buna mukabil benim tellerimin titreyişi esnasında sessiz kalanlara karşı bir kin, kin değilse bile bir küçümseme duymaktan kendimi alamıyorum. Yanımda götüreceğim kimsenin benden ayrı telleri olmasına tahammül edemem.
Sayfa 14 - Flora Kitap
Edebiyat
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yalan, art niyetli olmamak şartıyla, her zaman başvurduğumuz bir yöntemdir. Ve hangi yalan kötüdür; bunu ancak her insanın içi, ruhsal asaleti belirler. Kıyas yapmaya imkan yoktur. Aynı yalan birbirine göre düşkün veya asil olabilir. Bunu iç güdülerimiz ve ruhumuzun kabiliyetleri tayin edecektir.
Sayfa 10 - Flora Kitap
Edebiyat
Koflaşmak: Gücünü, zindeliğini yitirmek
Düşünce
Yunan Büyük Taarruzu/ Kütahya - Eskişehir Savaşı
Osmanlı hanedanının atası Osman Bey'in 600 yıl önce beyliğini ilan ettiği tarihi yerdi burası. Karacahisar'da doğan o küçücük beylik üç kıtaya yayılarak görkemli bir imparatorluk olmuştu. Ama değişen ve gelişen hayata ayak uyduramadığı, kendini yenileyemediği, aydınlanmayı yaşayamadığı için giderek koflaşmış, büzülmüş, sonunda da bitmişti. Son Türkler, bu yıkıntıdan yeni bir devlet çıkarmak için çırpınmaktaydılar.
Sayfa 187 - Bilgi Yayınevi·Kitabı okudu
Tarih
Yunan Büyük Taarruz/ Kütahya - Eskişehir Savaşına Hazırlık
Sabah İstanbullular, Kızılay'ın çağrısına uyarak para yardımı yapmak üzere gazetelerde sıraya girdi. İleri gazetesinin dar idarehanesime sığmayanların büyük kısmı, dışarıda kalmıştı. İçerde, daha afyonu patlamamış olan huysuz idare memuru, bir deftere, söylene söylene, bağış yapanın adını ve bağış miktarını yazıyordu. " Kahveci Ali, 100 kuruş." " Eskici Yusuf, 50 kuruş." " Hallaç Asım, 75 kuruş." " Bakkal Ahmet, 100 kuruş." " Terlikçi Adem, 200 kuruş." Sırada, küçük, cılız bir oğlan vardı. Bir önceki bağışçının çocuğu sana memur, öfkeyle, yürüyüp yol vermesi için işaret etti. Ama çocuk yürümedi, büyük bir ciddiyetle, bütün servetini çıplak masanın üzerine bıraktı: " Hasan, 5 kuruş." Suratsız idare memurunun birdenbire gözleri doldu. Ağladığını göstermemek için yüzünü, kocaman mendilinin arkasına saklayarak gürültü ile burnunu sildi.
Sayfa 47 - Bilgi Yayınevi·Kitabı okudu
Tarih