“Yalnızlık... Yalnızlık gece ayazında sabaha kadar beklemek gibidir.ısınmak için güneşin doğmasını beklersin ama o güneş hiç bir zaman doğmaz. Yalnızlık bulmadığın sevgiyi başka yerlerde aramak gibidir. Ne yaparsan yap onu bulamayacağını bilirsin ama yine de denemekten vazgeçmezsin onun boşluğunu hep başka şeylerle doldurmaya çalışırsın. Yalnızlık aynı havaya soluyup da bir türlü yan yana olamamak gibidir... Aldığın her nefeste onun kokusunu duymak istersin ama yapamazsın. Aldığın her nefes ciğerini acıtmaya başlar. Yalnızlık dediğin eski bir sandalyenin gıcırdamasıdır yalnızlık..”
Sevdiğini güldürmek istemeyen âşık değildir. Aşk aynı zamanda bir soytarıdır. Elbette biliyorsun bunu. Arada bir kendisini efendi gösteren kıyafetlerini çıkarır ve başka bir kılıkta görünmeyi sever; yolcu, gezgin, ayyaş ve hatta kimi zaman dinleyeni gülmekten öldüren bir deli.