Biyografisini okuduktan sonra kitapları okunduğunda yazarın kişiliği, inançları, ideolojisi gibi faktörlerin eserle okuyucu arasına bir set çekme ihtimali yok değil, tabii ki bilinçli bir okuyucu bunun farkına vararak bunu engelleyebilir fakat eserin içeriğini kendi eleştiri süzgecinden geçirirken bunlara yine de takılabilir. Yalnız eserin, yazarın kişiliğinden ve bahsettiğimiz diğer değerlerinden bağımsız olmadığı gerçeğini göz önünde bulundurarak yazarı tanımanın eseri tanımayı ve anlamayı kolaylaştırıcı etkide bulunabileceğini de söyleyebiliriz.
Yazarın biyografisini okumadan yapacağımız okumanın da ön yargılarımızdan arınmış bir okuma olacağı aşikar, tamamen içerikle başbaşa kalmış oluruz. Peki burada eseri bir bütün olarak -biyografisini sonradan da okumadan- sindirebilir miyiz tartışılır.