Beyza Ayas

Beyza Ayas
Kitap,Film,Makale,Video,Gezi,Haber... İlgimi çeken,beğendiğim ne varsa başta kendim için ilgilenenlere de faydalanmaları amacıyla paylaşmak içindir sayfam
İşgal Kolonilerine Ziyaretler
Eliezer Ben-Yehuda,Birinci Aliya sürecinde Kudüs'e gelip yerleştikten sonra,Filistin topraklarındaki Yahudi yerleşimlerinin sayısı da artmaya başlamıştı. Osmanlı yönetimi,o dönemde henüz "Siyonist işgal projesi" resmen gündeme taşınmadığı için,Yahudilerin Filistin'e yerleşmesine göz yumuyor ancak sayılarını kontrol altında tutmaya çalışıyordu. Aynı zamanda sıkı bir siyonist olan Ben-Yehuda, bir taraftan "Osmanlı vatandaşı" kimliğiyle Filistin'i serbest bir şekilde adımlarken,bir yandan da bu Yahudi kolonilerini ziyaret ederek oradaki insanlara İbraniceyi öğretmenin yollarını arıyordu. O dönemde kadim şehirlerdeki Yahudi cemaatleri dışında,Yahudilerin yaşamaya başladığı başlıca koloniler şunlardı: Petah Tikva İsmi "Umuda Açılan Kapı" anlamına gelen Petah Tikva,1878'de,Filistin topraklarında yüzyıllardır zaten yaşamaya devam eden Yahudiler tarafından kurulmuştu. Petah Tikva'nın ilk sakinleri,öncelikle Eriha bölgesine yerleşmeye çalışmışlar ancak Sultan II. Abdülhamid'in müdahalesiyle kendilerine toprak satışı engellenince,buraya yönelmişlerdi. Vaktiyle bir Müslüman köyünün yer aldığı bölge, susuzluğu ve çoraklığı sebebiyle zaman içinde terk edilmiş,ilk Yahudi yerleşimcilerin ardından,1883'te Baron Rothschild'in ekonomik desteğiyle kalıcı bir Yahudi şehrine dönüştürülmüştü. Zikron Yaakov Hovevey Tsiyon akımına mensup Romanyalı Yahudiler tarafından 1882'de kurulan koloni,Hayfa bölgesindeki çok sayıda muvazaalı satıştan* birinin sonucunda Siyonistlerce satın alınmıştı.1883'te bölgeyi kendi himayesi altına alan Baron Rothschild, yerleşkeye babası James Jacob Mayer de Rothschild'in adını verdi. Zikron Yaakov, "Yakub'un Hatırası" demekti. Hadera Litvanya ve Letonya'dan Filistin topraklarına göç eden Yahudiler için tesis edilen Hadera,Yehoşua Hankin'in Selim el-Huri adlı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ana Dili İbranice Olan İlk Çocuk
31 Temmuz 1882 günü,Eliezer ve Devora çiftinin bir erkek çocukları dünyaya geldi.Devora, oğlunu kucağına aldığında ona şöyle seslendi:"Yaldi!''* Böylece,Eliezer'in ona hep söylediği,''Sen bu topraklarda,iki bin yıldır İbranice konuşan ilk anne olacaksın!'' sözü gerçekleşmişti. Ben-Yehudaların oğlu da modern dönemde ana dili İbranice olan ilk çocuk sıfatıyla tarihe geçti. Eliezer "Ben-Siyon"** adını verdiği oğlunun yetişmesinde son derece hassas davranıyordu. Her şeyden önce,Devora'ya çocukla sürekli İbranice konuşması konusunda direktif vermişti. Oğlunun bulunduğu odada asla başka bir dil konuşulmayacaktı. Eliezer öylesine çılgındı ki,doğum tebriği için gelen dostlarını dil imtihanına tabi tuttu;İbranicesi yeterli olmayanları işaret diliyle konuşmak mecburiyetinde bıraktı. Ben-Yehuda dil konusunda o kadar takıntılıydı ki, eşi bazen onun tavırlarına anlam vermekte zorlanıyordu. Doğumdan kısa süre sonra, Devora bir gün evde akrep görmüş ve İbranice olarak haykırmıştı:"Eliezer koş, bir akrep!"Kocasının cevabı şöyleydi:"Kaç kere söyleyeceğim!'Akrev' değil, 'akrav'!" İbranice bir kelimede yapılan telaffuz yanlışını düzeltmek, tehlikeli bir durumda kalan karısının yardımına koşmaktan daha öncelikliydi onun için. Böyle bir evde, haliyle,Ben-Siyon'un büyüme çağları da travmalarla dolu olacaktı: İbraniceden başka bir dil duyar da "dimağı bozulur" diye mahalledeki çocuklarla oynamasına müsaade edilmeyen Ben-Siyon,eve misafir geldiğinde yine aynı gerekçeyle arka odaya kilitleniyordu. Eliezer ona kendi yazdığı masalları, şarkıları ve bilmeceleri aktarırken, zavallı çocuk ciddi bir menankoli ve asosyalliğin içine sürükleniyordu. Komşuları genç anne-babayı kınıyor, çocuklarının ise "gerizekalı" olduğunu düşünüyordu. Ben-Siyon Ben Yehuda,4 yaşına kadar hiç konuşmadı, tek kelime
Osmanlı Kudüs'ü
1800'lerin ikinci yarısında Kudüs, dünyanın farklı ülkelerinin rekabet ve çatışma sahalarından birine dönüşmüştü. Batılı devletler konsolosluk ve temsilcilik açmak için birbiriyle yarışırken, Osmanlı hükümeti de dönem dönem,siyasi yakınlık ve ittifak süreçlerinin gidişatına göre,tüm bu ülkelere Kudüs'te çeşitli imtiyazlar tanıyordu. Bu siyasetin neticesi olarak Kudüs'ün farklı noktalarında kiliseler, misafirhaneler ve konutlar yükseliyor, şehrin nüfusu da dini ve etnik bakımdan gittikçe çeşitleniyordu. Şehrin Müslüman kesiminde eşraf aileleri önemli makamları kendi tekeline almıştı. Halidiler, Hüseyniler, Naşaşibiler, Decaniler, Alemiler, Nimriler, Bağdadiler, Hicaziler bu ailelerden bazılarıydı. Müslümanların ve Hristiyanların ön planda bulunduğu Kudüs'te,aynı dönemde Yahudiler de varlık göstermeye başlamıştı. 1492'de İspanya ve Portekiz'den sürgün edildikten sonra Osmanlı coğrafyasına sığınan Yahudiler, kuzeyden Saraybosna-Üsküp-Selanik-İstanbul güzergahını izlemiş, güneyden ise Mağrib-Tunus-Mısır hattıyla Kudüs'e ulaşmıştı. Yüzyıllar içinde geçtikleri coğrafyalardaki Osmanlı ve İslam kültüründen derin bir biçimde etkilenen Sefaradlar*, 1800'lü yılların başından itibaren Filistin topraklarına yerleşmeye başlayan Aşkenaz** Yahudilerinden keskin farklarla ayrışıyordu: Sefaradlar Ladino dilinde konuşurken,Aşkenazilerin ortak dili Yİdiş'ti.*** Sefaradlarda geleneksel Yahudi inancına bağlılık oranı daha yüksekken, Aşkenazilerde Yahudilik kültüre dönüşmüş durumdaydı. Gelenek, adet ve pratik hayat bakımından da Sefaradlar ve Aşkenaziler bambaşka çizgilerde yer alıyordu. Sefaradlar, sekülerleşme ve inançsızlığı beraberinde getiren "Yahudi Aydınlanması"na son derece mesafeli dururken, Aşkenazilerde bu süreç kökleşmişti. Sefaradlar Kudüs ve Filistin'in doğal ve yerli
Filistin'e "Yükseliş"
Eliezer ve Devora, Filistin'e yerleşme kararını kendi kendilerine almış olsalar da 1881'den 1903'e kadar devam eden Birinci Aliya* dalgasının içindeydiler. Bu tarih aralığında çoğunluğu Doğu Avrupa'dan olmak üzere 25 bin dolayında Yahudi, Filistin topraklarına göç etmiş ve böylece Orta Doğu tarihinde yeni bir süreç başlamıştır. Gelenlerin çoğunluğu siyasi veya ideolojik sebeplerden ziyade ekonomik gerekçelerle göç ettiği için Birinci Aliya'ya "Tarım Aliya'sı" da denmiştir. Siyasi gerekçenin olmaması,Osmanlı yönetiminin o kadar çok sayıda Yahudinin Filistin topraklarına göçüne neden göz yumduğunu da açıklar. 1880'lere kadar farklı zaman dilimlerinde Filistin'e yerleşen Yahudi toplulukları "Eski Yişuv"** olarak isimlendirilirken,Birinci Aliya'dan itibaren gelenler "Yeni Yişuv"u oluşturdu. Eski ve yeni Yahudi toplulukları arasındaki ayrışma sonraki yıllarda giderek derinleşecek,nihayet eski nesiller tamamen sahneden çekilip onların yerini modern tarzda eğitilmiş yeni nesiller alıncaya kadar Filistin Yahudileri arasında çatışma hiç eksik olmayacaktı. *İbranicede "Yükseliş" anlamına gelen bu kelime,Yahudilerin Filistin topraklarına göç ederek yerleşmesini ifade eden siyasi-dini bir muhtevada kullanılmaktadır. ** Yişuv kelimesi İbranicede "Yerleşim" anlamına gelir.
Sayfa 43·Kitabı okudu
Haram Sayılan Dili Öğrenmek
İbranice gramer çalışmak, İbraniceyi dini ve dini dışı metinlerde ve günlük hayatta kullanmak, o dönem Yahudi din adamlarınca haram kabul edilen bir eylemdi. Nitekim dayısı,Eliezer’i, "kâfirlere özendiği" gerekçesiyle azarlamıştı. David Wolfson bu konuda o kadar katıydı ki, İbrani harfleriyle yazılan herhangi bir din dışı kitabın "necis" olduğuna inanıyordu. Bu inancın arka planında, Yahudilerin tarih boyunca yaşadıkları sürekli sürgünlerden kalma duygusal bir sebep vardı. M.S. 70’te, Romalı komutan Titus ve ordusunun Kudüs’ü harabeye çevirmesinden sonra, Yahudiler dünyanın dört bir yanına dağılmıştı.Zaman içinde ana dilleri İbraniceyi unutarak farklı kültürlere ve coğrafyalara adapte olan Yahudiler, İbraniceyi sadece ibadet dili olarak kullanıyordu. Böylece İbranice, dini ve kültürel açıdan köklere bağlılığın tek vesilesine dönüştü ve Tanrı'nın kendilerini İbranice vasıtasıyla koruyup muhafaza ettiği inancı Yahudiler arasında yerleşti. Zaman içinde adeta ilahi bir nitelik kazanan İbranicenin gündelik "sufli" işlerde, içinde yalan ve diğer günahların bolca yer aldığı günlük konuşmalarda kullanılmasına yönelik duygusal bir direniş ortaya çıktı.
Sayfa 23·Kitabı okudu