Beyza Ayas

Beyza Ayas
Kitap,Film,Makale,Video,Gezi,Haber... İlgimi çeken,beğendiğim ne varsa başta kendim için ilgilenenlere de faydalanmaları amacıyla paylaşmak içindir sayfam
"DİL VE İŞGAL"
Eliezer Ben-Yehuda ve Modern İbranicenin Doğuşu,bir yandan Ben-Yehuda'nın hayat hikayesine ve İbraniceyi yeniden konuşma dili haline getirme sürecindeki öncü rolüne odaklanırken,bir yandan da İbranicenin modern hayatta tekrar sahneye çıkmasının Filistin topraklarının Siyonistler tarafından işgalinde hayati bir etki yaptığını vurguluyor.Yahudilerin ortak bir konuşma ve iletişim diline kavuşmasının işgali sistematik hale getirdiğine ve hızlandırdığına işaret eden kitap, İsrail'in kuruluşuna giden sürecin kültürel ve duygusal altyapısının nasıl hazırlandığını gözler önüne seriyor. Eliezer Ben-Yehuda ve Modern İbranicenin Doğuşu,günümüzde İslam dünyasını adeta kilitleyen Filistin meselesinin çözümü için nasıl bir ciddiyetle ve disiplinle çalışılması gerektiğini gösteren rehber bir metin.
Reklam

Beyza Ayas

, bir kitap okudu
Puan vermedi·200 syf.·
8 günde okudu
·
2025 7. kitabı
Melikşah Sezen
9.2/10 · 63 okunma
REJİMİN KEMALİSTLEŞTİRİCİ GÜCÜ YAHUD KEMALİZMİN DÖNÜŞTÜRÜCÜ YANI --- Milletvekili yeminlerinin de mebusları -en azından söylem düzeyinde- Kemalist bir sınıra hapsettiği, hukuki bir dayatmada bulunduğu açıktır. Bu sınırları ihlal etmeden siyaset yapmak demek, doğal olarak,resmi tarihe muhalif ve onu boşa düşürecek bir tarihi bakışa sahip olmamak, inkılaplarla -içselleştirmeseler dahi- barışık olmak, rejimle kavgalı olmamak, olamamak demektir. Türkiye'de siyasetin tabiî sınırlarını işbu çerçeve ve perspektif belirler. Böyle olduğu içindir ki, Türkiye'de siyasi hareketler,doğuşu itibariyle öyle olmasa dahi, eğer Meclis'te varlık göstereceklerse, işbu torna tesviyeden geçerek adeta zamanla Kemalistleşmek mecburiyetindedirler. Ortaya konulan genel tanı kabul edildiğinde, kulağa çok iddialı gelecek olsa da, Türkiye'de sağ, sol veya merkez farkı olmaksızın tüm siyasi partilerin Kemalizmin birer yorumu olduğunu teslim etmemiz gerekecektir. Bu manada Kemalizm hem hukuki bir zorunluluk hem de siyasi meşruiyet dayanağıdır. "Nasıl ki bizde sağ sola karşı, sol sağa karşı, ikisi ortaya, orta ikisine karşı, ortanın sağı ortanın soluna, ortanın solu ortanın sağına karşı, Ayasofyacı bana karşı, ben Ayasofyacıya karşı,özetin özeti hepimiz hepimize karşı Atatürkçü." Falih Rıfkı Atay,Kurtuluş,s.55 --- Siyasi tarihimiz içinde ister mecburiyetten ve takiye usulünde ister canı gönülden söylenmiş,hemen her siyasi partinin Kemalizmi ve Mustafa Kemal'i sahiplenişine dair sözler görmemiz, göstermemiz mümkündür. Bunun sağdaki belki de en çarpıcı misallerinden biri, Necmettin Erbakan'ın "Atatürk yaşasaydı,Milli Görüşçü olurdu" sözüdür. Bu söz, zamanın icapları noktasında Mustafa Kemal'i ve asri/ ulvi amaçlarını en iyi Milli Görüş'ün idrak ve temsil ettiğini ifade etmektedir. Yeşil
DİN DİLİNİN TÜRKÇELEŞTİRİLMESİNİN BİR SEBEBİ OLMALI:HUŞU ARIYORUZ --- 1932 yılı, dinin bütün unsurlarının Türkçeleştirilmesi/Türkçeleştirilmesi teşebbüsünün zirve yaptığı senedir. Bu yılın Ramazan ayında Türkçe ezan, Türkçe salâ, Türkçe kamet,Türkçe hutbe uygulaması ardı sıra resmi makamlarca hayata geçirildi. --- Bunca gayret, bunca mesai ve bunca mücadelenin akabinde gerçekleştirilen dinî sahadaki inkılapların Mustafa Kemal’in hayatında herhangi bir karşılığı olmadığını görmek açıkçası tuhaftır.Türkçe ibadet için bunca gayrete girişen, bunca muhalefet ve eleştiriye muhatap olan Gazi,Türkçe ibadete hiç mi iştirak etmedi dersek, bunun bir istisnası var. Vefatı akabinde üzerinde tahnit işlemi gerçekleştirilen naaşı 9 gün katafalkta kaldı. Akabinde naaşın Ankara'ya gönderilmesine karar verildi ve 19 Kasım'da Ankara'ya doğru yola çıktı.Naaş Ankara yolculuğuna çıkmadan önce evvel,dinî bir vazife olan cenaze namazı da-adeta Makbule Atadan'ın cebriyle-Dolmabahçe'de kılındı. 19 Kasım 1938’de kılınan cenaze namazı, daha sonra Diyanet İşleri Reisi olacak Şerafettin Yaltkaya tarafından, Türkçe Kur’an okunarak eda edildi.ve Mustafa Kemal Paşa da böylece Türkçe bir ibadete bedenen iştirak etmiş oldu! --- Mustafa Kemal’in ve kurucu kadronun Türkçe ibadet konusundaki azmi, dinî bir özlem, İslamî bir anlam ya da huşu arayışı,Türk'ün dindarlığına hizmet düşüncesinin ürünü değildi.Bilakis Mustafa Kemal 1928 sonrasında,dönemin etkin düşünce akımlarından biri olan Sosyal Darwinizmin etkisi altında kalarak, dinlerle ve dahi İslam’la olan ilişkisini son derece silikleştirmişti. --- Mustafa Kemal ve inkılaplarını şekillendiren dar çevre, Sosyal Darwinizmin etkisiyle dini, kadim toplumların bir ihtiyacı olarak nitelendirmekte ve günümüzde miadını doldurmuş ya da doldurmak üzere olan
"İstiklal mahkemesi mücahedesinde yalnız Allah'tan korkar" Bu söz İstiklal mahkemesi'nin gerçekleştiği salonda,mahkeme heyetinin arkasında çerçevede yazılı bulunan bir sözdür.Heyet yalnızca Allah'tan korktuğu için kullardan asla korkmaz.Bu söz gerçekten doğru olabilir.Fakat bundan ancak,heyetin "Allah" olarak kimi/neyi kastettiğini anladıktan sonra emin olabiliriz. İstiklal mahkemelerinin teşekkülü,Milli Mücadele'nin gerçekleştiği günlerde ordudan firar eden asker kaçaklarını frenlemek düşüncesiyle hayata konulan "Hıyanet-i Vataniye Kanunu" na dayanır.Hıyanet-i Vataniye Kanunu evvela bu saikle çıkmış olsa da Meclis daha doğrusu savaş dönemi tüm Meclis'in otoritesini kendisinde toplayan Başkomutan ve Reis Mustafa Kemal'in otoritesini merkeze koyması bakımından ilerleyen süreçte "asker kaçakları" dışında kullanılan bir muhalefet sindirme silahına dönüştürülmüştür. ... Zulmün adına mahkeme,zalime mahkeme reisi demek,verilen hükmü adaletli kılar mı? "Allah'tan gayrısından korkmayan" İstiklal mahkemeleri,adaletinden sual olunmayan hükümleri ile bu derin paradoksu maalesef yakın tarihimize senelerce yaşatmıştır.
Reklam