REJİMİN KEMALİSTLEŞTİRİCİ GÜCÜ YAHUD KEMALİZMİN DÖNÜŞTÜRÜCÜ YANI
---
Milletvekili yeminlerinin de mebusları -en azından söylem düzeyinde- Kemalist bir sınıra hapsettiği, hukuki bir dayatmada bulunduğu açıktır. Bu sınırları ihlal etmeden siyaset yapmak demek, doğal olarak,resmi tarihe muhalif ve onu boşa düşürecek bir tarihi bakışa sahip olmamak, inkılaplarla -içselleştirmeseler dahi- barışık olmak, rejimle kavgalı olmamak, olamamak demektir. Türkiye'de siyasetin tabiî sınırlarını işbu çerçeve ve perspektif belirler. Böyle olduğu içindir ki, Türkiye'de siyasi hareketler,doğuşu itibariyle öyle olmasa dahi, eğer Meclis'te varlık göstereceklerse, işbu torna tesviyeden geçerek adeta zamanla Kemalistleşmek mecburiyetindedirler.
Ortaya konulan genel tanı kabul edildiğinde, kulağa çok iddialı gelecek olsa da, Türkiye'de sağ, sol veya merkez farkı olmaksızın tüm siyasi partilerin Kemalizmin birer yorumu olduğunu teslim etmemiz gerekecektir. Bu manada Kemalizm hem hukuki bir zorunluluk hem de siyasi meşruiyet dayanağıdır.
"Nasıl ki bizde sağ sola karşı, sol sağa karşı, ikisi ortaya, orta ikisine karşı, ortanın sağı ortanın soluna, ortanın solu ortanın sağına karşı, Ayasofyacı bana karşı, ben Ayasofyacıya karşı,özetin özeti hepimiz hepimize karşı Atatürkçü."
Falih Rıfkı Atay,Kurtuluş,s.55
---
Siyasi tarihimiz içinde ister mecburiyetten ve takiye usulünde ister canı gönülden söylenmiş,hemen her siyasi partinin Kemalizmi ve Mustafa Kemal'i sahiplenişine dair sözler görmemiz, göstermemiz mümkündür. Bunun sağdaki belki de en çarpıcı misallerinden biri, Necmettin Erbakan'ın "Atatürk yaşasaydı,Milli Görüşçü olurdu" sözüdür. Bu söz, zamanın icapları noktasında Mustafa Kemal'i ve asri/ ulvi amaçlarını en iyi Milli Görüş'ün idrak ve temsil ettiğini ifade etmektedir. Yeşil