senin teninle başlıyor gece,
yatağa düşmüyor karanlık —
senin boynundan süzülüyor bana,
ve ben orada,
bir dua gibi,
yavaşça çözülüyorum.
göğsünün kıvrımında zaman eğiliyor,
nefesin,
boğazıma dolan sıcak bir yemin gibi,
her öpücükte biraz daha kayboluyorum.
bacaklarının arasında
unuttuğum bir kelime var,
ve ben her gece
o kelimeyi tekrar tekrar arıyorum —
ellerimle,
dilimle,
sana en çok benzeyen yerlerimde.
sen çırılçıplak bir fısıltısın şimdi,
sırtında ter,
ağzında ismim —
ıslak bir dua gibi çağırıyorsun beni.
ve ben,
tanrıya değil artık,
sana secde ediyorum,
gövdene yazılmış en kutsal günah gibi.
Gömleği çıkınca, parmak uçları göğsüne dokundu. Derisinde gezinen o sıcaklıkla irkildi Christian — ama izin verdi. Bu, teslimiyetin karşılığıydı.
Christian, onu kucakladı ve yavaşça yatağa uzandırdı. Ayakta kalan tek şey aralarındaki gerilimdi.
Gözleriyle konuşmaya devam etti:
> “Bu gece ne istiyorsan o olacağım. Ama bana ait olduğunu unutma…”